MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Değer artış payı
... ile ... aralarındaki değer artış payı davasının reddine dair ... 11. Aile Mahkemesi'nden verilen 18.04.2012 gün ve 1603/618 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde tarafların ... 9. Aile Mahkemesi'nde 2006/1103 Esas, 2009/609 Karar sayılı ilamıyla boşandıklarını, kararın 25.11.2010 tarihinde kesinleştiğini, boşanma ile birlikte mal rejiminin tasfiyesi konusunda bir karar verilmediğini, evlilik birliği içinde tarafların ... İli, ... İlçesi,... Mahallesi, 1. Sokak, C-18 Blok, No-13 adresinde bulunan daireyi satın aldıklarını, daireyi davalı adına tapuya tescil edildiğini, davalının bu dairenin muvazaalı olarak babasına devrettiğini açıklayarak mal rejimi tasfiyesi yapılarak 25.000 TL katkı payı alacağının davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde tarafların 2000 yılında evlendiklerini, uyuşmazlık konusu taşınmazın 2004 yılında satın alındığını, evin satın alındığı tarihte davalının altı yıllık memur olduğunu davacının evliliğin başından sonuna kadar düzenli ve sürekli olarak hiçbir işte çalışmadığını, hiçbir katkıda bulunmadığını, taşınmazın davalının babasının çekmiş olduğu kredi ile alındığını, satış bedelinin babası tarafından davalıya bağışlandığını, evin davalının kişisel malı olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, HMK'nun 119/1-e ve f maddeleri uyarınca davacının davasını dayandırdığı iddiaların dayanağı olan vakıaları açıkça bildirmek ve bu vakıaları nasıl kanıtlayacağını açıklamak zorunda bulunduğunu, aksi halde sonucuna bizzat kendisinin katlanacak olduğunu, vakıaların açıklanması ile ilgili süre verilmesinin Yasada öngörülmediği benimsenerek davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK'nun 119/1- e fıkrasına göre “davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri…” dava dilekçesinde bulunacak hususlardandır. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre “1. fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması halinde, hakim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava açılmamış sayılır.
Görüldüğü gibi dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlardan, Mahkemenin adı, dava konusu ve değeri, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler dışında kalanlardan herhangi birinin eksik bırakılmış, yazılmamış olması durumunda, hakim, davacıya eksikliğin tamamlanması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanması halinde dava açılmamış sayılır.” Sayılan tamamlamaya tabi zorunlu unsurlar dışındaki unsurlarda eksiklik bulunması halinde ise, hakim davacıya tamamlama için kesin süre vermez. Bu unsurlarda dava dilekçesinde bulunması gereken, ancak eksiklikleri, davanın görülmeye başlamasına engel teşkil etmeyen ve fakat tamamlanmadıkları takdirde kural olarak davacının davayı kaybetmesine neden olabilecek unsurlardandır. Bu sebeple bunlar mutlaka dilekçede yer alması zorunlu olmayan, ancak uyuşmazlığın çözümü hakkında karar verilebilmesi için gerekli unsurlardandır. Bu unsurlar bulunmadığında hakimin davaya bakması esasen mümkün olmayacaktır. Dava sebebi olarak vakıalar ve deliller dilekçede yer almadan mahkemenin kendiliğinden bunları tespit ve incelemesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca bu eksiklik somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi anlamına geleceğinden, ön inceleme aşamasına geçilmeden, en geç cevaba cevap dilekçesinde eksikliklerin tamamlanmaması halinde davacının aleyhte sonuca katlanması kaçınılmaz olacaktır. (Medeni Usul Hukuku, Prof. Dr. H. Pekcanıtez, Prof. Dr. O. Atalay, Prof. Dr. M. Özekes)
Dava konusu olayda davalı 15.12.2011 tarihinde cevap dilekçesini, davalı ise 06.01.2012 tarihinde cevaba cevap dilekçesini sunmuş, Mahkemece 25.02.2002 tarihinde tarafların ön inceleme duruşması için çağırılmaları yönünde karar alınmış, 18.04.2002 tarihinde ise, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, dava dilekçesindeki tamamlamaya tabi zorunlu unsurlardan olmayan dava sebebi olan vakıaların dilekçede yer almaması sebebiyle davacıya kesin süre verilemez ise de, dava dilekçesinin unsurları eksik olduğundan dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan ve taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de Kanuna uygun olmayan bu husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına yer olmadığından hükmün 1. fıkrasının “davanın reddine” ibaresinin çıkarılarak yerine “dava dilekçesinin reddine” ibaresinin yazılarak HUMK.nun 438/7. (...nun 370/2) maddesi gereğince (6100 sayılı Kanunu 31.03.2011 tarih 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. maddeye göre) DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy