MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 31.05.2012 gün ve 113/93 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, davalı ... ile ... olduklarını, miras bırakanları babaları ... ...’ten kalan ve dava dilekçesinde parsel numaraları belirtilen 22 adet taşınmazdaki davalının miras paylarını, ... Noterliği tarafından düzenlenen 3.7.1984 tarih ve 984/324 yevmiye numaralı Gayrımenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ve yine haricen düzenlenen 24.4.1983 tarihli satış sözleşmesi ile satın ve zilyetliğini devraldığını açıklayarak taşınmazların tapudaki davalıya ait paylarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı kardeşinin taşınmazlardaki paylarını kendisine devretmesi için baskı yaptığını, bu nedenle zorlamasına dayanamadığından Noterlikçe düzenlenen 3.7.1984 tarihli senedi okumadan imzaladığını, kendisine para ödemesi de yapılmadığını, taşınmazlar üzerinde hiç zilyet olamadığını, 24.4.1983 tarihli haricen düzenlenen senedin ise taşınmazların tapulu olmaları sebebiyle geçerli bulunmadığını, kaldı ki senetlerin usulüne uygun düzenlenmediğini, zamanaşımı süresinin de geçtiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu 1019, 999, 1044 (ifraz sonrası 3929 parsel oldu), 1072, 1030, 1160, 459, 2507 ve 1875 parsel sayılı taşınmazlardaki davalıya ait hisseye düşen tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, diğer 2114, 2126, 2447, 2619, 2623, 3389, 3400, 3410, 864, 1168, 1520, 1825 ve 2112 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın ise reddine karar verilmesi üzerine; hüküm kabule ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretine ilişkin bölümleri yönünden davalı vekili, reddine ve harçlara ilişkin bölümleri yönünden ise davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 2114, 2126, 2447, 2507, 2619, 2623, 3389, 3400, 3410, 459, 999, 1019, 1030, 1072, 1160, 1168, 1520, 1825, 1875, 1044 (ifraz sonucu 3929 parsel) parsel sayılı taşınmazlar tapuda tapulama yoluyla 18.10.1965 tarihinde tarafların ortak miras bırakanı ... adına kayıtlı bulunmaktadır. 864 parsel ise aynı tarih ve nedenle ½ 'şer paylı olarak ...ve ölü ... kızı ... ... mirasçıları adına kayıtlıdır. 2112 parsel sayılı taşınmazın tespitine karşı 3. kişi tarafından Tapulama Mahkemesinde açılan tespite itiraz davası sonucunda verilen ve 10.10.1986 tarihinde kesinleşen hükümle tapu ...adına oluşmuştur. Dava konusu tüm taşınmazlar ... Köyü'nde bulunmaktadır. Miras bırakan ...dosya arasında yer alan mirasçılık belgesine göre 27.1.1978 tarihinde ölmüştür. Taraflar mirasçıları olup başkaca davada yer almayan mirasçıları da bulunmaktadır.
Davacı, dava dilekçesinde dava konusu ... Köyü'nde bulunan 22 adet taşınmazdaki davalıya ait paylarını ... Noterliği'nce düzenlenen 3.7.1984 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve 24.4.1983 tarihli harici satış sözleşmesi ile satın ve devraldığını zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak davalının paylarının iptali ile adına tescilini istemiş, davalı ise noterde düzenlenen senedi okumadan imzaladığını, haricen düzenlenen senedin ise geçersiz olduğunu, usulüne uygun düzenlenmediğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının kötü niyetli davrandığını taşınmazları sahiplendiği için hiç zilyet olmadığını savunmuş, mahkemece davanın Noterlikçe düzenlenen yukarıda tarih ve yevmiye numarası yazılı satış vaadi sözleşmesi kapsamında kaldığı belirtilen 1019, 999, 1044 (ifraz sonucu 3929 p), 1072, 1030, 1160, 459, 2507 ve 1875 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davacının taşınmazların devrini isteme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle kabulüne, ancak dava konusu diğer taşınmazlar yönünden ise davanın, harici satış senedine konu edilen tapulu taşınmazların devri sözleşmelerinin resmi şekilde yapılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, muristen intikal ve miras payının devri hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 677. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Davalı süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Az yukarıda anılan madde hükmüne göre mirasçılar arasındaki miras payının devrinde, satış ve devre konu olan hakkın şahsi hak olmayıp “ayni hak, mülkiyet hakkı” olduğu belirtilmiş olmakla, zamanaşımı mirasçılar arasındaki pay devir sözleşmelerinde uygulanmaz. Diğer bir deyişle sözleşmeden kaynaklanan bu hak, ayni hak niteliğinde olup, zamanaşımına tabi değildir. TMK'nun 677. maddesine göre, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda yapılan yazılı sözleşmeler geçerlidir. Bilindiği üzere ve kural olarak, tapulu taşınmazların satış ve devrinin tapu memuru önünde resmi şekilde yapılması gerekmekte ise de, (743 sayılı TKM.nun 612) 4721 sayılı TMK.nun 677. maddesi, mirasçılar arasındaki pay satışına yazılı olması koşuluyla geçerlilik tanımıştır. Taraflar arasında ... Noterliği'nde düzenlenen 3.7.1984 tarih, 984/324 yevmiye nolu "Düzenleme Şeklinde Gayrımenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" başlığı ile yapılan sözleşmenin niteliği ve kapsamı itibariyle miras payının devri niteliğinde olup TMK.nun 677. maddesi hükmü uyarınca geçerlidir. Bu bakımdan senedin düzenlendiği tarihte miras bırakan adına kayıtlı olup elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi ve senette yazılı 1019, 999, 1044 (ifrazla 3929 parsel), 1072, 1030, 1160, 459, 2507 ve 1875 parsel sayılı taşınmazlarda miras paylarının devri geçerli olup, mahkemece bu parsellerde bulunan davalının paylarının iptaline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kaldı ki belirtilen taşınmazlar taraflar arasında ayrıca düzenlenen ve davacının dayandığı 24.4.1983 tarihli haricen düzenlenen senedin kapsamında da yer almakta, senet kapsamına göre davalının taşınmazlardaki miras paylarını davacıya devrettiği açıklanmaktadır. Bu bakımdan davalı vekilinin bu parsellere yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan bu parsellere ilişkin hüküm bölümlerinin ONANMASINA,
Mahkemece, dava konusu olan diğer taşınmazlar yönünden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Görülmekte olan davada davacı aynı zamanda taraflar arasında düzenlendiği sabit olan 24.4.1983 tarihli miras payının devri sözleşmesine de dayanmaktadır. Anılan senette davalının ... Köyü hudutlarında bulunan ölü anne ve ölü babasından kalan tüm taşınmazlardaki hisselerini davacıya Birmilyon lira bedelle sattığını, parasını aldığını, hisselerle ilgi ve alakasının kalmadığını, zilyetliğinin ve mülkiyetinin işletmesinin davacı kardeşine ait olduğunu açıklamış senedi imzası ile onayladığı görülmüştür. İmza inkarında bulunulmadığı gibi sahtelik iddiası da ileri sürülmemiştir. Senet usule uygun bir biçimde düzenlenmiş olup geçerli bir belgedir. Dava konusu 2114, 2126, 2447, 2619, 2623, 3389, 3400, 3410, 864 (1/2 ... payı bakımından), 1168, 1520, 1825 ve 2112 parsel sayılı taşınmazların tapuda miras bırakan ... adına kayıtlı olup, ... Köyü'nde bulundukları, yapılan keşif sonucu alınan raporda taşınmazların anılan senet kapsamında kaldıklarının
belirlendiği, tarafların miras bırakanın mirasçılarından olup taşınmazların satın alındığı tarihte ve halen elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. TMK.nun 677. maddesi hükmü uyarınca yazılı olmak koşulu ile miras payının devri geçerlidir. Kanun koyucu miras payının devri yönünden resmi şekil koşulundan ayrılmış, geçerli olmak kaydıyla yazılı şekilde yapılmasını yeterli görmüştür. Bu açıklamalar karşısında mahkemenin red gerekçesi yerinde görülmemiştir. O halde mahkemece reddine karar verilen taşınmazlar yönünden de davalıya ait paylarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan dava, miras payı oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Dava değerinin, taşınmazların keşifte belirlenen zemin değerleri üzerinden davalının davaya konu miras payı oranındaki bölümünün toplamı esas alınarak belirlenmesi ve belirlenen bu değer üzerinden karar ve ilam harcının alınması gerekirken, taşınmazların tamamının değerlerinin toplamı üzerinden alınması doğru değildir. Ayrıca davanın kısmen kabulü sebebiyle, avukatı marifeti ile temsil edilen davacı yararına ... uyarınca avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir.
Kabule göre de; dava kısmen red kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen yargılama giderleri kabul ve red oranına göre belirlenerek taraflara yüklenmesi gerekirken, tamamının davalı tarafa yüklenmiş olması, ayrıca davalı taraf avukatı marifetiyle temsil edilmiş olmasına rağmen davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiş olması doğru değil ise de, bozma kapsamına göre bu hususlar bozma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir.
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının ise yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün dava konusu 2114, 2126, 2447, 2619, 2623, 3389, 3400, 3410, 864 (1/2 ... payı bakımından), 1168, 1520, 1825 ve 2112 parseller yönünden reddine ilişkin, harç ve avukatlık ücretine ilişkin bölümleri bakımından 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 38,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 11.999,78 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına ve 2.616,95 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy