MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Mera sınırlandırmasının iptali ve tescil
... ile Hazine ve ... aralarındaki mera sınırlandırmasının iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.10.2011 gün ve 21/103 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, kadastro çalışmaları sırasında mera niteliğiyle sınırlandırılan 147 ada 32 parsel sayılı taşınmazın, dedesinden babasından kendisine intikal ettiğini, elli yılı aşkın süredir eklemeli zilyetliğinde bulunduğunu, taşını toplayıp zemini düzelterek tarla haline getirdiğini, mera olmadığını açıklayarak mera sınırlandırmasının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi duruşmaya katılmış, davanın esası hakkında beyanda bulunmamıştır.
Davalı ... Kişiliğini temsilen köy muhtarı duruşmada, taşınmazın geçmişinin davacıya ait olduğunu bildiğini beyan etmiştir.
Davanın açıldığı ... Kadastro Mahkemesi 31.07.2008 tarih, 2006/1374 Esas ve 2008/154 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Hükmün davacı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 16.10.2008 tarih, 2008/4685 Esas ve 4188 Karar sayılı kararı ile mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği açıklanarak hüküm bozulmuştur. Bozmaya uyan ... Kadastro Mahkemesi'nin 27.02.2009 tarih, 2008/63 Esas ve 2009/4 Karar sayılı görevsizlik kararı kesinleşmiş, davacının süresinde başvurusu üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesi 24.02.2010 tarih, 2009/49 Esas ve 2010/36 Karar sayılı kararı ile, mahkemenin görevsizliğine karar vererek yargı yerinin belirlenmesi için dosyayı Yargıtay'a göndermiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 21.01.2011 tarih, 2010/4099 Esas ve 2011/282 Karar sayılı kararı ile ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne, 147 ada 32 parselin mera kaydının iptali ile davacı adına tarla vasfıyla tapuya tesciline karar vermiştir. Hüküm, süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin yazılı gerekçesine katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davaya konu 147 ada 32 parsel, 07.04.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, "08.02.1964 tarih ve 33 sayfa nosu ile Hazine adına tarla vasfı ile tapuda kayıtlı olup, 08.02.1964 tarihinden 20 yıl öncesi ve kadimden beri Akçakale Köyü halkı tarafından mera olarak kullanıldığı, fiili zemin durumunda da halen bu vasıfta olduğu" açıklanarak mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Tutanak itirazsız 24.05.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmaza komşu 147 ada 30, 31, 33, 34, 69, 70, 71 numaralı parseller ile tüm bu parselleri çevreleyen 20.016.226,47 m2 yüzölçümlü 147 ada 1 parsel mera olarak sınırlandırılmış ve kadastro tutanakları kesinleşmiştir. Kadastro Mahkemesi'nce 26.05.2007 tarihinde mahallinde yapılan keşfe katılan Uzman Ziraatçi Bilirkişi ... raporunda, nizalı taşınmazın topoğrafyası, toprak yapısı ve bitki örtüsü itibariyle mera alanlarına has özellikler gösterdiğini, evveliyatı itibariyle mera vasfında olup, hayvanların otlatılması suretiyle değerlendirildiğini, çevresindeki mera parselleri ile arasında bütünlük sözkonusu olduğunu, ayırıcı bir unsurun bulunmadığını, çevresindeki meradan açılarak kullanıldığını, halihazırda tarımsal amaçlı kullanılmasına rağmen kendisini çevreleyen meranın bütünlüğünü bozduğunu ve genişlemeye müsait olduğunu, mera vasıflı yerlerden olduğunu.." açıklamıştır. Rapora ekli taşınmaza ait fotoğraftan da, rapordaki tespitlerin fiili duruma ve bilimsel verilere uygun olduğu net bir biçimde görülmektedir. Her ne kadar, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05.08.2011 tarihli keşfinde görevlendirilen ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın mera niteliğinde olmadığı açıklanmış ise de, ilk keşiften beş yıl sonraki fiili durum dikkate alınarak hazırlanan rapor dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Saptanan bu somut olgular karşısında, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan ikinci ziraatçi raporuna ve takdiri delil niteliğindeki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine,13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy