MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ve asli müdahil ... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.05.2010 gün ve 62/90 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı kadastro çalışmaları sırasında dava dışı 104 ada 62 sayılı taşınmazın kendisi adına tespit ve tescil edildiğini ne varki bir kısım yerinin davalılara ait parseller içerisinde kaldığını açıklayarak bu kısımların davalılara ait kısımlarının iptali ile adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Müdahil ... 25.03.2010 tarihli dilekçesiyle aynı yerlerde kendisinin hakkı bulunduğunu açıklamış dilekçesi ekinde müdahale harcına ilişkin evrakını eklemiştir.
Davalılardan ... 27.04.2010 tarihli oturumda; Kadastro Mahkemesi'nın 2006/176 Esasında kayıtlı dosyada yapılan keşifte sınırları gösterilen yerle ilgili olarak iş bu davayı kabul ettiğini açıklamış beyanını imzası ile onaylamıştır. Davalı ... ise 25.04.2010 tarihli oturumda; Kadastro Mahkemesi'nin 2006/176 Esasındaki bilirkişi raporunda belirlendiği üzere iş bu davayı kabul ettiğini açıklamış beyanını imzasıyla tastik etmiştir. Mahkemece davalılar adına kayıtlı 104 ada 63 ve 65 parsellere yönelik davanın kabulüne, Kadastro Mahkemesi'nin 2006/176 Esasında kayıtlı dosya içerisinde bulunan 14.08.2009 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere A ve B harfleriyle gösterilen yerlerin müdahil ... adına tesciline, aynı raporda C ve D harfleriyle özgülenen yerlerin davacı ... adına tesciline kalan kısımların kayıt maliklerin üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme kararı asli müdahil ile davalılara yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmiştir. Davacı asıla mahkeme kaleminde 29.03.2011 tarihinde yazı işleri vasıtasıyla bizzat tebliğ yapılmıştır. Mahkemece temyiz edilmemesi üzerine karar 14.04.2011 tarihinde kesinleştirilmiştir. Bu kez yerel mahkeme hakimi tarafından 16.08.2011 tarihli yazı ile ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılan müzekkere gereğince kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talep edilmiş dosya Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'ne tebliğ edilmiş ise de 16.02.2011 tarih ve 31119 sayılı geri çevirrme yazısı ile noksanlıkların tamamlanması talep edilmiş bilahare davacı 05.04.2012 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunarak dosya Daire'ye gönderilmiştir.
Açıklanan bulgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık kadastro çalışmalarında davacı ve asli müdahile ait olduğu iddia edilen bir kısım yerlerin davalılara ait parseller içerisinde kalıp kalmadığına ilişkindir. Dava konusu 104 ada 63, 65 nolu parsellere ilişkin kadastro tutanakları getirilmiştir. Bu yerlerin senetsizden 11.02.2011 tarihinde davalılar adına tam mülkiyet üzere tespitlerinin yapıldığı itirazsız olarak 26.05.2006 tarihinde kesinleştirildikleri anlaşılmıştır. Ne var ki dosya Kadastro Mahkemesi'nin 2006/176 Esasında kayıtlı olarak işlem görmüştür. Söz konusu Kadastro Mahkemesi'nde 26.06.2009 tarihinde keşif yapılmış fen bilirkişiler 1000/4000 ölçekli kroki ve raporu dosyaya sunmuşlardır. Yargılamalar sırasında davalı kişiler kadastro mahkemesinin esasından ve söz konusu keşif zaptı ile bilirkişi krokisinden söz ederek açılan davayı kabul ettiklerini açıklamışlardır. Eldeki dava 1086 sayılı HUMK.nun yürürlükte olduğu dönemde açılmıştır. Bu Yasanın 151. maddesine göre davalıların duruşmadaki kabul beyanlarının kendilerini bağlayacağı kuşkusuzdur. Yine HUMK.nun 92-95. maddeleri uyarınca kabul beyanı açıklandığı andan itibaren kesin hükmi sonuçlarını doğurur. Ayrıca karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Mahkemenin görevi kabul beyanına göre gerekçeli karar yazmaktan ibarettir. Kabul beyanlarının açıklandığı oturumlarda davacı ile asli müdahil hazır bulunmuştur. Yine davacıya yapılan karar tebliği yöntemine uygundur. Ne var ki davacı taraf süresi içerisinde harcını yatırarak temyiz talebinde bulunmadığından yerel mahkemece söz konusu karar kesinleştirilmiştir. Bu aşamadan itibaren kararın infaz işleminin yapılıp yapılmaması mahkeme hakimi dosyadan elini çektiği için mahkemeyi doğrudan ilgilendirmemektedir. Ne var ki dosyasında yapılan incelemede yargılamalar devam ederken 104 ada 63 nolu parselin tapu memuru huzurunda 18.05.2009 tarihinde yapılan satışla 3. kişi olan İdris Aslan'a temlik edildiği görülmüştür. Bu durumda davacının yeni kayıt malikine karşı HUMK.nun 186. maddesi uyarınca davaya devam edip etmeyeceğini açıklaması gerekir. Böyle bir talep vuku bulmamıştır. Süresi geçtikten sonra yapılan temyiz itirazı yerinde değildir. Böyle bir dosyada kanun yararına temyize başvurmak için ilgilisinin talepte bulunması bu talep nedeniyle dosyanın doğrudan veya C. Savcılığı aracılığıyla Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'ne intikal ettirilmesi prosedür gereğidir. Eldeki dosyada davacının böyle bir talebi olmadan hakimin resen kanun yoluna gitmek üzere dosyayı C. Savcılığına göndermesi mümkün değildir. Kaldı ki somut olayda temyiz yoluna başvurmak için bir sebepte yoktur. Açıklanan tüm bu nedenlerle süresi geçtikten sonra yapılan temyiz itirazının REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.