MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.02.2010 gün ve 476/67 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, imar ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği yaklaşık 100 dönüm taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği, dava konusu taşınmazın köy orta malı ve köy boşluğu olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen toplam 60.706,48 m2'lik kısmın tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; her ne kadar yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında taşlık olarak tespit dışı bırakıldığı belirlenmiştir. Böyle bir yerin, 3402 sayılı Kadastro kanunu'nun 17. Maddesine göre, emek ve masraf sarfı suretiyle imar - ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesine müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle aynı Kanun'un 14. maddesi hükmüne göre kazanılması mümkündür.
Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar - ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirlenme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit dışı bırakılma tarihinden sonra olmak üzere, dava tarihinden geriye doğru 20 - 30 yıl öncesine ait (1977 - 1987 yılları arası) hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı'ndan; fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftalar ile dava konusu yerin bilşik paftası İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmeli, bileşik paftadan belirlenecek dava konusu taşınmazın komşularına ait kayıt, tutanak ve dayanak belgeler Tapu Sicil Müdürlüğü'nden
getirtilmeli, bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra mahallinde yeniden yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmalı, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmeli, hava fotoğrafları, fotometrik ve fotoğrametrik paftalar ile komşu parsellere ait kayıt ve belgeler daha önce götürülmeyen iki jeodezi ve fotoğrametri uzmanı mühendis ile teknik bilirkişiden kurulu heyet aracılığıyla yapılacak keşifte uygulanmalı, hava fotoğrafları uzman bilirkişilerce incelemeye tabi tutulmalı, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre tesciline karar verilen taşınmazların imar ve ihya edilip edilmedikleri, kültür arizisi haline getirilip getirilmedikleri veya hangi konumda bulundukları hususunda bilirkişi kurulundan tarafların ve Yargıtay'ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, topoğrafik haritaya ait bilgilerin rapora aktarılması sağlanmalı, taşınmazın hangi tarihler arasında imar ve ihyasının tamamlandığı, Tarımsal amaçlı zilyetliğin başladığı tarih ve zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK'nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalı, komşu parsellere ait tapu ve varsa dayanak kayıtlarının taşınmaz yönünün ne gösterdiği üzerinde durulmalı, HMK'nun 290/2. maddesi gereğince birlikte keşfe götürülecek uzman bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğraflarının çektirilerek, Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması sağlanmalı ve toplanacak delillere göre bir değerlendirme yapılarak karar vermek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Bundan ayrı, 6100 sayılı HMK'nun 261/1. maddesi hükmüne göre, tanıklar ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar. Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilir. Hakkında kanuni düzenleme bulunmamakla birlikte, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, yerel bilirkişilerin de dinlenilme usulü tanıklar gibidir. Mahkemece, yerel bilirkişiler usul hükümlerine aykırı olarak birlikte dinlenilmişlerdir. Hal böyle olunca, Mahkemece yeniden yerel bilirkişiler ayrı ayrı dinlenip, dava konusu taşınmazların mevkii, niteliği, özellikle sınırları önceki ve şimdiki kullanan kişiler hakkındaki bilgilerinin alınması, bu konudaki beyanlar arasında çelişki olursa giderilmeye çalışılması, taraf tanıklarından ise zilyetlik konusundaki bilgilerinin kapsamlıca alınması tüm bu bilgi ve belirlemelerin bir kül halinde değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Davalı ... vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy