MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının reddine dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.05.2012 gün ve 292/249 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı bulunan bir parça taşınmazın vekil edeni tarafından imar-ihya edilip 1980 yılından beri kullanıldığını açıklayarak taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleşmediğinden, davalı ... vekili ise, taşınmaz imar planında çocuk bahçesi olarak gözüktüğünden ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, 1/1000'lik imar planında çocuk bahçesi olarak gözüken taşınmazın 20 yıldan beri davacının zilyetliği altında bulunduğuna dair tanık ve yerel bilirkişi beyanı dışında delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; Mahkemece yapılan yargılamada 2007 yılında onaylanan imar planına göre çocuk bahçesi olarak gözüken ve 1972 yılında tespit harici bırakılan taşınmazın zilyetlikle iktisap edilemeyeceğine karar verilmiştir. Kural olarak tescil harici bırakılan taşınmazlar devletin hüküm ve tasarruf altındaki yerlerden olup imar-ihya edilmeleri ve diğer koşulların gerçekleşmesi halinde zilyetlikle kazanılmaları mümkündür. Kazanma koşullarının varlığı halinde mülkiyet 713/5 maddesine göre geriye doğru olarak iktisap koşullarının gerçekleştiği anda tapuya tescile gerek kalmadan kazanılır. Hal böyle iken somut olayda 2007 yılında onaylanan imar planı esas alınarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Ne var ki, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanığı; taşınmazın 25 yılı aşkın süredir davacının zilyetliğinde olduğunu bildirmiş iseler de, taşınmazın hangi tarihte kim tarafından imar-ihyasına başlandığını imar-ihyanın hangi tarihte bittiğini, taşınmazdaki ekonomik amacına uygun
zilyetliğin ne şekilde ve kim tarafından sürdürüldüğünü açıklamamış, mahkemece taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı, tapuda kayıtlı olan yerlerden olup olmadığı araştırılmamış, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğrafından yararlanılmamış, tescil davalarında TMK'nun 713/4. maddesi gereğince zorunlu olan ilan yapılmamış, ... Belediye Başkanlığı'nın düzenlemiş olduğu ve 13.02.2008 tarihinde onaylanan imar planı kapsamında kalan taşınmaza ilişkin daha önceden ... Belediyesi tarafından düzenlenen bir imar planı bulunduğu bilgisi bulunmasına rağmen aradaki çelişkiyi giderecek şekilde taşınmazın ilk olarak hangi Belediyenin düzenlemiş olduğu imar planı kapsamında kaldığı tespit edilmemiş, yasal hasım olmasına rağmen ... Büyükşehir Belediyesi'nin taraf sıfatıyla dava da yer alması sağlanmamıştır.
Bu halde, Mahkemece, davetiye tebliği ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın davada taraf olarak yer alması sağlanmalı, bildirilmesi halinde delilleri toplanmalı, taşınmazın tapulu yerlerden olup olmadığı Tapu Müdürlüğü'nden, hangi nedenle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmalı, taşınmaza ilişkin teknik bilirkişi tarafından düzenlenen kroki eklenerek ... Belediyesi'nden taşınmazın kendi sınırları içinde iken düzenlenen imar planı kapsamında kalıp kalmadığı sorularak imar durumu netleştirilmeli ve yasal zorunluluk olan ilan yaptırılarak yasadaki süreler beklenmelidir.
Bu usuli eksiklerin tamamlanmasından sonra taşınmazın iktisabının mümkün olduğunun görülmesi halinde yukarıda açıklandığı üzere taşınmazın niteliğinin belirlenmesi için hava fotoğraflarından yararlanılmalıdır. Zira bir yerin niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır.
O halde; dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait ( 1979-1989 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları ve Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftaların keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise düzenlendikleri (1979-1989 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaret ettirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmesi, davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine, taşınmaz daha önceden imar kapsamına alınmış ise imar planının kesinleştiği tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik
fotoğrafları çektirilip Mahkeme Hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir. Mahkemece yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan davanın eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince aynı çalışma alanında bir kimsenin belgesizden iktisap edebileceği taşınmaz miktarı sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönümü aşamayacaktır. Hal böyle iken davacı adına belgesizden edinilmiş taşınmaz bulunup bulunmadığının Tapu Müdürlüğü'nden, tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının Kadastro Müdürlüğü'nden ve zilyetliğe dayalı olarak açılan dava bulunup bulunmadığının taşınmazın bulunduğu yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorularak varsa tapu ve kadastro tutanakları ile dava dosyalarının getirtilerek limitlerin aşılıp aşılmadığı üzerinde durulması gerekirken bu yönde herhangi bir araştırmanın yapılmamış olması da doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy