MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
... ve müşterekleri ile ... aralarındaki tapu iptalive tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.03.2012 gün ve 195/195 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, kadastro çalışmalarında davalı adına tespit ve tescil edilen taşınmazların yanların ortak miras bırakanlarından irsen kaldığını, taksim yapılmadığını açıklayarak davalı üzerinde bulunan nizalı yere ilişkin kaydın iptali ile murisin mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi, ayrıca, taşınmaz üzerindeki binanın davalıya ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı taraf, taşınmazın kendisine murisinden kaldığını, bu yerdeki binayı kendisinin yaptığını, kadastro tespitinin doğru olduğunu ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 13.12.2001 havale tarihli bilirkişi raporunda B harfiyle gösterilen 719,51 m²'lik yer için açılan davanın feragat nedeniyle reddine, aynı krokide A harfiyle gösterilen 1.274,59 m²'lik kısım için davanın kısmen kabul ve kısmen reddine,
Dava konusu 173 ada 3 sayılı parselin tapu kaydının iptaline,
Krokide B ile gösterilen kısmın son parsel numarası verilerek davalı adına tesciline,
Aynı krokide A harfiyle gösterilen bölümün dosyada mevcut veraset belgesindeki payları oranında ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına tesciline, arta kalan 980 payın ise ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 173 ada 3 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağı getirtilmiştir. Bu yerin, senetsizden, kargir iki katlı ev ve bahçesi niteliği ile 1.994,10 m² olarak 14.01.2008 tarihinde Ömer oğlu ... adına tespit görmüş, itirazsız olarak 16.05.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı halen aynı kişi üzerindedir.
... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.01.2011 tarih 2011/21-15 Esas-Karar sayılı mirasçılık belgesi dosyadadır. Davacıların ortak murisi ... 05.06.2007 tarihinde öldüğü, mirasçısı olarak ... ve 13 arkadaşının kaldığı görülmüştür.
Ayrıca,... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 13.05.2011 tarih ... Esas-Karar sayılı miras ortaklığına temsilci atanmasına ilişkin kararı mevcuttur. ...’in muris ... terekesine mümessil olarak atandığı belirlenmiştir.
Mirasçılık belgesi tavzih kararı dosyayadır. Keşif yapılmıştır. Dinlenen mahalli bilirkişiler ile tespit bilirkişisi ve taraf tanıkları ayrı ayrı dava konusu taşınmazın davacıların
miras bırakanı ... miras yolu ile kaldığını, bu kişinin sağlığında herhangi bir mirasçısına özgüleme yapmadığını ve ölümünden sonrada taksimin de yapılmadığını açıklamışlardır. Keşifte dinlenen teknik bilirkişi kroki ve raporunu dosyaya sunmuştur. Duruşma tutanakları incelenmiştir. Davada feragata ilişkin beyana rastlanılmamıştır. Dosyada mevcut diğer belgeler arasında feragata ilişkin herhangi bir yazılı belge bulunmamaktadır.
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık davacıların ve davalının eşini ortak miras bırakanı ... miras yolu ile kalan taşınmazın murisin sağlığında davalı yada davalının eşine özgüleyip özgülemediği veya murisin ölümünden sonra tüm mirasçılarının katımı ile taksim yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile tespit bilirkişisi ve taraf tanıkları; ittifakla nizalı taşınmazın muris ...’e ait olduğunu, fakat sağlığında herhangi birine satış veya bağış şeklinde temlik etmediğini, ölümünden sonra da tüm mirasçıların katılımı ile taksim yapıldığını söylememişlerdir.
Bu durumda, murisin terekesi el birliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Davalı üçüncü kişi olup dilekçesindeki iddia nedeniyle terekeye temsilci atanmıştır.
Kural olarak temyiz edilenin aleyhine bozma yasağı mevcut ise de, tapu kaydının düzgün tutulması, Devletin görevleri arasındadır. Bu durum kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle, aleyhine bozma yasağı dikkate alınmamıştır.
Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere, dosya kapsamında davada feragate ilişkin herhangi bir beyan söz konusu değildir. Kaldı ki elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi taşınmaz ile ilgili bir mirasçının feragati olsa dahi diğer mirasçıları bu feragat bağlamaz. Bu nedenle kararın hüküm kısmında 13.12.2011 havale tarihli bilirkişi raporunda B harfiyle gösterilen 719,51 m²'lik kısım için davanın feragat nedeniyle reddi doğru değildir.
Ayrıca, kararın bu haliyle infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Murisin terekesine mümessil atandığına göre taşınmazın davalı adına kayıtlı olan kısmının iptali ile veraset belgesindeki miras payları oranında el birliği mülkiyeti üzere iptal ve tesciline karar verilmesi gerekirken bir kısım mirasçılar açısından el birliği mülkiyetini ortadan kaldırarak paylı mülkiyet üzere hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Yine, davalı kişiye aynı krokinin B harfiyle gösterilen kısmının tesciline ilişkin hüküm yukarıda açıklanan ilkeye ve gerekçeye göre uygun değildir.
Hal böyle olunca, davacıların davasının kabulüne, davalı adına olan tapu kaydının tümüyle iptali ile muris ... yukarıda tarih ve sayısı belirtilen veraset belgesindeki tüm mirasçıların adına miras payları oranında, el birliği mülkiyeti üzere tapuya tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesinde bu yerdeki kargir iki katlı evin davalıya ait olduğunun şerh edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, davalıdan peşin alınan 21,15 TL'nin istek halinde davalıya iadesine 12.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.