MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.09.2012 gün ve 279/374 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde mevki ve sınırları belirtilen ve kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan bir parça taşınmazın davacı tarafından emek ve para harcanarak tarım arazisi haline getirildiğini açıklayarak davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın davacı tarafından tarım arazisi olarak kullanılmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı ... Köyü temsilcisi ise usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına da katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 28.06.2012 tarihli Teknik Bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 66.356,67 m2'lik yerin davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik, hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan yargılama hüküm kurmaya yeterli değildir. Dosya içinde bulunan ... Kadastro Müdürlüğü'ne ait 08.12.2009 tarih ve3126 sayılı cevabi yazıdan taşınmazın 03.02.1961 tarihinde bayır ve sırt vasfı ile tespit harici bırakılmıştır. Taşınmaz tespit harici bırakıldığı niteliği ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Böyle bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde, zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılması mümkündür. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen Yerel Bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 30 yıldan uzun bir süredir tarım arazisi olarak kullanıldığını açıklamış ise de, taşınmazın hangi tarihte imar-ihyasına başlanıp, imar- ihyanın hangi tarihte tamamlandığı ve tarımsal amaçlı ekonomik zilyetliğin hangi tarihte başladığını bildirmemiş, taşınmazın niteliğinin belirlenmesinde hava fotoğrafından yararlanılmış ise de 1985 tarihli hava fotoğrafı yeterli olmadığı gibi 28.10.2011 tarihli uzman ziraat mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın imar -ihyasının tamamlandığı tarih hususunda duraksama bulunmaktadır.
Bu halde Mahkemece yapılacak iş, mahallinde yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar, HMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, tescil davasının açıldığı 23.04.2008 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları bulundukları yerden getirtilerek dosya arasına konulmalı, ziraat fakültesinde öğretim üyesi olarak çalışan 3 kişilik uzman Ziraat Mühendisi, Kadastro Fen Elemanı ve yine 3 kişilik Jeodezi ve Fotoğrametri Uzmanı veya Harita Mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla hava fotoğrafları keşifte uygulanmalı, öncelikle çekişme konusu taşınmazın yerinin hava fotoğrafında gösterilmesi, daha sonra niteliğinin, kullanım süresinin ve ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve diğer bilirkişi sözleri uzman bilirkişilerin raporuyla denetlenmeli, taşınmazların imar ihyasına başlandığı tarih ile üzerinde tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeye çalışılmalı, bundan sonra kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkinin HMK'nun 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, HMK'nun 290/2. maddesi gereğince birlikte keşfe götürülecek uzman bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilerek Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy