MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
...Camii Yaptırma ve Camileri Koruma Derneği'ni temsilen ... ve ...ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.12.2009 gün ve 75/123 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı dernek temsilcileri tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Yatlı ve arkadaşları adına tapuda kayıtlı 261 ada 4 ve ... adına tapuda kayıtlı bulunan 261 ada 5 sayılı parsel içerisinde Cami Derneği'ne ait 261 ada 6 sayılı parselle birlikte kullandıkları taşınmazın bir bölümünün davalılara ait parseller içerisinde kalmak suretiyle kadastro çalışmaları sırasında tespit ve tescil edildiklerini açıklayarak dava dilekçesinde belirtilen miktarlarda davalıların tapu kaydının iptali ile davacı Derneğ'e ait 261 ada 6 nolu parsele eklenmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Diğer davalılara yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece; “Davanın kabulü ile 261 ada 5 nolu parselin tapu kaydının iptali ile teknik bilirkişi ...’in 08.05.2009 tarihli raporuna ekli krokide A harfiyle gösterilen 72 m²'lik kısmın ifrazı ile aynı yer aynı mevkideki 261 ada 6 nolu parsele eklenmesine, aynı şekilde 261 ada 4 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile teknik bilirkişi ...’in 01.11.2007 tarihli raporuna ekli krokide B harfiyle gösterilen 40.97 m²'lik kısmının ifrazı ile, aynı yer aynı mevkideki 261 ada 6 nolu parsele eklenmesine…” karar verilmiştir. Verilen bu hüküm temyiz edilmeyerek 02.03.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili 06.06.2011 tarihli tavzih dilekçesi ile davalıları da hasım göstermek suretiyle davanın kabulüne karar verildiğini, davalı ...’nın davayı kabul ettiğini, ...’e ait 5 nolu parselde 72 m²'lik kısmın iptaline karar verildiğini, diğer davalılara ait 4 nolu parselde ise 40,97 m² bakımından tapularının iptali edildiğini, ancak bu hükmün kesinleşmesinden sonra ... Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan incelemeye dayanak teknik bilirkişi raporunun çelişik ve hatalı olmasından dolayı hükmün infazının yapılamadığını, B bölümünde belirtilen ve 4 nolu parselden ifraz edilen 40,97 m²'lik kısmın 6
nolu parselle birleştirilmesinin fenni olarak mümkün olmadığını, söz konusu hükümde çelişik ve maddi hatanın bulunması nedeniyle ekli olarak sunulan 16.05.2011 tarihli teknik bilirkişi raporu ve krokisi gözetilerek dava konusu 261 ada 4 sayılı parselden ifraz edilen 40,97 ve aynı ada 5 nolu parselden ifraz edilen 72 m²'lik kısmın 261 ada 6 nolu parsele eklenmesine ve hükmün bu yönde düzeltilmesine karar verilmesini tavzihen istemiştir.
Yerel Mahkemece, tavzih dilekçesinin taraf sayısı kadar HMK.nun 204 (HUMK 455 vd.) ve devamı maddeleri gereğince davalılara tebliğ edildiği, gerekli sürenin beklenildiği ve davalıların tavzih dilekçesine karşı herhangi bir beyanda bulunmadıkları, cevap da vermedikleri belirlenmiştir. Bu durum karşısında Mahkemece, HMK.nun 306. maddesi gereğince dosya üzerinde inceleme yapılmak suretiyle anılan mahkemenin 09.05.2012 tarih 2006/75 Esas 2009/123 Karar sayılı tavzih kararı ile; “..261 ada 4 nolu parselde kayıtlı tarla vasfındaki arazinin tapu kaydının iptali ile fen bilirkişisi ...’ın 16.05.2011 tarihli raporuna ekli krokide B harfi ile gösterilen 40,97 m2'lik kısmın ifrazı ile aynı mevkideki 261 ada 6 nolu parsele eklenmesine..” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ...Camii Yaptırma ve Camileri Koruma Derneği'ni temsilen Şükrü Beldağ ve ...tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda tartışılması gereken hususun kesinleşen Mahkeme hükmü ortada olduğu halde hüküm fıkralarının tavzih yoluyla düzeltilmesinin veya bunun yerine yeniden hüküm kurulmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Yerel Mahkemece yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda davacı Derneğin 261 ada 6 nolu parseline bitişik davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan 5 nolu parselde A harfi ile gösterilen 72 m2, ondan sonra gelen ve diğer davalılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunan aynı ada 4 nolu parselden ise krokide B harfi ile işaretlenen 40,97 m2'lik taşınmaz bölümleri bakımından davalıların tapu kayıtlarının iptali ile bu miktarların davacı tarafın parseline eklenmesine denilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Mahkemece 5 nolu parsel bakımından teknik bilirkişi ...’in 08.05.2009 tarihli rapor ve krokisi (72 m2), 4 nolu parsel bakımından ise aynı bilirkişinin 01.11.2007 tarihli rapor ve krokisi (40,97 m2) esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Taraflarca bu rapor ve krokilere herhangi bir itiraz yapılmadığından buna göre verilen hükmün yukarıda açıklandığı tarihte kesinleştiği belirlenmiştir.
Her ne kadar, 261 ada 5 ve 4 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptalinden sonra geriye kalan kısım için herhangi bir hüküm kurulmamış ise de bu bir eksiklik sayılmaz her parselde iptal edilen kısımdan sonra kalan kısmın kayıt malikleri üzerinde kaldığı ya da kalacağı Kanun gereğidir. Bu nedenle bu konuda hükmün kurulmaması bir eksiklik sayılmaz. Sadece iptal edilen kısımların 261 ada 6 parsele eklenmesine ve davacı taraf adına tapuya kayıt ve tesciline denilmesi gerekirdi. Bu da maddi bir hatadan kaynaklandığından Mahkemesince, HMK.nun 304 (HUMK.nun 459) maddesi gereğince düzeltilmesi mümkündür.
Yapılan bu açıklamalar karşısında hüküm fıkraları infaza elverişli olduğu halde, ilgili Kadastro Müdürlüğü'nün hangi nedenle infaza elverişli kroki düzenlenemeyeceği ve infazın yapılamayacağı yönündeki beyanı anlaşılmamaktadır. Dosyada bu konuda resmi bir yazıya da rastlanılmamıştır. Davacı tarafa ait 261 ada 6 parselin bitişiğinde (kuzey batısında) önce davalı 261 ada 5 ve ondan sonra aynı yönde aynı ada 4 sayılı parsel gelmektedir. 5 nolu parselde hükme esas alınan A=72 m2, tavzihe esas alınan teknik bilirkişi ...’ın 16.05.2011 tarihli rapor ve krokisinde 5A’ya (72 m2) isabet etmektedir. Aynı biçimde hükme esas alınan 4 nolu parsele ilişkin krokide B=40, 40,97 m2 (97 m2), tavzihe esas alınan Kenan
Yıldız'ın aynı rapor ve krokisinde 4B karşılığıdır. Miktarlar ve yerlerin değişmediği ortadadır. Kesinleşen hükme göre A+B ya da 5A+4B’nin toplamı bulunarak 261 ada 6 nolu parsele bir bütün olarak ilave edilmesi suretiyle hükmün infazının sağlanması mümkün olduğu gibi önce 261 ada 5 parselden iptal edilen A ya da 5A davacı tarafa ait 6 nolu parsele eklendikten sonra aynı işlemin 261 ada 4 sayılı parsel için yapılması mümkündür. Yani, B ya da 4B miktarı esas alınarak davacı tarafa ait 6 parsele eklenmek suretiyle infaz işleminin yapılması ve davacı taraf adına tescilinin sağlanması mümkündür.
Yapılan tüm bu açıklamalar ve olgular karşısında karar kesinleştikten sonra tavzih yoluyla veya başka bir şekilde dosya ele alınarak hükmün esasını değiştirecek şekilde yeni bir hüküm kurulması olanaklı değildir. Tavzihin yapılması için hükmün yeterince açık olmaması veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ve aykırılığın giderilmesini istemesi mümkündür. HMK.nun 305 ve devamı maddelerindeki koşullar somut olayda gerçekleşmemiştir. Hüküm gayet açık yazılmış olup sadece pekte önemsenmeyen hatalar yukarıda açıklandığı gibidir. Tavzih isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile isteğin kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kaldı ki, tavzih kararı sadece 261 ada 4 sayılı parsel bakımından kurulmuş olup davalı tarafa ait aynı ada 5 sayılı parsel için kurulmuş bir hükümde söz konusu değildir. Esasen tavzih kararının bu haliyle infaz edilmesi mümkün değildir. Temyiz edenin temyiz itirazları bu haliyle yerinde bulunmaktadır. Doğru, düzgün ve sağlıklı sicil oluşturma kamu düzeniyle ilgili olup, Mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulur.
Esasen Yerel Mahkemece verilen 07.12.2009 gün ve 2006/75 Esas 2009/123 Karar sayılı kararın Tapu Sicil Müdürlüğü'ne sunulması ve infazın yapılmamasının nedenlerinin ve gerekçesinin resmi yazı ile bildirilmesi durumunda çözüm yollarının aranması daha uygun olur. Az öncede açıklandığı gibi verilen ve kesinleşen hükmün infazı elverişli olduğu konusunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Davacı temsilcilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.