MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tescil
... ve ... ile Hazine ve ... Köyü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ...va Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.03.2012 gün ve 101/166 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... 2001 yılında ... satın aldığı 588 parsel sayılı taşınmazı davacıların 30.03.2006 tarihinde ... satın aldığını, kadastro paftasının uygulanmasında taşınmazın fiilen ... Deresi içinde kaldığının saptandığını, davacıların ise zeminde ... Deresi'nin yatak değiştirmesi nedeniyle ortaya çıkmış ve 20 yıl önce imar-ihya edilerek tarım arazisi niteliğini kazanmış yeri 588 parsel olduğu zannıyla dava konusu yeri satın aldıklarını açıklayarak, tescil harici bırakılan yerin vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı ... Kişiliği temsilcisi ise taşınmazın davacıların zilyetliğinde bulunduğunu ve açılan davaya bir diyeceğinin bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne 21.04.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 8.523,20 m2'lik yerin davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17.maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu görüşe katılmak olanaklı değildir. Davacılar tapuda 588 parsel numarası ile tapuda kayıtlı bulunan taşınmazı satın aldıktan sonra yapmış oldukları aplikasyon neticesinde 588 parselin fiilen dere yatağı içinde kaldığını ve satın aldıkları yerin bu yerin hemen güneyinde yer alan tescil harici yer olduğunu iddia etmiş, dinlenen tanıklar da bu yönde beyanda bulunmuştur. Ancak davacılar 588 parseli hukuki ve geometrik şekli belirlenmiş olarak benimsemiş bulunduğuna göre bayinin hakkına dayanarak tescil harici yerin kazanıldığı ileri sürülemeyeceği gibi, zilyetliğinde 588 parselin satım tarihi olan 30.03.2006'da başladığının kabulü gerektiğinden müstakil kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik süresi de gerçekleşmemiştir.
Öte yandan 588 parsel sayılı taşınmazın halen davacılar adına kayıtlı bulunduğu, davacıların kendi adlarına kayıtlı bulunan bu yer üzerinde tasarrufta bulunma, söz gelimi ... den taşınmaza vaki el atmanın önlenmesini isteme hakları bulunduğu tartışmasızdır. 588 parsel sayılı taşınmaz üzerinde halen tasarruf yetkisi bulunan davacıların dava konusu tescil harici yerin de adlarına tescilini istemeleri TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırıdır. Anılan madde kişilerin haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymasının zorunlu olduğunu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanımının hukuk düzeni tarafından korunmayacağını içermekte olup davacıların isteği yasa maddesine açıkça aykırı olduğundan Mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK7nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.