MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve kayyım ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.03.2012 gün ve 18/68 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde, kadastro sırasında davalı kardeşi adına tespit ve tescil edilen 101 ada 410 ve 411 parsel sayılı taşınmazların, ortak mirasbırakan babası ...'ye ait iken, ölümü ile tüm mirasçılarına intikal ettiğini açıklayarak, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mahkemeye sunacağı veraset belgesindeki paylar oranında tüm mirasçılar adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
Davalı, duruşmada babasının nizalı taşınmazları 1973 yılında kendisine verdiğini, o tarihten beri taşınmazların kendi kullanımında olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davaya konu 101 ada 410 ve 411 parseller dava dışı aynı ada 409 parselle birlikte 17.09.2002 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, tapunun 28.03.1952 tarih ve 109 sıra nosunda müstakilen ... adına kayıtlı olup, adı geçenin taşınmazları üç parsele ayırarak 409 parseli kendi uhdesinde bıraktığı, aynı yıl 410 ve 411 parselleri haricen davalı ...'ye sattığı açıklanarak, nizalı 410 ve 411 parseller davalı adına tespit edilmiş, tutanakların itirazsız kesinleşmesi ile 02.05.2003 tarihinde tapu kayıtları oluşmuştur. Dosya arasındaki ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 16.08.2007 tarih, 2007/328 Esas ve 2007/325 Karar sayılı veraset belgesine göre, tarafların babası ... 01.07.2007 tarihinde ölmüş, davacı, davalı ve diğerlerini mirasçı bırakmıştır. Nizalı parsellerin kadastro tutanaklarında, tespit tarihinde sağ olan ...'nin taşınmazları davalıya sattığına dair beyanı bulunmamaktadır. Parsellere revizyon gören tapu kaydı dosyaya eklenmiş olup, tarafların murisi ... adına kayıtlıdır.
Mahkemece, davaya konu taşınmazların tespit tarihinden önceki yirmi yıldan bu yana davalının zilyetliğinde olduğu açıklanarak davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılmak mümkün değildir. Öte yandan, Mahkemece davacıya, ... terekesine temsilci atanması için verilen süre üzerine, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.11.2010 tarih, 2009/522 Esas ve 2010/527 Karar sayılı kararı ile tereke
temsilcisi olarak atanan Mal Müdürüne dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliğ edilmesi, gerekçeli karar başlığında Mal Müdürünün kayyım olarak gösterilmesi doğru olmamıştır.
Dava konusu taşınmazlar ortak miras bırakan ...'den kaldığına ve miras bırakan 10.11.2010 tarihinde ölmüş olduğuna göre, terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Dava, mirasçılar arasında açılıp yürütülen bir dava olup, tüm mirasçılar adına iptal ve tescile karar verilmesi istenmiş olsa bile, mirasçılardan birinin başka mirasçılar adına iptal ve tescil isteğinde bulunması mümkün olmadığından; davacının talebinin kendi miras payı oranında iptal ve tescil olarak kabulü gerekir. Bu ilke, TMK'nun 701 ve 702. maddelerinde açıklanan elbirliği mülkiyetinin bir gereği ve birlikte tasarruf kuralının bir istisnasını oluşturmaktadır.
Bundan ayrı; keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tarafların tüm tanıkları: davaya konu taşınmazların tarafların babası ...'ye ait olduğunu, murisin çocuklarından herhangi birine verip vermediğini, davalıya satıp satmadığını bilmediklerini beyan ettiğine göre, davacının miras payı oranında davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.