MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.01.2012 gün ve 254/29 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dilekçesinde özetle; kadastro çalışmaları sırasında kendisine ait 25 m. uzunluğunda 2 metre genişliğinde istinat duvarı ile bir kısım fındık ağaçlarının bulunduğu tahmini 100 m²'lik taşınmazın davalıya ait 113 ada 16 nolu parsel içerisinde tespit ve tescil edildiğini açıklayarak bu kısmın davalıya ait parselden iptal edilen vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dilekçesine 01 Ağustos 1991 tarihli harici satış senedi fotokopisi ile tanık listesini eklemiştir.
Davalı taraf kadastro tespitinin doğru olduğunu, dava konusu yerde davacıya ait herhangi bir fındık ağacının bulunmadığını, istinat duvarının da belirtilen özellikte olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taraf beyanları, keşif zaptı, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu yerin yol olarak tapuya tescil edildiği bu yerde davacının herhangi bir hakkının olmadığı anlaşılmakla husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 113 ada 16 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı fotokopisi getirilmiştir. Fındık ve çay bahçesi niteliği ile, 584,84 m² olarak, senetsizden, 27.10.2008 tarihinde, tam mülkiyet üzere, ... oğlu ... adına tespit görmüş, itirazsız olarak 10.03.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı halen adı geçen kişi üzerindedir. Harici satış senedi fotokopisi dilekçe ekindedir. 01.08.1991 tarihinde tanzim edilmiştir. Satıcı ... oğlu ... ..., alıcı ... oğlu ..., ... oğlu mevkiindeki 10 dönüm miktarındaki sınırları yazılı olan taşınmazdan 2 dönümlük kısmının tanıklar huzurunda davacıya haricen satıldığı anlaşılmaktadır. Mahallinde 01.12.2011 tarihinde keşif yapılmıştır. Kadastro, inşaat ve ziraatçi bilirkişiler uzmanlık alanları ile ilgili olarak görevlendirilmiştir. Dinlenen mahalli
bilirkişiler özetle; “ … şu an dava konusu yer yol olarak kullanılmaktadır. Davalının müdahalesi yoktur…” şeklinde açıklamada bulunmuşlardır. Bilirkişiler, raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Eldeki dava, 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu 06.05.2011 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle söz konusu dosya için 6100 sayılı HMK gereğince gider avansı yatırılmasına gerek yoktur. Bir başka anlatımla, ancak keşif avansı yatırılması istenebilir. Keşifte görevlendirilen teknik bilirkişi ...’nın 05.12.2011 tarihli raporu ve ekindeki 1/200 ölçekli kroki kapsamına göre, davanın dava konusu yaptığı taş duvarın davalıya ait 113 ada 16 nolu parsel kapsamında kaldığı tartışmasızdır. Yine, aynı raporda kırmızı renkle taralı A harfi ile gösterilen bölümün ise, paftasında yol olarak gösterildiği ancak, dava dilekçesi kapsamından davacının paftasında yol olarak gösterilen yerle ilgili herhangi bir davasının olmadığı tartışmasızdır. Tüm bunlardan ayrı olarak davacı tarafın tutunmuş olduğu 01.08.1991 tarihli harici satış senedi zemine uygulanmamıştır. Haricen davalı tarafından sunulan ve tarafların imzasını taşıyan 07.07.2004 tarihli tutanak ve kroki dahil zemine mahalli bilirkişi ve teknik bilirkişi aracılığıyla uygulanmamıştır. Noksan soruşturma ile hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca, teknik bilirkişinin 05.12.2011 tarihli rapor ve ekindeki krokide yeşil renkle taralı kısmın davaya konu yer olup olmadığının davacı ve vekilinden sorularak beyanlarının duruşma veya keşif zaptına geçirilerek imzalarının alınması, ayrıca iddia edilen bir kısım yerin paftasında yol olarak gösterilen alanda kalıp kalmadığının aynı biçimde saptanması, davacının talebinin doğrudan doğruya 113 ada 16 nolu parsele özgülendiğinin ikrar edilmesi halinde söz konusu rapor ve eki kroki dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken maddi olay, hukuki niteleme ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy