(3402 S. K. m. 12, 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: M. S. ile G. S. ve H.H. S. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Hadim Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.03.2012 gün ve 317/31 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre;
Sonuç: Yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.04.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı Melahat S. vekili dava dilekçesinde, kadastro çalışmaları sırasında davalıların miras bırakanı M. S. adına 08.08.2002 tarihinde tespit ve tescil edilen 222 ada 58 sayılı parselin kadastro tutanağının 22.05.2003 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu yerin vekil edeninin annesinden kaldığını açıklayarak anılan parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı G. S. vekilleri 21.09.2010 havale tarihli dilekçelerinde, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında vekil edeninin miras bırakanı M. S. adına arsa niteliğiyle tespit ve tescil edildiğini, iddianın doğru olmadığını, davacının kötü niyetli hareket ettiğini, vekil edeninin kayınpederi ile davacının vekil edenine karşı husumet beslediklerini, bahçeye sokmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Diğer davalı H. H.S.'e dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece,
davacı, taşınmazın tümünün annesinden miras kaldığını, bakımının oğlu tarafından kendi adına yapıldığını iddia etmiş ise de, keşifte dinlenen taraf tanıklarından hiçbirinin taşınmazın tümünün davacıya ait olduğunu, O'nun zilyetliğinde bulunduğunu beyan etmediklerini, davacının taşınmaz üzerinde 20 yıldan fazla sürdürdüğü bir zilyetliğinin bulunmadığını, bu hususun davacı tarafından kanıtlanamadığını
gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı M. S. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve paylaşım hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/ 1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davanın reddine ilişkin hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yüksek Daire çoğunluğunca hükmün onanmasına karar verilmiştir. Çoğunluğun bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 222 ada 58 sayılı parsel 08.08.2002 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında H. H. oğlu M.S.'in 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunduğu gerekçesiyle ve bahçe niteliğiyle M. S. adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının 22.05.2003 tarihinde kesinleşmesiyle adına tapu kaydı oluşmuştur. Parselin toplam miktarı 2310,35 m2'dir. Dava 12.05.2010 tarihinde açıldığına göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre henüz geçmemiştir.
Davacı dava dilekçesinde, dava konusu parselin tamamının annesinden kendisine miras yoluyla geldiğini açıklamak suretiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı tarafın ise, bu iddiaya karşı gözetilebilecek bir savunma getirilmemiştir. Dosya arasında bulunan davacı ile davalıların miras bırakanı H.H. ve M.'dan olma 1961doğumlu M.S.'in, Hadim Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınan 10.05.2006 tarih ve 2006/63 Esas-2006/50 Karar sayılı veraset belgesine göre 01.05.2006 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak babası H.H. S., annesi M. S. ve eşi G.S.'i mirasçı bıraktığı anlaşılmıştır. Annesi davacı sıfatına haiz olup babası ile eşinin davalı tarafta yer aldıkları belirlenmiştir. Taraf teşkili bakımından bir eksiklik bulunmamaktadır.
06.09.2011 tarihinde yapılan keşifte dinlenen murisin kız kardeşi ve davacının kızı tanık R. G., 3 parça yerin B. S., M. A. ve S. G. ağabeyi (miras bırakan) M. S. tarafından babası H. H. S. adına ve babasının parası ile satın alındığını, bu 3 parça dışında kalan yerlerin ise, davacıya annesinden miras yolu ile kaldığını, babasının yurt dışında çalıştığını, bu sebeple buraların bağ -bahçe işleri ile muris M.S.'in ilgilendiğini ancak, masrafın Hasan Hüseyin S. tarafından karşılandığını açıklamıştır. Aynı keşifte dinlenen diğer davacı ve davalı tanıkları da 3 parça yerin M. S. tarafından S. G., B. S. ve M.A.'dan satın alındığını söylemişler ancak, krokide E harfi ile gösterilen yerin kimden kaldığı konusunda bir açıklamada bulunmamışlardır. Teknik bilirkişinin rapor ve krokisine göre, krokide A, B, C ve D harfleriyle gösterilen yerlerin sırasıyla M. A., B. S., M. A. ve S.G.'ten alınan yerler olduğu tespit edilmiştir. E harfli yerin kimden kaldığı teknik bilirkişice de açıklanmamıştır. Dinlenen tanıklarda A, B, C, D ve E harfiyle işaretlenen yerlerin kimlere ait olduğunu bildirmemişlerdir. Bu konuda mahkemece, tanıklara soru da yöneltilmemiştir. Bilirkişinin bu belirlemeyi neye dayanarak raporunda açıkladığı da anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla bilirkişinin bu yöndeki açıklaması dayanaktan yoksun soyut bir beyandan ibaret kaldığından değerlendirmeye ve hükme esas alınamaz.
Davacı tanığı Y.G.'de davacının kızı ve murisin kardeşi R.G.'ün beyanı doğrultusunda açıklamada bulunmuştur. Tanıkların beyanları arasında bulunan farklılıklarda HMK'nun 261. maddesi uyarınca Mahkemece yüzleştirilmek suretiyle çelişkinin giderilmediği saptanmıştır. Açıklanan nedenlerle işin esası bakımından bir duraksama söz konusu olduğundan bu duraksamanın giderilmesi ve hakkın teslimi gerekmektedir.
Şu halde, teknik bilirkişinin krokisinde 222 ada 58 sayılı parsel içerisinde yer alan A, B, C, D ve E harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin kayıt maliki ve tarafların miras bırakanı M. tarafından kimlerden ve kimin adına, kimin parası ile satın aldığı hususunun yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, aynı şekilde krokide E harfiyle gösterilen yerin kimden geldiği, davacının annesinden terekesinin paylaşımı sonucu davacıya düşüp düşmediği, annesinden kalan yer olup olmadığı, aynı biçimde A, B, C, D ve E harfleriyle gösterilen yerlerinde bir bütün olarak davacının annesinden miras yoluyla kendisine gelen yerlerden bulunup bulunmadığı konularının dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi, teknik bilirkişiye hangi taşınmaz bölümünün hangi üçüncü şahıstan alındığı, davacının annesinden gelen yerin neresi olduğu, konularının yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına dayalı olarak kroki üzerinde işaret ettirilmesi, satan kişilerin isimlerinin kroki üzerine yazılması yönünde bozma sevk edilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeye dayalı hükmün Yüksek Daire çoğunluğunca onanması şeklinde gerçekleşen Sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy