MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.06.2012 gün ve 483/635 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttiği yaklaşık 40 dönüm miktarındaki taşınmazı imar ve ihya ettiğini, 30 yıldır aralıksız-çekişmesiz malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında ...’da bulunmaması nedeniyle tapulama harici bırakıldığını halen yonca ekili olduğunu açıklayarak taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü sürenin dolduğunu Kadastro Kanunun 14. ve 17. maddesinde öngörülen imar-ihya ve zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını, taşınmazın imar planı içerisinde ve mera vasfında olduğunu, yitik ve kaçak kişilerden kaldığını savunarak davanın reddine, taşınmazın Maliye ...'si adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu benimsenerek davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulama harici bırakılan taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar–ihya hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve Kadastro Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince tapuya tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, hak düşürücü sürenin doğduğu benimsenerek davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkeme'nin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; ... Tapu Müdürlüğü'nün 08.05.2012 tarihli yazısı ile dava dilekçesine göre uyuşmazlık konusu taşınmaz kadastro harici bırakılan yerlerde kalmaktadır.... Kadastro Müdürlüğü'nün 19.04.2012 tarihli yazısına göre ise taşınmazın bulunduğu bölgede 1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları 17.02.1984 tarihinde kesinleşmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesine göre, “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” somut olayda, uyuşmazlık konusu taşınmaza kadastro tutanağı düzenlenmemiş, kadastro çalışmaları sırasında kadastro harici bırakılmıştır. Bu nedenle, kadastro tutanağı düzenlenen ve tutanağın kesinleşme tarihinden itibaren uygulanan 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi açıklanan yasa maddesine aykırı olmuştur.
TMK. 713/3. maddesine göre “Tescil davası, ...'ye ve ilgili Kamu Tüzel Kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır”. Dava dilekçesine göre taşınmaz ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunduğuna göre davanın ... Belediye Başkanlığına yöneltilmesi gerekir. Mahkemece, davacı tarafa ... Belediye Başkanlığını davaya dahil etmek üzere süre ve imkan tanınması, ilgili belediye davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmelidir.
Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde, davacının davasının reddi ile taşınmazın ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş olduğundan mahkemece bu hususta olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davanın esasına girilerek taraflara usulüne uygun olarak delil ve tanıklarını bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, Kadastro Kanunun 14 ve 17. maddelerinde öngörülen imar-ihya ve zilyetlikle edinme koşullarının dava tarihine kadar oluşup oluşmadığı, yönünden tüm taraf delillerini toplayarak sonucuna göre bir karar verilmesi olduğu halde hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Davacı ile davalı ... vekillerinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.