MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilene 14.06.2012 gün ve 130/81 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde, kadastro çalışmaları sırasında adına tespit ve tescil edilen 211 ada 53 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün, Hazine adına ham toprak niteliğiyle tespit ve tescil edilen 211 ada 2 parsel kapsamında kaldığını, taşınmazın babasının ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu kendisine intikal ettiğini, 25 yıldır ekip biçtiğini açıklayarak, bu yerin tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının davacı yararına oluşmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 211 ada 2 parsel kapsamındaki fen bilirkişisinin 16.04.2012 havaleli rapor ve krokisinde (211-A) harfi ile gösterdiği 13.217,18 m2'lik bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, keşif ara kararı usul ve kanuna uygun verilmemiş, Mahkemece keşifte yerel bilirkişilerin beyanlarının ortak alınması, resen tespit bilirkişisi dinlenmesi doğru olmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 14.12.2010 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, dava konusu 211 ada 2 parsel "ham toprak" niteliğiyle Hazine adına, nizasız 211 ada 53 parsel senetsizden "susuz tarla" niteliğiyle davacı adına tespit edilmiştir. Tutanaklar itirazsız olarak 20.01.2011 tarihinde kesinleşmiş ve tapu kayıtları oluşmuştur.
01.03.2012 tarihli keşif ara kararında tespit bilirkişileri ile yerel bilirkişilerin jandarma komutanlığı tarafından keşif mahallinde hazır edilmelerine, taraflara tanıklarını keşif yerinde hazır etmelerinin ihtarına karar verildiği, 13.04.2012 tarihinde mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin Mahkemenin yazısı gereğince jandarma tarafından hazır edildikleri, yerel bilirkişilerin beyanlarının müşterek alındığı, tespit
bilirkişilerinin resen dinlendiği saptanmıştır. Davacının 07.10.2011 tarihli tanık listesinde bildirdiği Ali Yılmaz aynı zamanda yerel bilirkişi listesinde yeraldığından, Mahkemece yerel bilirkişi sıfatıyla dinlenmiş, davacının listede bildirdiği diğer tanığı İsmail Yılmaz'ın dinlenmesinden vazgeçtiğine dair beyanı olmadığı halde keşifte veya oturumlarda dinlenmemiştir. Mahkemenin keşif ara kararının usul ve kanuna aykırı olduğu açıktır. Taraflar tanıklarını keşif mahallinde hazır bulundurmak zorunda değildirler. Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 30. maddesine göre “Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe yeniden dinlenemezler…” HMK'nun 25/2. maddesine göre, "Kanunla belirtilen durumlar dışında, hakim, kendiliğinden delil toplayamaz." genel Mahkemelerden olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde kadastro sırasında dinlenen tespit bilirkişilerinin taraflarca talep edilmeden ve mahkemenin sıfatıda dikkate alınmadan Mahkemece res’en dinlenilmiş olması yukarıda açıklanan Yasa maddelerine aykırı olmuştur. Öte yandan, Mahkemece, keşif sırasında, üç yerel bilirkişinin birlikte dinlenmeleri de usul ve yasaya aykırıdır. Bilindiği üzere tanıklar hakkındaki hükümler aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. Bu nedenle, HMK'nun 261. maddesi gereğince tanıklar gibi yerel bilirkişilerinde ayrı ayrı huzura alınıp dinlenmeleri gerekmektedir.
Bundan ayrı; dava konusu 211 ada 2 parsel 33.950,61 m2 yüzölçümü ile ham toprak niteliğinde tespit ve tescil edilmiştir. Dosya arasındaki taşınmaza ait fotoğraflardan da içerisindeki taşların tamamen temizlenmediği görülmektedir. Bilindiği üzere bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar ve ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu nedenle, tespitin yapıldığı tarihten geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait iki ayrı zamanda (1980-1990 yılları arası) çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, taşınmazın bulunduğu 211 adayı çevreleyen 128 ada 1 parselin tapu kaydı, kadastro tutanağının onaylı ve okunaklı suret ya da fotokopisinin ve var ise kadastro sırasında bu parsele revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının ilgili yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis aracılığıyla uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere, paftaların ise düzenlendiği tarihlere göre dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi konumda bulundukları hususunda uzman bilirkişiden gerekçeli, denetime açık rapor istenmesi ve böylece taşınmazların gerçek niteliğinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, Mahkemece yöntemine uygun bir biçimde keşif ara kararının alınarak, yerel bilirkişi ve tarafların bildirdiği tanıkların HMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, nizalı yerin kadastro tespitinden önce çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla ve ekonomik amaca uygun zilyetliğinin kimde olduğunun, taşınmazın davacıya mirasbırakanlarından intikal şeklinin (satış, bağış, taksim vb) belirlenebilmesi için detaylı beyanlarına başvurulması, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde olayın aydınlatılması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HUMK'nun 265. (HMK'nun 261) maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle yukarıdaki açıklamalar gereğince iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava
fotoğraflarının bulunup bulunmadığının usulüne uygun şekilde Harita Genel Komutanlığı'ndan sorularak getirtilmesi, stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin ne zaman başladığının belirlenmesine çalışılması, tanık ve yerel bilirkişi sözlerinin, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, taşınmazın niteliği ve tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ile süresi ayrı ayrı tespit edilmesi, davacı taşınmazın murisi babasından taksim sonucu intikal ettiğini bildirdiğine ve uyap ortamından çıkarılan nüfus kaydına göre babasının 31.08.1993 tarihinde öldüğü, davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu gözetilerek diğer mirasçılar bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince miktar araştırmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmazların olup olmadığının Kadastro ve Tapu Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro ve tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı tescil davalarına ait dosyaların ise ait oldukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlaması yönünden gözönünde bulundurulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy