MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
... ile ... ve ... aralarındaki alacak davasının reddine dair ... Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nden verilen 29.12.2011 gün ve 559/319 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde;... plakalı aracı 30.04.2008 tarihinde 6.500,00 TL karşılığında davalı ...’dan satın aldığını, karşılıklı sözleşme imzaladıklarını, bu tarihten itibaren aracın fiilen davalı eşi ... tarafından kullanıldığını,... Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nde açılan boşanma davası ile boşandıklarını, eşi ... ile satıcı ...’ın kendisi tarafından satın alınan aracı başka bir şahsa satarak kendisini mağdur ettiklerini açıklayarak ...’a vermiş olduğu bedelin tarafına iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili 08.07.2010 havale tarihli cevap dilekçesinde, aracın vekil edeni tarafından 2008 yılında davacı ile eşi ... sattığını, aracın ... tarafından kullanıldığını, devrini almaları istemesine karşın davacı tarafın iki yıldan beri devir almaya yanaşmadığını, vekil edeni ile davacı ...’ün birlikte notere gittiklerini, ancak davacı tarafın masrafı ödememesi nedeniyle devrin yapılmadığını, davalı ... ile davacının boşandıklarını, ... isteği üzerine aracın üçüncü bir kişiye satıldığını ve devrinde bu kişiye yapılmasını istediğini, bu nedenle vekil edeni tarafından trafikte yapılan işlemle aracı üçüncü kişiye devrettiğini, üçüncü kişiye aracı satan bizzat davalı ... olduğunu, vekil edeninin bir çok kez ısrar etmesine karşın davacı ve eşi hakkında yapılan icra takipleri nedeniyle buna yanaşmadıklarını, ...’nın mahkeme huzurunda alınan beyanıyla da bu hususun doğrulandığını, devir etmeme nedeninin icra takipleri olduğunu, aracın evlilik sırasında edinildiğini, bu nedenle davacının mal rejiminden kaynaklanan hakkı bulunduğunu açıklayarak vekil edenine karşı açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ..., 03.06.2010 tarihli yargılama oturumunda; ... plakalı araçtan önce başka bir aracının bulunduğunu, ... isimli kişiye 7.500,00 TL karşılığında sattığını, önce 2.500,00 sonradan 5.000,00 TL'sini davacı ... adına bankaya yatırdığını, 6.500,00 TL'sinin daha sonra ...plakalı aracın alımına harcandığını, mallarının haciz edilmiş olması ve hakkında icra takibi bulunması nedeniyle ... satın alınan aracın trafik kaydının devrini sağlamadığını, aracın noter kanalıyla satılmadığını, adı yazılı belge ile satın alındığını, ... olayla bir ilgisinin bulunmadığını, talimatı üzerine söz konusu aracın trafik kaydının üçüncü kişiye geçişinin sağladığını, üçüncü kişiye aracın 4.250,00 TL'ye satıldığını, ilk aracın satışından elde edilen paranın 1.000,00 TL'sinin eşinin bankadaki hesabında kaldığını, Yasin’den alınan aracın ise talimatı doğrultusunda satıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
.//..
2012/10744-2013/4950 -2-
Mahkemece,”.. tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucu davacının ... plakalı aracın ailesinden sağladığı para veya miras payı ile satın alındığı iddiasının kanıtlanamadığı, bu konuda hukuki ve vicdani kanaatinin oluştuğu gerekçesiyle davacının davasının reddine ,,” karar verilmesi üzerine hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 30.04.2008 tarihinde adli yazılı belge ile satın alınan araçtan kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Dava, başlangıçta ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılmış, anılan Mahkeme'nin 14.10.2010 tarih ve 2010/151 Esas 2010/731 Karar sayılı kararı ile isteğin eşler arasındaki mal rejimini düzenleyen TMK'nun 202 ve devamı maddelerinden kaynaklandığı, bu tür davalarda Aile Mahkemesi'nin görevli olduğu görüşüyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın ... Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Görevsizlik kararı 03.12.2010 tarihinde kesinleşmiş olup, dosyanın yasal süresi içerisinde ilgili görevli mahkemeye aktarıldığı belirlenmiştir.
Taraflar 31.03.1989 tarihinde evlenmişler, 07.04.2009 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanması ve 17.08.2009 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasında evlendikleri 31.03.1989 tarihinde 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrığı, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden bu tarihten boşanma davasının açıldığı 07.04.2009 tarihine kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK. m. 202, 4722 sayılı K.m.10). eşler arasında mal rejimi TMK'nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı 07.04.2009 tarihinde sona ermiştir.
Davacı dava dilekçesinde, aracı satın aldığı kişi olan ... ile onun talimatıyla ...deki aracın satışına sebebiyet veren davalı eşin ...’yı davalı göstererek alacak isteğinde bulunmuş, ancak dilekçesinin sonuç kısmında istek kısmında da açıklandığı üzere ...'a vermiş olduğu bedelin tarafına iadesine karar verilmesini istemiştir. Yargılamanın Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görüldüğü sırada dosyaya sunduğu 20.03.2011 tarihli dilekçesinin sonuç kısmında; “.. zararının mahkeme tarafından tespit edilerek davalılardan alınıp tarafına verilmesini ..” istemiştir. Bu durum karşısında eşini de davadan sorumlu tuttuğu ortaya çıkmaktadır. Bu isteğinin bir ıslah dilekçesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak ise Hakim’e (Mahkemeye) aittir. (HMK. m.26, 25, 31 ve 33)
Davalı ... hakkında sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılan bir dava ile öte yandan 20.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile ...’ya karşı açılan katılma alacağına yönelik davanın kural olarak; birlikte görülmesi mümkün değildir. Çünkü sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak açılan davanın genel Mahkemeler'de, katılma alacağı isteğine ilişkin davanın ise Aile Mahkemesi'nde görülüp bakılması gerekmektedir. Ne var ki, davanın ve kararın bütünlüğü ilkesi ile her iki davalıya karşı açılan alacak davasının aynı araçtan kaynaklanması ve alacağın tek olması durumu gözetilerek her iki davanın zorunlu olarak Aile Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. Aksi halde farklı kararların ortaya çıkması söz konusu olabilecektir.
Davacının dava dilekçesinin iyi ele alınmadığı ve formüle edilmediği açıktır. ...e karşı açılan dava sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. Ancak dosya arasında bulunan ve dilekçe ekinde sunulan 30.04.2008 tarihli “... plakalı aracını ... sattım” biçimindeki harici satış sözleşmesiyle aracın ... ’den davacı tarafından satın alındığı, sözleşmenin adı yazılı biçimde yapıldığı, ancak taraflarca uyuşmazlık konusu yapılmadığı, aracın uzun süre trafik kaydının ...’e devredilmemesinin nedeninin davalı eşi ... hakkında yapılan icra takiplerinden kaynaklandığı, bizzat davalı ...’nın beyanı ile sabit bulunduğu, ... bu nedenle trafik kaydını devretmediği, daha sonra ... talimatı ile söz konusu aracın üçüncü bir kişiye 4.250,00 TL satıldığı, ... aracı davacı ile davalı ...’ya sattığını açıkladığı, bu hususlarda da taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, somut olayda sebepsiz zenginleşme hükümlerinden kaynaklanan herhangi bir alacağın söz konusu olamayacağı, trafik kaydının devredilmemesindeki kusurun davacı ile davalı eş ...
.//..
2012/10744-2013/4950 -3-
ait bulunduğu, bu nedenle dosyadaki bilgi ve belgelerde gözönünde bulundurulduğunda, somut olayda davalı ...’in, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen araçtan kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkin bulunduğuna, aracın üçüncü kişiye satılmasıyla elde edilen paranın Mustafa tarafından edinildiğine göre katılma alacağı konusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması ile sonuca ulaşılması gerekmektedir. Usul ekonomisi de bunu gerektirmektedir.
O halde mahkemece yapılacak iş, davalı ...’nın 03.06.2010 tarihli yargılama oturumundaki beyanı, göz önünde bulundurularak ... dava konusu yapılan araçtan önce sattığı aracın plakası belirlenerek buna ait trafik kaydının satış sözleşmesinin onaylı örneği ile birlikte ilgili trafik müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, söz konusu 7.500,00 TL ye satılan aracın hangi tarihte ... tarafından satın alındığı ve hangi tarihte kaç liraya sattığı 01.01.2002 tarihinden öncesine ait olduğu belirlendiği takdirde ... kişisel mal niteliğinde bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durulması, 01.01.2002 tarihinden sonraya ait ise 7.500,00 TL'ye satılan aracın bedelinin de TMK'nun 219/1-5. bendi gereğince edinilmiş mal olduğunun gözetilmesi, bundan ayrı davacı ...’e ait ve ... beyanından geçen ilgili banka şubesinden hesabın açıldığı tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar olan hesap hareketlerini gösterir ekstrenin getirtilerek değerlendirilmesi, savunulduğu biçimde 7.500,00 TL önce davacının hesabına yatırılıp yatırılmadığı, daha sonra ne kadarının hangi tarihte çekildiği, hesapta aracın parasından kalan bir miktarın bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilmesi, ...’den alınan ancak daha sonra üçüncü şahsa 4.250,00 TL ye satıldığı bildirilen aracın gerçekten 4.250,00 TL'ye satılıp satılmadığı, satışa ilişkin gerekli belgelerin dosyaya sunulması için özellikle davalı ...’ya süre ve imkan tanınması, satışın noterde yapıldığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından aracın trafikte kayıtlı olduğu birimden trafik kaydı ile birlikte satışına esas alınan noter senedinin onaylı bir örneğinin getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde gözönünde bulundurulması, gerekirse değerlerin tespiti için (TMK.m. 232, 235) bilirkişi incelemesi yapılması, katılma alacağı hesabında TMK'nun 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddelerinin gözetilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının katılma alacağı konusunda olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekirken dosya kapsamıyla örtüşmeyen bir gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Katılma alacağı hesaplanmasında istekte bulunan eşin çalışıp çalışmamasının ya da katkıda bulunulup bulunulmamasının herhangi bir önemi ve sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 96,55 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy