MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.06.2007 gün ve 104/262 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ... tarafından 26.08.1984 tarihli harici satış senedi ile 164 ada 26 parsel kapsamındaki 451,28 m2'lik yerin vekil edenine satıldığını, bu tarihten beri taşınmazın vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu, üzerine ev inşa ettiğini, kadastro tespitinin kesinleşmemesi nedeniyle satış tarihinde tapuda devrin gerçekleştirilmediğini, bayiin 12.06.1977 tarihinde vefat ettiğini, mirasçıları olan davalıların tapuda devre yanaşmadıklarını açıklayarak, davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... davayı kabul etmişlerdir.
Davaya dahil edilen ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiş yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, taşınmazın harici satış tarihinde iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan, iştirakçinin tek başına yaptığı satışın geçerli olmadığı, satış tarihinde taşınmazın mülkiyeti nizalı olduğundan sözleşmenin ifa olanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 07.12.2005 tarih, ... Esas ve 2005/975 Karar sayılı görevsizlik hükmü uyarınca, ...Asliye Hukuk Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararı temyiz edilmeden 02.03.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte olan HUMK'nun 193/son maddesi hükmü uyarınca, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacı tarafın 10 gün içerisinde dilekçe vermesi veya yeniden çağrı kağıdı göndermesi zorunludur. Aksi taktirde dava açılmamış sayılır. 10 günlük süre hak düşürücü süre olup Mahkemelerce re'sen
dikkate alınması gerekir. Somut olayda, davacılar vekili yasada öngörülen 10 günlük süreyi geçirerek 14.03.2010 tarihinde başvuruda bulunmuştur.
Hal böyle olunca, davanın bu nedenle açılmamış sayılmasına karar vermek gerekirken; işin esasına girilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy