MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.06.2012 gün ve 96/72 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, bağış ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tapuda adına kayıtlı dava dışı 174 ada 75 parsel içinde kullanılan ve kadastro çalışmaları sırasında paftasında gösterilmek suretiyle yol olarak tescil harici bırakılan taşınmazın, adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, eklemeli zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin raporunda A harfi ile gösterilen 238,58 m2'lik yol olarak tescil gören alanın davacıya ait 175 ada 35 (esasında 75 parsel olması gerekirken maddi hata sonucu) parsele ilave edilerek davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak; kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılması halinde tespit dışı bırakılma tarihinden, davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin kaçırılmaması gerekir. Tespit sonrası imar-ihya ve zilyetlik nedenlerine dayalı tescil isteklerinde ise, tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar, öncelikle imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yirmi yıllık sürenin aralıksız-çekişmesiz davacı yararına gerçekleşmesi zorunludur.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davacı adına kayıtlı nizasız 175 ada 75 parselin öncesi aynı ada 28 parsel olup kadastro tespiti 02.08.2006 tarihinde yapılmıştır. Eldeki dava ise harcı alınarak 25.07.2011 tarihinde açılmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun 27.02.2002 gün, 2002/8-141 Esas, 2002/132 Karar sayılı hükmünde de belirtildiği gibi, tespit dışı bırakma tarihi, bitişik ya da komşu parsellere ilişkin kadastro tutanağının düzenlendiği tarihtir. Somut olaya gelince, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 7/4. maddesine göre kadastro tutanağı düzenlenmeyen ve paftasında yol olarak gösterilen bu yerle ilgili olarak kadastroya tabi olması yolunda herhangi bir iddia vaki olmamış ve dava tarihi olan 25.07.2011 tarihine kadar geçen süre içerisinde hak arama yoluna başvurulmamıştır. Bu nedenle; davanın,
makul sürede açılmadığı gibi dava konusu taşınmazın paftasında yol olarak gösterildiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık sürenin de geçmediği dikkate alınarak, reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Kabule göre de; dava TMK'nun 713/1. maddesine dayalı olarak açılan "tescil" davası olduğu halde, Mahkemece "tapu iptali ve tescil" davası olarak nitelendirilmesi doğru değildir. Bu davalarda Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi durumunda bulunan davalı Köy Tüzel Kişiliği TMK’nun 713/3. fıkrası uyarınca kanuni hasım durumunda bulunmaktadırlar. Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri (eldeki davada Köy Tüzel Kişiliği) yasal hasım konumunda olduklarından, her türlü yargılama giderleriyle sorumlu tutulamazlar. Bu tür davalarda eksik harcın davacı taraftan alınmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilir. Davanın davacı yararına olumlu veya olumsuz sonuçlanmış olup olmaması açıklanan ilkeye ve sapma göstermeyen uygulamaya etkili bulunmamaktadır. Bu nedenle eksik harcın ve vekalet ücretinin davalılar Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine yükletilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Yüksek Yargıtay ve Daire uygulaması da bu yöndedir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy