MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair ... 1. Aile Mahkemesi'nden verilen 04.04.2012 gün ve 1044/477 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, evlilik birliği içerisinde edinilerek davalı adına kaydedilen 1385 parselde kayıtlı arsanın alımına ve üzerine yapılan 3 katlı binanın yapımına vekil edeninin çalışarak katkı sağladığını açıklayarak fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere 8.000 TL katkı payı alacağının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, Bulgaristan’dan göç ettiklerini, geldikten sonra davacının yaklaşık üç aylık bir çalışmasının olduğunu, başka gelir getiren iş yapmadığını, vekil edeninin gerek belediyede memur olarak çalışarak, zaman zaman mesaiye de kalarak gelir elde ettiğini, bu gelirleri ile arsayı aldığını, yine gelirleri ile üzerine zamanla 3 katlı bina yaptığını, borçlar sebebiyle daha sonra binayı satmak zorunda kaldığını bildirmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının evlilik birliği içerisinde hiç çalışmadığı, bu nedenle katkısının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 743 sayılı TKM.nun 170. maddesi uyarınca, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen tarla ve üzerine inşa edilen binadan kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Taraflar, 1986 yılında evlenmişler, 07.09.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 06.07.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 1986 yılından 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, taraflar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 07.09.2007 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TKM. m. 202, 4722 sayılı K.m.10) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz, 04.08.1992 tarihinde tarla niteliğinde 3. kişiden satın alınmış, 26.09.2007 tarihinde davalı tarafından dava dışı 3 şahsa tapuda satmak suretiyle devri sağlanmıştır. Anılan taşınmaz tapu kaydında halen tarla görülmekte ise de yapılan keşifte üzerinde bodrum, zemin ve iki normal katlı bina bulunduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı vekili, dava dilekçesinde ve mahkemeye sunulan 16.02.2012 tarihli dilekçesinde vekil edeninin evlilik birliği içerisinde gerek sigortasız çalışarak gerekse evdeki örgü makinası ile dışarıya iş yapmak suretiyle gelir elde ettiğini bu şekilde katkı sağladığını ileri sürmüş, davalı vekili ise, vekil edeninin belediyede memur olduğunu, mesai zamanları dışında ek işler de yaparak gelir elde ettiğini, taşınmazın bu şekilde vekil edeninin gelirleri ile edinildiğini, davacının yaklaşık 3 aylık çalışma dışında gelir getiren bir iş yapmadığını bildirmiştir. Dinlenen davacı tanıkları, davacının 2-3 yıl kadar bir kreşte, daha sonra da bir tekstil fabrikasında çalıştığını, evde bulunan örgü makinası ile de kazak, şal vb giysiler yapıp sattığını katkı sağladığını, davalı tanıkları ise eldeki dosyada alınan beyanlarında davacının hiç çalışmadığını, ev hanımı olduğunu, davalının belediyede çalıştığını, başka gelirinin olmadığını, belediyeden aldığı toplu sözleşme farkları ile arsayı alarak üzerine 1995-1997 yılları arasında binayı yapıp oturmaya başladıklarını bildirmişlerdir. Davalı tanıklarından, davalının erkek kardeşi ile kız kardeşi ...ve ... eldeki dosyada yeminli beyanlarında az yukarıda belirtilen şekilde açıklamada bulunmuşlar ise de, aynı kişiler tarafların boşanma dava dosyasındaki tanık olarak alınan yeminli beyanlarında ise “…bunların göçmen olarak geldiklerinde 1992 yılında davacının (...) çalıştığı okulun merdivenlerinde…” biçiminde davacı ...’in çalıştığı yönünde bilgi vermişlerdir. Görüldüğü gibi taraf tanıkları arasında açık aykırılıklar bulunmasına rağmen Mahkemece HMK.nun 261.maddesi uyarınca yüzleştirilerek ve kendi beyanları arasındaki çelişkilerin de üzerinde durularak giderilmediği, tarla üzerindeki binanın yapımına ne zaman başlanıp bitirildiğinin, açıklığa kavuşturulmadığı, ilgili belediyeden inşaat ruhsatı ile iskan ruhsatının alınıp alınmadığının sorulmadığı, davacının ileri sürdüğü ve gelir elde ettiği konularda gerekli araştırma ve incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacı ve davalı tanıklarının yeniden usulüne uygun biçimde çağırılarak, davacının okul ya da kreşte çalışıp çalışmadığının, ne kadar süre çalıştığının ve çalıştığı süre içerisinde ne miktarda gelir elde ettiğinin, önceki beyanları da kendilerine aktarılmak suretiyle çelişkiler de giderilerek tespitine çalışılması, alınacak bilgiler doğrultusunda çalışma süresi ile geliri bakımından gerek duyulduğu takdirde bu konunun ayrıca İl ya da İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden ya da bağlı bulunan kurum ya da kuruluştan sorulup belirlenmesi, mevcut ise belgelerin istenilmesi, tekstil fabrikasında çalışıp çalışmadığının, çalışmış ise ne kadar süre çalıştığı, kazancının ne olduğunun ya da olabileceğinin, evde örgü işleri yaparak satıp satmadığının, yapılmış ise ne kadar süre bu işi yapmış olduğunun, çalışılan süreler içinde, günde ne kadar ve ne türde giysi ördüğünün, günlük ördüğü giysilerden ne kadar gelir elde ettiğinin, ayrıntılı olarak tanıklardan sorularak belirlenmesine çalışılması, gerekirse bu konularda (evinde bir kadının kendi makinesi ile çalıştığı takdirde) uzman kuruluşlardan ya da meslek odalarından bilgi edinilmesi, bu şekilde davacının elde ettiği toplam gelirinin belirlenmesi, davalının çalıştığı belediyeden çalışmaya başladığı tarihten itibaren binanın bitim tarihine kadarki sürelere ilişkin çalışma belgeleri ile gelirlerini gösteren bordroların getirtilmesi, binanın hangi tarihte yapımına başlandığının hangi katın ne zaman yapıldığının tespit edilmesi, tanıkların bu konudaki beyanlarının alınması, ayrıca ilgili belediyeden inşaat ve iskan ruhsatının getirtilmesi, arsanın alımı ile binanın her katının yapıldığı tarihlere göre varsa davacının toplam geliri ile davalının toplam gelirlerinin belirlenmesi, her birinin kişisel harcamaları ile davalı bakımından ayrıca 743 sayılı TKM.nun 152 maddesinin göz önünde bulundurulması, ondan sonra kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde katkı oranı ve katkı alacağı miktarının tespitine çalışılması, belirtilen
konularda yapılacak araştırma ve inceleme sonucu herhangi bir gelirinin saptanamaması durumunda hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri ile 6098 sayılı TBK'nun 50 ve 51. maddeleri gözetilerek mahkemece alacak niteliğinde uygun bir tazminat takdir edilerek hüküm altına alınması, dosyanın bu konuda uzman bir hukukçu ve bir mali müşavir veya muhasebeci ile serbest meslek odasından bu işlerden anlayan bir kişiden oluşacak kurula verilmesi, açıklanan esaslar çerçevesinde gerekçeli, denetime elverişli rapor istenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile Usul ve Yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy