MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair ...1. Aile Mahkemesi'nden verilen 06.06.2012 gün ve 3/380 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, evlilik birliği içerisinde edinilerek davalı adına tescil edilen 9085 ada 27 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 9 nolu meskenin edinilmesine, vekil edeninin katkısı sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL katkı payı alacağının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taşınmazın 2002 yılından önce edinildiğini, kişisel malı olduğunu, davacı eş ev hanımı olup gelir getiren bir işte çalışmadığını ve dava konusu taşınmazın edinilmesinde herhangi bir katkısının bulunmadığını, ayrıca nizalı taşınmazın satın alınması sırasında katkı sağlayacak değerde ziynet eşyalarının da olmadığını beyan ederek davacının davasının reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait ziynetlerin satılarak çekişmeli taşınmazın davalı adına satın alınması sırasında katkıda bulunulduğu kanıtlanamadığından davacının davasının reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan kanıtlar, tüm dosya içeriğinden; taraflar, 12.12.1997 tarihinde evlenmişler, 02.01.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 04.01.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 12.12.1997 tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TMK'nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, yanlar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 02.01.2009 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TKM. m. 202, 4722 sayılı K.m.10). Taraflar arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz, 21.12.1998 tarihinde 3. kişiden davalı adına satın alınmış ve 29.09.2004 tarihinde kayıt maliki davalı tarafından dava dışı 3. şahsa tapuda satılmak suretiyle devri sağlanmıştır. Davacı ... tarafından ... 2. Aile Mahkemesi'nde açılan ve görülüp 27.12.2006 tarihinde kesinleşen ...Esas ve 1163 Karar sayılı hükümle anılan taşınmazın satışının iptaline ve taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasına karar verilmiştir.
Çekişme konusu taşınmazın davalı adına tapuda edinme tarihi itibariyle eşler arasında 743 sayılı TMK'nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerlidir. Bu nedenle uyuşmazlık BK'nun genel hükümlerine göre çözülmektedir. Bu durumda eşlerin birbirlerinin mal varlıklarının edinilmesine katkılarının TMK'nun m. 6 ve 222. maddeleri uyarınca ispatlanması gerekir.
Davacı tanıklarından Müzeyyen özetle: davanın tarafları ile 5 yıldan beri görüştüğünü, davacının ev hanımı, davalının kuyumcu olduğunu, davacının ziynet eşyaları bozdurularak dava konusu evin satın alındığını, esasen davacının ziynet eşyalarının, davalının kasasında saklandığını ve evin satın alınmasındaki bedelin yarısından fazlasının ziynet eşyalarının satışı ile karşılandığını konuşmalardan duyduğunu açıklamıştır.
Diğer tanık ...ise; davacıdan duyduğuna göre, altınlar satılarak bu evin alımında kullanıldığını, ayrıca davacının annesinin ve babasının taraflara yiyecek-giyecek getirerek yardımcı olduğunu açıklamıştır.
Davalı tanıklarından ... evlenmeden önce davalının bir miktar parası olduğunu, ev almak istediğini, kendisinin yardımcı olduğunu ve evin evlenmeden önce alındığını, diğer tanıklar ise, bir miktar parası bulunan davalının bekar iken ev almak istediğini ancak alamadığını, dava konusu evi evlendikten sonra aldığını, davacının katkısının bulunmadığını bildirmişlerdir.
Davacı, ziynetleri bulunduğunu ve bunların satıldığını bildirmiş, ancak cinsleri, gramları, ayar ve adetleri konusunda dosya arasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Dinlenen davacı tanıkları ise görgüye dayalı bilgileri olmamakla birlikte ziynetlerin varlığından söz etmişlerdir. HUMK'nun 75/2-3. (HMK'nun 31.) maddesinde, Hakimin uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği düzenlenmiştir. Yine HUMK'nun 213 ve 230/1-2. (HMK'nun 147 ve 169.) maddelerinde, tahkikat hakiminin iki tarafı veya vekillerini çağırarak davanın maddi olguları hakkında beyanlarını alabileceği belirtilmiştir. Şu halde, Mahkemece davacı ve vekilinin usulüne uygun bir biçimde Mahkemeye çağırılarak ziynetler konusunda açık beyanlarına başvurulması, cinslerinin, ayar ve adetlerinin bildirilmesinin istenilmesi, davalının kuyumcu olması sebebiyle mevcut ise ziynetlerin davalının kasasında bulunmasının mümkün bulunabileceğinin düşünülmesi, yöresel örf ve adete göre ve genelde ziynet eşyalarının kadının yedinde bulunup bulunamayabileceği olgusunun araştırılıp, değerlendirilmesi, taraf tanıklarının usulüne uygun bir biçimde çağırılıp yeniden dinlenilerek beyanları arasındaki aykırılıkların giderilmesine çalışılması, ziynetler hususunda beyanlarının ayrıntılı ve somut bilgilere dayalı olmasına gayret edilmesi, bu hususta varsa fotoğrafların, düğün töreni kasetleri ya da cd'lerinin istenmesi, bunların bilirkişiye incelettirilmesi, tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi, öte yandan davacı vekili 24.01.2011 tarihli deliller listesinde “her türlü delile” dayandığını açıklamış bulunduğundan “yemin” deliline de dayandığının kabulü ile yemin teklif hakkını kullanıp kullanmayacağının davacı taraftan sorulması ve buna göre yöntemine uygun bir biçimde yemin gereğinin yerine getirilmesinin düşünülmesi, tüm bu araştırma ve incelemelere karşı davacının herhangi bir katkısının bulunmadığının ya da belirlenemediğinin anlaşılması halinde davalının kuyumcu olması, hiç olmazsa makul sayılabilecek ölçüde davacının ziynetinin bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu hususu ile hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri ve dava tarihi itibariyle taşınmazın değeri de gözönünde bulundurularak TMK'nun 227 ve 6098 sayılı TBK'nun 50. maddesi uyarınca davacıya uygun (makul sayılacak) bir miktar (tazminat) alacağının Mahkemece takdir edilmesinin düşünülmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması Usul ve Yasaya aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile Usul ve Yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy