MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 31.05.2012 gün ve 75/313 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ... vekili dava dilekçesinde, vekil edeniyle davalının evlilik birliği devam ederken 27.07.2005 tarihinde 101 ada 2 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 1.kat 1 nolu bağımsız bölümü satın aldıklarını ve davalı adına tescil edildiğini, vekil edeninin bilezikleri satılmak suretiyle anılan taşınmaza katkı sağladığını açıklayarak TMK.nun 218.maddesi ve devamı hükümleri uyarınca edinilmiş mal niteliğinde bulunan evin yarısı üzerinde vekil edeninin hak sahibi olduğunu, ½ oranındaki tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline, bunun mümkün olmaması durumunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yarısının bedeli olan 20.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın ...Şubesi'nden çekilen 20.000 TL miktarındaki kredi ve 9.000 TL'de borç alınmak suretiyle toplam 29.000 TL ile alındığını, kredi borcunun bir kısmının (14.000 TL) halen devam ettiğini, davacının herhangi bir katkısı bulunmadığını, vekil edeniyle davacının evin alınmasından sonraki üç aylık sürede birlikte yaşadıklarını, davacının daha sonra müşterekhaneyi terk ettiğini, bir daha dönmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının katkısının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK'nun 202, 218, 222, 227, 229, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri uyarınca açılan değer artış payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Davacı, ziynetlerinin satılarak dava konusu taşınmazın edinilmesine katkısının bulunduğunu, ayrıca alım tarihi itibariyle de edinilmiş mal olduğunu ileri sürerek alacak isteğinde bulunmuş, davalı ise banka kredisi çekmek suretiyle edindiği taşınmaza davacı eşinin katkısının bulunmadığını, banka ödemelerinin halen devam ettiğini savunmuştur.
Taraflar 14.08.2001 tarihinde evlenmiş, 27.03.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 14.09.2010'da kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir ( TMK'nun 225/2 ). Taraflar sözleşmeyle başka mal rejimi seçmediklerinden evlenme tarihinden, 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler (4722 S.Y.'nın 10/1, TMK'nun 202).
Davacı tarafından ziynetlerinin satılmak suretiyle dava konusu taşınmazın edinilmesine katkısının (TMK'nun 221/1) ispat edilemediğinden mahkemece bu yöne ilişkin talebin reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu bölüme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün anılan kısmının ONANMASINA,
Dava konusu 101 ada 2 parsel eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 27.07.2005 tarihinde satış yoluyla edinilerek davalı ... adına tescil edilmiştir. Banka kayıtlarından, davalının taşınmazı satın aldığı tarihte ...’dan 120 ay vadeli konut kredisi çektiği ve borç ödemelerinin mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle devam ettiği anlaşılmaktadır. Ancak, anılan kredinin dava konusu taşınmazın satın alınması sırasında kullanılıp kullanılmadığı hususunda duraksama bulunmaktadır. Dosya arasında yer alan tapu kaydına göre, ... ... Şubesi'nden çekilen kredi sebebiyle anılan bankaca tapu kaydına ipotek ya da rehin konulmuş olduğuna ilişkin herhangi bir ibare bulunmamaktadır.
TMK'nun 222/3. maddesi hükmüne göre, bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Dosya içeriğine, toplanan delillere ve tapu kaydına göre, davalı, tasfiyeye konu taşınmazın kişisel malı olduğunu kanıtlayamadığından, anılan kanun maddesi uyarınca edinilmiş mal olduğunun kabulü ile davacı eşin katılma alacağı hakkı olduğunun kabulü gerekir. Bu tür mal rejiminde davacının çalışıp, çalışmamasının sonuca bir etkisi yoktur.
Mahkemece yapılacak iş; eklenecek değerlerden (TMK 229. m.) ve denkleştirmeden (TMK 230. m.) elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere, davalı kocanın edinilmiş mallarının (TMK 219. m.) toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231. m.) yarısı üzerinden (TMK 236/1. m.) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak hüküm kurmaktan ibarettir.
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, mal rejiminin sona erdiği andaki durumlarına göre, tasfiye anındaki sürüm değerleriyle hesaba katılır (TMK 228/1, 232, 235/1. m). Tasfiye tarihi karar tarihidir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; davalı ...'in taşınmazın satın alındığı tarihte 120 ay vadeli 20.000 TL konut kredisi çektiği ve mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihine kadar 19 taksidini ödediği anlaşılmaktadır. Az yukarıda da belirtildiği gibi, kredinin dava konusu taşınmazın edinilmesinde kullanıldığı ileri sürülmüş olduğuna göre, davalının bu husustaki delillerinin eksiksiz bir biçimde toplanmak suretiyle, evin alımında kullanıldığının belirlenmesi durumunda 120 aya göre ödenen 19/120 oranın edinilmiş mallara katılma rejimi için gözetilmesi gereken artık değer olarak kabul edilmesi, kalan 101/120 oranın ise, davalı ... tarafından ödenmesi gerektiği düşünülerek onun kişisel malı ile ödenecek miktar (borcu) olduğunun kabulü ile belirtilen oranlara göre hesabın yapılması gerekmektedir (karar tarihine yakın tarihteki taşınmazın sürüm değeri / 120 X 19 = bulunacak artık değerin yarısı, "... Taşınmazın sürüm değeri/120 X 101 = çıkacak miktar davalının kişisel malı olup" sürüm değerinden düşülecek borçtur. Yani "... Sürüm değeri-
davalının kişisel malı=artık değerin 1/2'si katılma alacağı" olacaktır) bu formüllerden biri ile sonuca ulaşmak mümkündür. Söz konusu belirlemeler yapılırken konusunun uzmanı bilirkişi ya da bilirkişilerden yararlanılmalıdır. Mahkemece, açıklanan bu hususlar gözardı edilerek, yanılgıya dayalı yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştır.
Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı vekilinin yerinde görülen katılma alacağına yönelik temyiz itirazının kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 23.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy