MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra takibine itiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Alacaklı Funda Moralıoğlu tarafından, borçlu ... aleyhinde, İstanbul 2. Aile Mahkemesinin 16.06.2010 tarih ve 2010/471 E. 446 K. sayılı boşanma ilamı ekinde, ''Ali adına kayıtlı ... taşınmazın satılarak, değerinin eşit oranda taraflar arasında paylaşılacağı veya ....'nin taşınmazın satış değerinin yarısı olan 750.000,00 USD değerinde başka bir taşınmazı satın alarak, Funda adına tescil ettireceğine'' ilişkin hükmünün icrası amacıyla, ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Düzenlenen şikayete konu örnek 4-5 icra emrinde; ilamda belirtilen taşınmazın 60 gün içinde satılarak, ilamda yazılı olan yarı değeri 750.000,00 USD'nin ödenmesi veya ilam gereğince alacaklıya 750.000,00 USD değerinde bir taşınmazın satın alınması ve adına tescil ettirilmesi, belirtilen işlerden birisinin yazılı süre içerisinde yapılmadığı takdirde 750.000,00 USD'nin TCMB kısa vadeli kredilere uyguladığı yıllık % 8 faiziyle ödenmesi talep edilmiştir. Borçlunun ilama aykırı talepte bulunduğu, alacaklı tarafında seçimlik edimlerden birini tercih ederek talepte bulunmadığı, terditli olarak talepte bulunduğu gerekçeleriyle icra emrinin iptali talep edilmiştir. Mahkemece, icra emrinin ilama uygun düzenlendiğinden bahisle şikayetin reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 112/3. maddesinde... "Seçimlik mahkûmiyet hükmünü cebrî icraya koyan alacaklı, takibinin konusunu, mahkûmiyet hükmünde yer alan edimlerden birine hasretmek zorundadır. Ancak, bu durum, borçlunun, diğer edimi ifa etmek suretiyle borcundan kurtulma hakkını ortadan kaldırmaz.'' düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda, HMK.nun yukarıda açıklanan hükmü gereğince, alacaklının takibinin konusunu edimlerden birine hasretmek zorunda olduğu halde, buna aykırı olarak icra emrinde terditli olarak talepte bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda, mahkemece açıklanan yasal düzenlemelere aykırı içerikteki icra emrinin iptaline karar verilmesi yerine, yazılı gerekçeyle bu yöndeki şikayetin reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
Borçlu vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.