MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.06.2012 gün ve 400/260 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... ve davalı ... taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında 111 ada 1 sayılı parselin davalı ... adına tam pay olarak aynı ada 2 sayılı parselin ise ½ pay oranında davalılardan ... ve ... adına tespit ve tescil edildiklerini, dava konusu taşınmazların vekil edeninin ve davalıların annesi olan Hava Uğur’dan kaldığını, üzerinde anne ve babalar tarafından sağlıklarında kargir binalar yapıldığını açıklayarak parsellerin tapu kayıtlarının vekil edeninin miras payı oranında iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... ve ... 22.03.2012 tarihli yargılama oturumundaki imzalı beyanlarıyla, davacı tarafından dava konusu yapılan taşınmazları miras yolu ile annelerinden kaldığını, kardeşleri ...’nin de bu arazilerde miras hak ve payının olduğunu kabul ettiklerini, araziler üzerinde bulunan evlerin kendilerine ait olduğunu, davacının evlerde herhangi bir hakları bulunmadığını bildirmişlerdir.
Diğer davalı ...’a dava dilekçesinin 7201 sayılı Tebliğat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği ve yargılama oturumlarına katılmadığı belirlenmiştir.
Mahkemece, her iki parsel ve paylar bakımından tapu kayıtlarının iptali ile ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 18.06.2004 tarih ve 2004/150 Esas, 2004/146 Karar sayıl veraset belgesi uyarınca miras payı oranında davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalılardan ... ile ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1, ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan miras payı oranında tapu kaydının iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının miras payı oranında tapu kayıtlarının iptaline karar verilmiş ise de davada yöntemine uygun bir biçimde taraf teşkili sağlanamadığı gibi yapılan araştırma ve incelemede hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davada taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın başından itibaren Mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Davalı ... temyiz dilekçesinde; Mernis sistemine kayıtlı ikametgah adresinin gerekçeli kararın tebliğ edildiği ve yukarıda belirtilen... mah. 10/A-1 sok. no:3 Bağcılar/... adresi olduğunu, Beşevler Köyüne yapılan tüm tebliğatların geçersiz bulunduğunu, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini, yapılan tebliğatın usulsüz olduğunu, ayrıca aile arasında yapılan paylaşımın söz konusu olduğunu, oturdukları evlerin babalarının sağlığında yapıldığını, davacı ablası ...’a fazladan yer verdiklerini, rızai taksim yapıldığını açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir. Davalı ... ise, davacının taşınmaz üzerinde bulunan evlerle ilgisinin bulunmadığını, taşınmazların annelerinden kaldığını, yine annelerinden kalan iki parça taşınmazı şifaen davacıya verdiklerini onun tarafından ekilip biçildiğini, babasından kalan yerlerden de davacıya verdiklerini, davayı kabul etmediklerini, her ne kadar gerekçeli kararda davayı kabul ettikleri şekilde açıklama yapılmış ise de bunun doğru olmadığını belirterek hükmün bozulması isteğinde bulunmuştur.
Dosya üzerinde yapılan inceleme de dava dilekçesinin, davalı ... adına... mah. 10/A-1 sok. No: 3.../ ... adresine tebliğ edildiği, tebliğin 7201 sayılı Tebliğat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca yapıldığı ancak tebliğ yapan memur tarafından tebliğ mazbatasına vurulan kaşeye göre, muhatabın en yakın komşusuna haber verilmiştir ibaresi yer almakla birlikte komşusunun isim ve imzası yer almadığı gibi, muhatabın adreste bulunmama nedeninin de açıklanmadığı görülmüştür. Bu durum karşısında davalı ...’a yöntemine uygun bir biçimde yapılmış bir tebliğattan söz edilemez. Açıklanan gerekçeler nedeniyle yapılan tebliğatın usulüz olduğunun kabulü gerekir. Saptanan bu durum karşısında davalı ...’nin savunma hakkının kısıtlandığı görülmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Mahkemece davalı ...’e bu imkanın tanındığından söz edilemez. Bundan ayrı, mülga HUMK'nun 73. maddesini karşılayan HMK'nun 27. maddesinde ise, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ve mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir” hükmüne yer verilmiştir. Maddede yer alan hukuki dinlenilme hakkı aynı zamanda taraf teşkilini de içermektedir. Taraflar yöntemine uygun bir biçimde davet edilip Mahkeme önünde hazır bulundurulmadıkça Hakim hükmünü veremez. HUMK'nun madde 73 ve HMK'nun 27. maddesi AİHS’nin 6. maddesi paralelinde olan hükümler olduğunun göz ardı edilmesi doğru değildir.
Mahkemece, 31.05.2012 tarihinde yapılan keşifte üç yerel bilirkişinin tek kişiymiş gibi birlikte dinlenildiği saptanmıştır. Kural olarak HMK'nun da tanıklar hakkında yer alan hükümler aynı zamanda bilirkişiler hakkında da uygulanır. HMK'nun 261.maddesi uyarınca tanıkların ayrı ayrı dinlenmeleri ön görüldüğüne göre yerel bilirkişilerin de ayrı ayrı dinlenilmeleri gerekmektedir. Mahkemece, tüm yerel bilirkişilerin birlikte dinlenilmesi anılan madde hükmüne aykırı düşmekte olup usule aykırıdır. Aksi halde beyanlar arasındaki çelişkiden söz edilemez ve gerçeği bulmak zorlaşır.
Uyuşmazlık konusu taşınmazların ortak miras bırakanları anneleri ...'dan kaldığı konusunda bir duraksama söz konusu değildir. Anılan taşınmazların terekeye dahil mallar olması nedeniyle murisin tüm mirasçılarının katılımı ile yöntemine uygun bir biçimde yapılmış bir paylaşımın olup olmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu oluşturmaktadır. Dosya arasında bulunan ve ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.06.2004 tarih ve 2004/150 Esas, 2004/ 146 Karar sayılı veraset belgesine göre, muris Hava’nın mirasçılarının davacı ile davalılar olduğu bunlar dışında başka bir mirasçısının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı terekenin paylaşılmadığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Savunma hakkı kısıtlanan davalı ... ise mirasçılar arasında rızai taksimin yapıldığını, davacıya hem annesinden ve hem de babasından gelen tereke mallarından yerler verildiğini ve onun tarafından ekilip biçildiğini savunduğuna göre Mahkemece iddia ve savunma gözetilerek taraf delillerinin toplanması, taraf tanıklarının ve Yerel Bilirkişilerin HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle çelişkinin giderilmesi tüm mirasçıların katılımıyla muris Hava’dan kalan taşınmazların mirasçılar arasında paylaşılıp paylaşılmadığının saptanması, paylaşma yapılmış ise hangi mirasçıya hangi ada ve parseldeki yerlerin düştüğünün belirlenmesi, tereke paylaşımı babalarının terekesi ile birlikte paylaşıma kabil tutulmuş ise aynı biçimde bu husus üzerinde durulması, paylaşım sonucu tüm mirasçılara düşen parsellere ait tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulması, savunma hakkı kısıtlanan ...’in temyiz dilekçesindeki hususlarında değerlendirilmesi ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalılar ... ile ...’un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine ve 133,65 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine 29.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
AG.
Full & Egal Universal Law Academy