MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile Hazine ve ...Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.06.2012 gün ve 140/123 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde belirttiği tescil harici taşınmaz hakkında muristen intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayanarak adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 05.01.2011 havale tarihli teknik bilirkişi raporu ve eki krokisinde A ile gösterilen 1371.94 m²'lik alanın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, yasal süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Keşifte ve 27.10.2011 tarihli yargılama oturumunda dinlenen tanıklar, dava konusu taşınmazın davacının babası muris ...'dan davacıya kaldığını bildirmekle birlikte intikal şekli hakkında bir açıklama yapmamışlar, Mahkemece miras bırakanın başka mirasçısı bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Bu halde taşınmaz miras bırakanın terekesine dahildir. TMK'nun 640/2 ve 702/2. maddelerine göre, mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerekir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin terekeye dahil bir malın tapusunun iptaline ve kendi adına tescili isteğine ilişkin dava açması mümkün
.//..
2012/10803-2013/5275 -2-
olmadığı gibi bu yönde bir davaya diğer mirasçıların oluru ile devam edilmesi de mümkün değildir. Somut olayda, öncelikle davacının babasına ait veraset belgesinin temini ile davacı dışında başka mirasçıların tespiti halinde yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca taşınmazın davacıya babasından ne şekilde intikal ettiği (satış, bağış, paylaşım vb.) açıklığa kavuşturulmalı, davacının babası ile arasında taşınmazın kendisine intikalini sağlayacak satış, bağış vb. hukuki bir ilişkinin bulunamaması halinde dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi, aksi durumda ise dosya içeriğine ve toplanacak delillere göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Bundan ayrı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre; bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Anılan hüküm göz önünde tutularak 1617 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 26.07.1972 tarihinden sonra davacı ile mirasbırakan ...ve diğer mirasçıları adına kadastro yolu ile tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğü'nden, açılmış dava olup olmadığının ise o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulup belirlenmesi, bildirilmesi durumunda belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, tescil davalarına ait dosyaların ise ait olduğu mahkemelerden getirtilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen miktar sınırlamaları yönünden gözönünde tutulması gerekmektedir. Açıklama doğrultusunda araştırma yaparak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu husus göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsizdir.
Ayrıca, dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığı Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulmadığına göre teknik bilirkişinin rapor ve krokisi sunulmak üzere çifte tapunun önlenmesi açısından tesciline karar verilen taşınmaz bölümünün tapuda kayıtlı bulunup bulunmadığının sorulması; bunun yanında, mahkemece yasada öngörülen gazete ilanının yapıldığı ve dosya arasına konulduğu görülmekte ise de; yerel ilanların yapılmamış olduğu anlaşıldığından TMK'nun 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, buna ilişkin tutanak örneklerinin dosya arasına konularak ilanların yapıldığının denetlenmesi ve en son ilan tarihinden itibaren ise yasal üç aylık sürenin dolmasının beklenmesi gerekir.
Mahkemece, bu eksiklikler yerine getirilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.