MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.09.2012 gün ve 5/115 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin miras bırakanı babası Dede Doğan'ın tek mirasçısı olduğunu, kadastro sırasında miras bırakanın 20 yılı aşkın çekişmesiz ve aralıksız zilyetliğinde olan 159 ada 1 ve 178 ada 4 parselin davalı ...; 155 ada 3, 156 ada 2 ve 178 ada 5 parselin davalı ...; 178 ada 6 parselin davalı ...; 178 ada 3 parselin davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, davalıların taşınmazlardaki zilyetliğinin 2005 yılında başladığını, parsellerde haklarının bulunmadığını açıklayarak, tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tescilini istemiştir.
Davalılar müşterek cevap dilekçelerinde, davacının miras bırakanı Dede Doğan ile miras bırakanları annelerinin (... kardeş olduklarını, davaya konu taşınmazların 1950 yılında yapılan taksim sonucu annelerine intikal ettiğini, taksim sonucu davacının babasına intikal eden dava dışı 150 ada 81, 82; 155 ada 1; 156 ada 1, 10, 11; 178 ada 1, 2, 80, 150 parsel sayılı taşınmazların kadastro sırasında davacının çocukları adına tespit ve tescil edildiğini, nizalı parsellerin 50 yıldır eklemeli zilyetliklerinde olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 . maddeleri gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya arasındaki ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 03.01.2012 tarih, 2012/2 Esas ve 2012/2 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre davacı miras bırakanı babası...'ın tek yasal mirasçısıdır. 2004-2005 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davaya konu 159 ada 1 ve 178 ada 4 parseller davalı ...; 155 ada 3, 156 ada 2 ve 178 ada 5 parseller davalı ...; 178 ada 6 parsel davalı ...; 178 ada 3 parsel davalı ... adına belgesizden tespit edilmiş, tutanakların itirazsız 20.12.2005 tarihinde kesinleşmesiyle tapu kayıtları oluşmuştur.
Mahkemece, davacının babası ile davalıların miras bırakan annelerinin kardeş oldukları, bu kişiler arasında yapılan harici taksim sonucu davaya konu taşınmazların davalıların annelerine intikal ettiği, davacının babasına intikal eden taşınmazların kadastro sırasında davacının çocukları ve gelini adına tespit ve tescil edildiği, davacı murisinin 2000 yılında ölümünden sonra 12 sene yapılan paylaşıma ses çıkarmayarak muvafakat ettiği açıklanarak, davanın reddine karar verilmiş ise de; Mahkemece tarafların aynı ortak miras bırakanın mirasçıları olduğunu gösterir mirasçılık belgesi veya nüfus kaydı alınmadan ve tarafların miras bırakanları arasında yöntemine uygun taksim yapılıp yapılmadığı hususu net bir şekilde belirlenmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece; az yukarıda belirtilen mirasçılık belgesine göre davacının dedesi olduğu anlaşılan ...'ın mirasçılık belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, tarafların ...'in ortak mirasçısı olup olmadığının bu şekilde belirlenmesi, taraf tanıkları ile yerel bilirkişilerin HMK'nun 243, 244 ve 259 maddeleri gereğince yeniden yapılacak keşif yerine davetiye ile çağrılmaları, gelmedikleri takdirde zabıta yoluyla keşif yerinde hazır bulundurulmaları (HMK'nun 245. maddesi) uyuşmazlığın taşınmazlara ilişkin olması sebebiyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde ayrı ayrı dinlenmeleri, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK'nun 261. maddesi gereğince giderilmesi, ortak miras bırakanın, nizalı taşınmazlar dahil terekesine dahil bütün mallarının, tüm mirasçıların katılımıyla yöntemine uygun şekilde taksim edilip edilmediğinin, hangi mirasçıya nerenin düştüğünün belirlenmesi için ayrıntılı beyanlarına başvurulması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan delillere göre hüküm kurulması gerekir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçelerle hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy