MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
Hazine ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 15.03.2011 gün ve 159/27 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine temsilcisi, 25.09.2009 havale tarihli dilekçesinde özetle; dava konusu 351 ada 13 parsel sayılı taşınmazın kadastroda davalılar ve murisleri adına yapılan tespit ve tescilinin hatalı olduğunu açıklayarak iptal ve Hazine adına tescil talep etmiştir.
Davalılara dava dilekçesi yöntemine uygun bir biçimde tebliğ edilmiştir. Ölen kişilerin mirasçılarınada tebligatlar yapılmıştır. Bir kısım davalılar kadastro tespitinin doğru olduğunu, bu yere ilişkin tapu kaydının bulunduğunu, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazla ilgili olarak davacı Hazine’nin davasını kanıtlayamadığı, bu yerin davalılar ve murislerinin zilyetliği altında bulunduğu, kadastro tespitinin doğru olduğu açıklanarak davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 351 ada 13 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı fotokopisi getirilmiştir. Senetsizden, çayır niteliği ile 114.359,78 m² olarak, 07.07.2006 tarihinde, paylı mülkiyet üzere, ..., ..., ... , ... , ... , ... ve ... adına tespitin yapıldığı, itirazsız olarak 28.09.2006 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Davalıların tutunduğu tapu kaydı getirilmiştir. 06.01.1964 tarih ve 4 noludur, cinsi: tarla ve çayır, miktarı: 31760 m² nısıf hisse ... oğlu ... adına kayıtlı olup, Şarken: sırt ve müteakiben ... ve ... , garben: yaylayolu, şimalen: zivan deresi, cenuben: dere yazılı olup, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 04.03.1963 tarih 1960/47 Esas, 1963 /10 Karar sayılı tescil ilamı gereğince tescil edildiği anlaşılmaktadır. Tescil ilamı fotokopisi getirilmiştir. Davacının ... , davalının: Hazine ve Belediye Başkanlığı ve Köy Tüzel Kişiliği olduğu belirlenmiştir. Hasımsız veraset belgeleri dosya içerisindedir. Mahallinde keşif yapılmıştır. Yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişileri dinlenmiştir. Mahkemece gözlem yapılmış, taşınmazın % 40-45 eğimli olduğu, parselin taşlardan ayıklanmamış bulunduğu, herhangi bir kültürel ve tarımsal faaliyetin yapılmadığı gözlendiği 29.09.2010 tarihli keşif zaptının üçüncü sayfasına yazılmıştır. Keşfe katılan fen ehli ile zirai bilirkişi ayrı ayrı kroki ve raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Ziraatçi bilirkişi raporunda özetle; dava konusu taşınmazda toprak işlemeli tarım yapılmadığını, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünün biçilmeye ve ekonomik üretime elverişli olmadığını, imar ve ihya edildiğine ilişkin emare bulunmadığını ve tarım arazisi olmadığını açıklamıştır. Rapor ekinde, renkli fotoğraf yer
almaktadır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmaları sırasında senetsizden, davalılar ve murisleri adına tespit ve tescil edilen taşınmazın, TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesindeki koşulların davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği, bir başka anlatımla bu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; davalı taraf yukarıda tarih ve sayısı sunulan nısıf hisseli tescil ilamı sonucunda oluşan tapu kaydına tutunmuştur. Tapu kaydının yanında zilyetlik olgusu da gözönünde bulundurulmalıdır. Ne var ki, keşifte görevlendirilen mahalli bilirkişiler aracılığıyla söz konusu tescil tapusunun sınırları sabit sınırlardan başlanmak suretiyle uygulaması yaptırılmamış ve dava konusu taşınmaza veya taşınmazın bir kısmına değinilen tapu kaydının uyup uymadığı araştırılmamıştır. Kaldı ki, tescil ilamının uygulamaya esas krokisi bulunmaktadır. Söz konusu kroki tapu veya Kadastro Müdürlüğü'nden ya da tescil ilamının yer aldığı dosyadan bir sureti getirtilmek suretiyle tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz bilirkişi vasıtasıyla zemine uygulaması yaptırılmamış bu taşınmaza kısmen mi, tamamen mi, ya da hiç uyup uymadığı konusunda karşılaştırmalı rapor alınmamıştır. Öncelikle, dayanılan tapu kaydının gayri sabit sınırlı olması ve haritasının bulunması nedeniyle nısıf hisse dikkate alınarak uygulamasının yapılması zorunludur. Bunun haricinde tescil ilamının alındığı tarihten dava tarihine kadar 766 sayılı Tapulama Yasası ve 3402 sayılı Kadastro Yasası ile TMK'nun 713/1. (MK 639/1) maddelerine göre zilyetlik yoluyla taşınmaz mal edinimine ilişkin koşulların davalılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir ise de dosyada mevcut uzman ziraatçi bilirkişi raporuna göre, davalılar yararına dava konusu taşınmazın tapu kaydının dışında kalan bölümlerinde imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, mahkemenin gözlemi de ziraatçi bilirkişinin raporunu doğrulamaktadır.
Hal böyle olunca, tarafların anlaşamaması halinde dava konusu taşınmazı ve çevresini iyi bilen yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişilerin kaymakamlık aracılığıyla tespiti yapıldıktan sonra refakate tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz teknik bilirkişi alınarak tescil ilamının krokisi de getirtilerek mahallinde keşif yapılması, yerel bilirkişi ile taraf tanıklarının mümkün olduğunca keşif mahallinde yöntemine uygun olarak çağrılarak dinlenilmesi, özellikle davalı tarafın tutunduğu yukarıda tarih ve sayısı belirtilen tapu kaydının nısıf hissesi dikkate alınarak sabit sınırlardan başlanılmak ve tapu kaydının bu yere uyduğu anlaşılması durumunda nısıf hisse kadar miktar tayini ile bu kısmın 5403 sayılı Yasa'nın emredici hükümleri gözönünde bulundurularak ifrazı mümkün ise ifraz edilerek davalılar adına arta kalan miktar için davacı idarenin davasının kabul edilerek ayrı bir parsel üzere Hazine adına tesciline, ifrazı mümkün değilse paylı mülkiyet üzere iptal ve tescile karar vermek gerekirken maddi olay ve hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek yasal olmayan bir takım gerekçelerle ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy