MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin korunması
... ile ... aralarındaki zilyetliğin korunması davasının reddine dair ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.05.2012 gün ve 790/367 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu taşınmazı 2007 yılında haricen düzenlenen senetle davalıdan 5000 TL bedel karşılığında satın aldığını, ne var ki, davalının, bu yeri kendisine teslim etmediğini, dava dışı başka bir şahsa sattığını açıklayarak elatmanın önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının 10.05.2012 tarihli yargılama oturumundaki açıklamaları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; davalıdan Hazine'ye ait yerin zilyetliğini devraldığı, iddiasını herhangi bir belgeyle ispat edemediği, çekişmeli yerin tapulu olduğu, tapulu yerin zilyetliğinin devir ve teslim edilmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak, tapulu taşınmazlarda kayıt maliki veya mirasçılarının 4721 sayılı TMK'nun 683. maddesi uyarınca işgalci aleyhine her zaman elatmanın önlenmesi davacı açması mümkündür.
4721 sayılı TMK'nun 974. ve devamı maddeleri gereğince tapusuz veya 3. bir kişi adına tapulu olan bir taşınmaz üzerinde üstün zilyetliğin kimde olduğu konusunda taraflar arasında zilyetliğin korunması davasının görülmesi de olanaklıdır.
Somut olayda, Hazine'ye ait olduğu yerel mahkemece kabul edilen; ancak, bununla ilgili bir kayıt ya da belge sunulmayan taşınmazdaki üstün zilyetliğin kimde olduğu hususunun araştırılması gerekir. Bunun için, taraflara varsa tüm delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, tanık deliline dayanılması durumunda tanıkların 6100 sayılı HMK'nun 243 ve 244. maddeleri (HUMK'nun 258 ve 259. maddeleri) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağırılmak suretiyle mümkün olduğunca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, üstün zilyetliğin kimde olduğunun kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı taktirde usulüne uygun olarak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar üzerinde gereği gibi durulmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy