MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı, katılma alacağı
Davacı - birleşen dosya davalısı ... ile davalı - birleşen dosya davacısı ... aralarındaki katkı payı alacağı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 9. Aile Mahkemesi'nden verilen 31.05.2012 gün ve 657/865 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı - karşı davalı vekili ve davalı - karşı davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, vekil edeni ile davalının 1983 yılında evlendiklerini, ... 1 Aile Mahkemesi'nin 2005/672 Esas sayılı dava dosyası ile boşandıklarını, evlenmeden önce vekil edeninin 01.10.1980 tarihinde Sağlık Bakanlığı'nda çalışmaya başladığını, bu çalışmasını evlendikten sonra da 20.02.1992 tarihine kadar sürdürdüğünü, çocuklarının bakımı nedeniyle ve davalının isteği üzerine 1992 yılında işten ayrılmak durumunda kaldığını, davacının davalıya ait çalıştırdığı şirkette gelip gitmesine razı olmadığını ve şirketten ayırdığını, isteğe bağlı sigortalı sistemine davacıyı geçirdiğini, 2000 yılında emekli olduğunu, genç kızlığı döneminde biriktirdiği ve düğününde takılan yaklaşık 4 kg altın ve bilezik takıyı davalı eşine verdiğini, şirkete sermaye yaptığını, davalının şirkette %20 oranında pay sahibi olduğunu, böylece şirketteki payını arttırdığını, ... Otomotiv Şirketi adı altında iş gördüğünü, 18.12.1983 tarihinde itibaren vekil edeni ile birlikte elde ettikleri müşterek gelirleri yatırıma yönlendirilmesiyle davalının mal mülk sahibi olduğunu, ayrıca müşterek çocukları ...’ın 1992 yılında yapılan sünnet törenin de takılan takılarında aynı şirkete sermaye yapıldığını, böylece davacıya ait evlilik öncesi yapılan birikimler ile evlilik sırasında düğünde ve sünnet töreninde takılan altınlar ile davacı tarafından edinilen taşınır ve taşınmaz mallarda % 50 oranında katkısı olduğunu açıklayarak dava dilekçesinin 6 nolu bendinde A, B, C, D, E, F, G, H, İ, J, K, L, M, N, O, P, R, S harflerle gösterilen alt bentlerinde sırasıyla açıklanan 2661 ada 8, 1451 ada 19, 5314 ada 33 (zemin kat 8 nolu dükkan), 5314 ada 33 (zemin kat 7 nolu dükkan), 1534 ada 4, 18953 ada 1, 14234 ada 1, 1789 (arsa nitelikli) ve 1878 (arsa nitelikli) 46217 ada 1 sayılı parseller ile Kiska çalışanları yapı kooperatifinde davalıya ait 9 adet tripleks villa, 410 (arsa nitelikli), yine 410 (arsa nitelikli), 11 ve 15, 1120 ada 37, 1120 ada 38, 327 (tripleks villa), 41046 ada
14 nolu parsellerde bulunan taşınmazların davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, ziraat finansal leasing kredisi kullanılarak yurt dışından getirtilen 3 adet biçerdöverinde davalı adına trafikte kayıtlı olduğunu, davalının ağabeyi ...adına trafikte kayıtlı ... plakalı 4x4 ... jip’in bulunduğunu, esasen davalı ... tarafından alındığını açıklayarak 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallardan kaynaklanan ½ oranındaki katkı payı alacağı ile 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen mallardan doğan yine yarı oranındaki katılma alacağının ve davalıya ait nakit paralardan da ½'sinin yasal faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 6000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 08.02.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere harcını da yatırmak suretiyle isteğini toplam 500.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili 12.07.2005 tarihli cevap dilekçesinde; davacının Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak Sağlık Bakanlığı'nda çalıştığını, tarafların 1983 yılında evlendiklerini, müşterek çocukları doğunca işten ayrıldığını, bunun doğru olduğunu, ancak edinilen mallara bir katkısının bulunmadığını, mal varlığının tamamının davalının ailesinden gelen mal varlığı olup, çalıştığı dönemde aldığı maaşların ancak davacının kendi şahsi ihtiyaçlarını karşıladığını, artırmanın olanaksız bulunduğunu, 4 kg. altın olduğu yönündeki beyanın gerçeği yansıtmadığını, 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen iki taşınmazın evlenmeden önce gelen edinimlerle davalı tarafından alındığını, kişisel malı olduğunu, davacının da üzerinde ev ve araç bulunduğunu belirterek tüm istekler bakımından davanın reddine karar verilmesini savunmuş, 23.06.2006 harç tarihli dilekçesiyle de, cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamakla birlikte açtığı karşı dava ile davalı üzerinde kayıtlı bulunan ... plakalı araç ile ...Kooperatifi'nden edinilen ev bakımından yapılan katkı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25.000,00 TL alacağının davacı-karşı davalı ...’ten tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden; “davacı - karşı davalı ...’in davasının kısmen kabulü ile 280.237,45 TL alacağın davalı - karşı davacı ...’den tahsili ile davacıya verilmesine, alacağın 46620,00 TL sinin dava tarihinden (20.06.2005) 233.637,45 TL sine karar tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya dair talebin reddine, birleşen ... 2. Aile Mahkemesi'nin 2006/637 Esas 2006/924 Karar sayılı davalı – karşı davacı ...’in davasının ise, Mukaddes’e alınan taşınmaz ile aracın bağış niteliğinde olduğu gerekçesiyle reddine” karar verilmesi üzerine hüküm, davacı - karşı davalı ... vekili tarafından reddedilen taşınmazlara vekil edeninin altınlarla katkısının bulunduğunu, ıslah dilekçesinde hangi taşınmaza ne kadar cins ve sayıda altınla katkıda bulunduğunun açıklandığını, çalışmaktan kaynaklanan katkısının da bu taşınmazlara yapıldığını, jeep her ne kadar davalının ağabeyi adına kayıtlı görünüyor ise de aslında davalı tarafından alındığını ve edinilmiş mal olduğunu bu nedenle verilen miktarın düşük olduğunu, sürekli zarar eden bir şirketten gelen gelirlerle bu kadar malın edinilmesinin mümkün olmadığını, altınlarıyla bu malların edinildiğini, reddedilen karşı davanın onanması gerektiğini, davalı ... vekili tarafından ise edinilmiş mal kabul edilen iki taşınmazın 01.01.2002 tarihinden önce ailesinden gelen kişisel mallarla alındığını, edinilmiş mal olduğunu, davacının Sağlık Bakanlığı'nda çalışan 8. derecede maaş alan bir memur olması nedeniyle katkısının olamayacağını, bundan ayrı boşanma davasında, 10.0000,00 TL manevi ve 25.0000,00 TL maddi tazminatın Mukaddes yararına takdir edildiğini, kesinleştiğini, bu paranın davacı ... tarafından alındığını, bunlarında edinilmiş mal olması nedeniyle davalı yararına hesaptan düşürülmesi gerektiğini, ... plakalı araç ve ...kooperatifinde bulunan davalıya ait davanın reddedilmesinin doğru olmadığını, vekil edeninin de bağış kastıve iradesinin bulunmadığını, aynı kararda yerel mahkemece davalının hem bağış yapabilecek kadar varlıklı ve hem de aynı zamanda davalının katkısına muhtaç olduğunun
nasıl izah edileceğinin düşünülmesi gerektiğini gerekçe göstermek suretiyle hükmü temyiz etmişlerdir.
Dava, Mülga 743 sayılı TMK'nun 170. maddesi gereğince eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlar ile taşınırlardan kaynaklanan katkı payı alacağı ile 01.01.2002 tarihinden sonra yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nca yasal mal rejimi olarak kabul edilen ve TMK'nun 202, 218, 219, 222, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan edinilmiş mallardan kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Taraflar 18.12.1983 tarihinde evlenmişler, 13.06.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 16.02.2009 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 18.12.1983 tarihinden 01.01.2002 tarihinde kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 13.06.2005 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TKM. m. 202 4722 SK. m.10)) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Davacı – karşı davalı ... vekili dava dilekçesiyle cevap dilekçelerinde saydıkları taşınmazlara hangi cins ve sayıda altın ile katkıda bulunduklarını açıklamış iseler de, 4 kg altının ne şekilde elde edildiği ve nerede hangi kuyumcuda bozdurmak suretiyle paraya çevrilerek davalıya verildiği ya da bizzat altın olarak teslim edildiği konularında kesin ve inandırıcı herhangi bir kanıt elde edilmemiştir. Hangi ve ne kadar altının hangi tarihte bozdurulduğu, hangi taşınmaza harcandığı yönünde herhangi bir delil bulunmamaktadır. İddia soyut beyanlardan ibaret kalmaktadır.
TMK'nun 6 ve 222/1. maddesi gereğince herkes iddia ve savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Zaten davacı ... sadece 18 parça taşınmazdan 5314 ada 33 nolu parselde bulunan 7 ve 8 nolu dükkanlar, 327, 46237 ada 1, 46217 ada 1, 2661 ada 8, 46234 ada 1 ve 41046 ada 14 sayılı parsellere hangi cins ve sayıda altınla katkıda bulunduğunu açıklamış, diğer taşınmazlara ne şekilde hangi koşullar altında altın ya da parayla katkıda bulunduğunu bildirmemiştir. Bu nedenle, açıklanan 8 parça taşınmaz dışında 10 parça taşınmaza ziynet eşyalarıyla yapılan herhangi bir katkısının olmadığı dosya kapsamı ile sabittir. İlk 8 parça taşınmaza yapılan katkı ise az önce açıklandığı gibi soyut beyanlardan ibaret olup, iddiasını ispatlayamamıştır. Nakit paraya yönelik davacı iddiasıda kanıtlanamamıştır.
Davacı ...’in dosyadaki bilgi ve belgelere göre 01.10.1980 tarihinden 24.12.1992 tarihine kadar çalıştığı anlaşıldığından, evlendiği tarihten işten ayrıldığı tarihe kadar edindiği gelirle bu dönem içerisinde alındığı anlaşılan 5314 ada 33 parselde bulunan 7 ve 8 nolu dükkanların alımına katkısının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Uzman bilirkişilerce bu yönde yapılan araştırma, inceleme ve değerlendirme sonucu davacının, katkı oranının %3,33 olduğu kabul edilerek her iki dükkanın dava tarihindeki değeri ile çarpılması sonucu bulunan toplam 46.620,00 TL katkı alacağının dosya kapsamına, delillere ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Taşınmazlar mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiş olup, bu dönemde çalışan (davacı) eşin çalıştığının kanıtlanması halinde davalı eşin ekonomik durumuna bakılmaksızın edinilen mallara katkısının olduğu dairece kabul edilmektedir. Öteden beri Daire uygulaması da bu yöndedir.
Davalı ... tarafından 2003-2004 yıllarında alınan 3 adet biçerdöver ile 06.01.2005 tarihinde edinilen ancak davalının ağabeyi adına trafikte kayıtlı bulunan jeep ve 14.10.2003 tarihinde satın alınan 1534 ada 4 parseldeki 6 nolu bağımsız bölüm ile 18953 ada 1 parselde bulunan ve 31.12.2003 tarihinde edinilen 6 nolu daire, 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen mallara katılma rejimi süresi içerisinde edinildiklerinde kural olarak, edinilmiş
mal olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar jeep ... adına kayıtlı ise de, dosya arasında bulunan banka hesap ekstrelerine ve belgelerine göre ... şubesinde davalı ... adına bulunan hesaptan 60.000,00 Euro kredinin kullanıldığı, toplam 30 ay vadeli kredinin aylık ödemesinin 1883 Euro olarak belirlendiği, boşanma davasının açıldığı ve eşler arasındaki mal rejiminin sona erdiği 13.06.2005 tarihine kadar (03.02.2005 ile 06.06.2005 tarihleri arasında) toplam 5 taksitin ödendiği, taksitler halinde ödenen toplam miktarın 16.232,41 TL olduğu, böylece Hüseyin tarafından alınan jeep için edinilen mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde ödenen bu paranın edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerektiği, hesaplamada da bu miktarın gözönünde bulundurulduğu, jeepinde edinilmiş mal olması nedeniyle belirlenen miktarın yarısının davacının katılma alacağı olarak hüküm altına alındığı, bu konuda kanuna aykırı bir durumun olmadığı belirlenmiştir.
İlk bakışta davalının isteği üzerine müşterek çocuklarının doğumu nedeniyle davalının işinden ayrıldığı ve gelir kaybına uğradığı konusunda bir değerlendirilme yapılması gerektiği düşünülebilir ise de (ki bu konuda henüz tartışılmış bir durum söz konusu değildir) somut olayda, davacının isteğe bağlı sigortalı yapıldığı ve buradan emekli olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bu nedenle açıklanan konuda şu aşamada bir düşünce üretmeye gerek görülmemiştir. Öte yandan, davacı evlilik öncesi ve sonrası çalışması sonucu elde ettiği gelirlerle davalının aldığı taşınır ve taşınmazlara katkıda bulunduğunu bildirmiş ise de, çalışmasının karşılığı tüm gelirin hatta kişisel harcaması dahi düşürülmeden iki dükkanın edinilmesine katkıda bulunulduğu görüşüyle katkı alacağının hesaplandığı yukarıda açık bir biçimde belirlenmiştir. Bu nedenle davacı ... ve vekilinin tüm bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Davalı ... vekilinin asıl dava ile karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili yargılama sırasında sunduğu dilekçe ve yargılama tutanaklarındaki beyanları ile temyiz dilekçesinde edinilmiş mal kabul edilen iki taşınmazın 01.01.2002 tarihinden önce vekil edeninden ve onun ailesinden gelen paralarla alındığını, bu nedenle kişisel mal olduğu ileri sürülmüş ise de, bu konuda savunmalarını destekleyecek hiçbir delilin dosyaya sunulmadığı ve savunmanın beyanlardan ibaret kaldığı belirlenmiştir. Kural olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallar TMK'nun 222/son fıkrası gereğince edinilmiş mal sayılmakta ise de, bunun aksinin hiç şüphesiz kanıtlanması mümkündür. Bu konuda alınan taşınmazların bedellerinin herhangi bir bankadan çekilen kişisel para veya havale edilen para ile alındığına ilişkin banka dekontu ve buna benzer belgelerin dosyaya sunulmadığı delilleri arasında da bunlara yer verilmediği saptanmıştır. TMK'nun 222/3. fıkrası uyarınca bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir, hükmü yer almaktadır. O halde, söz konusu malların kişisel malla alındığı hususunda ispat yükü davalı ...’de olup, onun tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Ne var ki bu husus kanıtlanamamıştır.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları ve savunmaya ilişkin beyanları arasında aynı zamanda kesinleşen boşanma kararı ile davacı ...’in 100.000,00 TL manevi ve 250.000,00 TL'de maddi tazminat aldığını, bunun da edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında edinilmiş mal olarak kabul edilmesi ve davalı ... yararına sanki onun edinilmiş malının borcuymuş (pasifiymiş) gibi hesaptan düşürülmesi gerektiğini savunmuş ise de, savunmanın bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Her şeyden önce, boşanma kararı ile hüküm altına alınan tazminatlar TMK'nun 174. maddesinde, edinilmiş mallara katılma alacağı ise, TMK'nun 202 ve devamı maddelerinde yer alan eşler arasındaki mal rejiminden kaynaklanmaktadır. Görüldüğü gibi, ikisi de birbirinden farklı alacaklardır. TMK'nun 174. maddesine göre “mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat
isteyebilir, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” Her iki fıkranın açık kapsamlarından da anlaşıldığı üzere maddi ve manevi tazminatın unsurlarının edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağının koşullarından farklı düzenlendiği ortadadır. Eşin katılma alacağını isteyebilmesi için, eşin kusurlu veya kusursuz bulunması (236/2. fıkradaki zina veya cana kast durumu hariç ) sonuca etkili olmadığı gibi, istekte bulunan eşin çalışıp çalışmamasının da bir önemi bulunmamaktadır.
TMK'nun 219. maddesinin 1. fıkrasına göre “ edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımda TMK'nun 174/1 ve 2. fıkralardaki tanımlardan farklıdır. Hangi tür malların edinilmiş mal sayılacağı TMK'nun 219. maddesinde tek tek belirtilmiştir. Yine TMK'nun artık değer başlığını taşıyan 231. maddesinde; “ artık değer, eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktar” olarak nitelendirilmiştir. Görüldüğü gibi maddede yer alan “..bu mallara ilişkin borçlar..” tümcesiyle edinilmiş mallardan düşürülecek değerlerin (paraların) edinilmiş maldan kaynaklanan borç olması gerektiği biçiminde anlaşılmalıdır. Maddi ve manevi tazminatın bu kapsamda değerlendirilecek ve nitelendirilecek bir borç olmadığı açıktır. Bu konuda duraksamamak gerekir. Kaldı ki, TMK'nun 220/1. fıkrasının 3 nolu bendine göre manevi tazminat alacakları kişisel mallar arasında sayılmıştır.
O halde, boşanma kararı ile hüküm altına alınan manevi tazminatın edinilmiş mal olarak kabulü ile davalı yararına ve onun edinilmiş malının borcuymuş (pasifiymiş )gibi hesaptan düşürülmesine zaten olanak bulunmamaktadır. Şu gerçek olguyu da saptamakta yarar vardır. Her şeyden önce eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı 13.06.2005 tarihinde sona ermiştir. TMK'nun 219/1. fıkrasında; yer alan “… bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri…” ibaresi ile aynı Kanun'un 231/1. fıkrasındaki, “…bu mallara ilişkin borçlar…” tanımı birlikte gözetildiğinde mal rejiminin sona erdiği tarihte eşlerin mal varlıkları arasında maddi ve manevi tazminat diye bir mal mevcut bulunmamaktadır. Çünkü maddi ve manevi tazminat ancak boşanma kararının kesinleştiği tarihte belirginleşmektedir. Bu nedenlerle maddi ve manevi tazminatların hukuki sebeplerinin yasal mal rejiminin geçerli olduğu dönemde gerçekleştiğinin kabulüyle, davalının edinilmiş mal grubunun borcu (pasifi) olarak TMK'nun 230/2. fıkrası gereğince artık değer hesabından yani davacı ...’in katılma alacağından düşürülmesi olanağı olduğunu söylemek güçtür. Hatta olamaz. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında ileri sürülen maddi ve manevi tazminat miktarlarının davalı ... yararına ve davacı ...’in aleyhine yorumlanacak biçimde TMK'nun 219 ve 231. maddeleri karşısında davalının edinilmiş malının borcuymuş (pasifiymiş) gibi düşünülerek hesaptan düşürülmesi olanağı bulunmadığından bu konuya yönelik temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin birleşen karşı dava konusu yaptığı ... plakalı araç ile ...Kooperatifi'nde davacı ... adına kayıtlı bulunan eve yönelik temyiz itirazları bakımından yapılan incelemede, ...Kooperatifi'nden edinilen taşınmaza ilişkin tapu kaydı, kooperatife üyelik kaydı ile kooperatife yapılan peşinat ve ödemelere ilişkin hiçbir belgenin de Mahkemece, getirtilip dosya arasına konulmadığı anlaşılmıştır. Bu davayla ilgili iddia ve savunma doğrultusunda hiçbir delil toplanmadan sadece davacı - karşı davalı ... vekilinin savunmasında; “ davalı ... eşini memnun etmek için söz konusu araç ve taşınmazı vekil edenine almıştır,” açıklamasına dayanılarak bu malların
davalı ... tarafından davacıya yapılan bağış niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Cevap dilekçesiyle karşı dava dilekçesi ve her iki dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak birlikte değerlendirildiğinde, bu konuda davalı ...’in bağış yönünde herhangi bir kasıt ve iradesinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Söz konusu ...Kooperatifinden edinilen taşınmaz mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı ... tarafından edinilmiş ise, davalı - karşı davacı ...’in belirli bir gelire sahip olduğu gözetilerek bu taşınmaza katkısının olduğunun kabulü gerekmektedir. 14.10.2004 tarihinde davalı - karşı davacı ... tarafından edinilen dava konusu araç ile 01.01.2002 tarihinden sonra edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu evrede kooperatif payının edinilmiş olması halinde bu her iki maldan kaynaklanan katılma alacağının (artık değerin) TMK'nun 231 ve 236. maddeleri gereğince, hesaplanması ve davalı ...’in bu artık değerin yarısı üzerinden katılma alacağı olduğu açıktır. Bu bakımdan davalı - karşı davacı ... vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmaktadır. Davacı-karşı davalı ... vekilinin karşı davaya yönelik hükmün onanmasına ilişkin temyiz itirazları ise yerinde bulunmamıştır.
Şu halde yukarıda yapılan açıklamalar ile belirlenen somut ve hukuki olgular karşısında davacı – karşı davalı ... tarafından dava konusu yapılan 3 adet biçerdöver, ... plakalı araç, 1534 ada 4 parseldeki 6 nolu mesken ve 18953 ada 1 sayılı parseldeki yine 6 nolu mesken ile 5314 ada 33 nolu parselde davalı ... adına kayıtlı 7 ve 8 nolu dükkanlardan kaynaklanan katılma ve katkı alacağına ilişkin hüküm fıkralarına yönelik davacı ... ile davalı ... vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu mallardan kaynaklanan alacaklara ilişkin hüküm bölümlerinin ONANMASINA,
Davalı-karşı davacı ... vekilinin birleştirilen ... 2. Aile Mahkemesi'nin 2006/637 Esas sayılı dava dosyasına konu yapılan ... plakalı araç ile ...Kooperatifi'nden edinilen ev bakımından temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, aşağıda dökümü yazılı 1.041,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3.744,75 TL'nin temyiz eden davacı - karşı davalıdan alınmasına ve 1.041,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı - karşı davacıya iadesine 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy