MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile Hazine ve ... ( ...) Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 23.12.2011 gün ve 132/677 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, vekil edenlerinin zilyetlik ve tasarrufu altında bulunan, dava dilekçesinde A, C ve E harfleriyle gösterilen idari yoldan Hazine adına tescil edilen 80 parsele ait tapu kaydının iptaliyle yine dilekçede B, D ve F harfleriyle gösterilen kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan yerlerle birlikte vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.11.2003 tarihli teknik bilirkişinin raporuna ekli krokisinde B harfi ile gösterilen 23.000,94 m2 ile B1 harfi ile gösterilen 38.068,74 m2 yüzölçümlü taşınmazların davacı ..., C harfi ile gösterilen 15.056,68 m2 ile C1 harfi ile gösterilen 2765 m2 yüzölçümlü taşınmazların davacı ... ve aynı krokide E harfi ile gösterilen 34.059,62 m2 ile E1 harfi ile gösterilen 6357,26 m2 yüzölçüme sahip taşınmaz bölümlerinin ise davacılardan ... adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan iptal tescil ve tescil davasıdır.
Mahkemece, Dairemizin önceki bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Kadastro Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre uyuşmazlık konusu taşınmazların ... Nehri yatağında kalmakta olduğu nehrin yatak değiştirmesiyle dava
konusu taşınmazların oluşmuş olabileceği, 1956 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığı bildirilmiştir. Bu taşınmazlardan bir bölümü daha sonra susuz tarla niteliğiyle idari yoldan 80 parsel olarak 8.11.1978 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir. Saptanan bu somut olgular ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler gözetildiğinde dava konusu yerlerin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu bakımdan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihyanın tüm olumlu ve olumsuz koşullarının araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Dosya kapsamından taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya yoluyla edinilmesi konusunda duraksama söz konusudur. Taşınmazın içerisinde çalılık alanlar bulunduğuna göre bu gibi yerlerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının da araştırılıp belirlenmesi gerekir. Bundan ayrı, taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı üzerinde de durulmamıştır.
Bugüne kadar sapma göstermeyen Daire uygulaması gereğince tescil harici bırakılan taşınmazlar bakımından davanın açıldığı 27.05.2003 tarihinden en az yirmi yıl öncesine ait (1973-1983 yılları arası ) idari yoldan 1978 yılında Hazine adına tescil edilen taşınmaz bakımından ise tapuya tescil edildiği tarihten en az yirmi yıl öncesine ait (1950-1958 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, belirtilen tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasında konulması, yeniden yapılacak keşifte üç uzman bilirkişi jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendisler aracılığıyla hava fotoğrafları ile paftaların zemine uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, paftaları ise düzenlendikleri tarihlere göre tescili istenen taşınmazların imar ve ihyasının yapılıp yapılmadığı, kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması, belirtilen konularda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli ve karşılaştırmalı rapor alınması dava konusu yerin hava fotoğrafları ile paftaların onaylı örnekleri üzerinde işaretlenmesi, birlikte keşfe götürülecek konunun uzmanı bir fotoğrafçı aracılığıyla dava konusu yer ve çevresini gösterir biçimde “yakın plan ve panoramik fotoğraflar” çektirildikten sonra mahkemece onaylanarak dosyaya eklenmesi, daha önce götürülmeyen Ziraat Fakültelerinde toprak konusunda uzman üç akademisyen bilirkişi ile orman bilirkişi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenmek suretiyle ve gerekirse yer yer kazı da yapılarak dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, öncesinin orman niteliğindeki yerlerden olup olmadığının imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı konularında karşılaştırmalı, gerekçeli ve denetime açık rapor istenmesi, taşınmazların hududunda bulunan 417 parsel sayılı taşınmazın hükmen oluşumuna esas dosyasının da getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde nazara alınması, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine, 80 parsel içerisinde bulunan taşınmazlar bakımından ise tapuya bağlandığı tarihe kadar yirmi yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması gerekmektedir. Açıklanan hususlar gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan davacılar adına ayrı ayrı tesciline karar verilen taşınmazlardan B-B1 ve C-C1 harfleri ile gösterilen taşınmazların toplam yüzölçümü sırasıyla 61.077,68 m2 ve 40.416,88 m2 dir. Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazların 3402 sayılı KK'nun 14. maddesindeki norm sınırlamaları dikkate alınarak taşınmazın 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu uyarınca sulu tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı üzerinde durulmadan hüküm kurulması da doğru değildir.
Kabule göre de, mahkemece kabulüne karar verilen B,C ve E ile gösterilen taşınmaz bölümleri tapuda Hazine adına kayıtlı 80 parselde kaldığı halde tapu kaydı iptal edilmeden
tescile karar verilmesi çifte tapuya yol açar. Mevcut tapu kaydı iptal edilmeden, aynı taşınmazın ikinci defa tapuya tesciline karar verilmesi Kanuna aykırıdır.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy