MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
Hazine ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.07.2012 gün ve 108/302 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, 245 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma elverişli olmayan, taşlık yerlerden olduğunu, taşınmaza 2008 yılından sonra kum çekilmek suretiyle bağ çubukları dikildiğini, davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalı duruşma ve keşifteki beyanlarında, davaya konu taşınmazın öncesinde dedesine ait olduğunu, amcasının oğlu ... tarafından bir yıl ekilip bir yıl nadasa bırakılmak suretiyle kullanıldığını, 2004 yılında bu yeri Hüseyin'den satın aldığını, 2005 yılında bağ çubuğu diktiğini, o tarihten beri tasarrufu altında olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ve bayisinin kadastronun kesinleşme tarihinden önce en az 20 yıl süreyle taşınmazda ekonomik amaca uygun davasız ve aralıksız zilyetliğinin bulunmadığı açıklanarak davanın kabulüne, 245 ada 1 parselin davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 245 ada 1 parsel, 26.04.2004 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 23.05.1957 tarih 12 ve 08.01.1958 tarih 1 sıra nolu tapu kayıtlarının revizyonu ile, 10.354,27 m2 yüzölçümlü ve tarla vasıflı olarak dava dışı ... adına tespit edilmiş, tutanak itirazsız 23.07.2004 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı, 29.11.2004 tarihinde taşınmazı ... tapuda satış yoluyla devralmıştır.
Davaya konu 245 ada 1 parselin kadastro tutanağında; nizalı parselle birlikte toplam 237 ayrı parselin, 1.845.000 m2 yüzölçümlü 23.5.1957 tarih 12 ve 08.01.1958 tarih 1 sıra nolu tapu kayıtları ile ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu, zeminde dere ve yolların oluşması ile taşınmazın 26 adaya fiilen bölündüğü, kayıt malikinin her bir adayı tutanakta belirtilen çocuklarına haricen sattığı, çocukları arasında yapılan fiilen ifraz ve paylaşım sonucu, nizalı parselin kayıt malikinin oğlu ... isabet ettiği, ... tarafından da haricen ... oğlu ... satıldığı, tutanağa ekli 2 ayrı tescil krokisinin ölçü teknik ve detay noksanlığı nedeniyle fenni sıhhate haiz olmayıp, hudutlarından ve şeklinden istifade edildiği belirtilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmemiştir. Tapunun oluşumu Mahkeme ilamına dayanıyorsa tescil ilamında Hazine'nin taraf olup olmadığı belirlenmelidir. Hazine taraf değilse aleyhine kesin hüküm teşkil etmeyeceği kuşkusuzdur. Kaldı ki tapu kaydı tescil ilamıyla oluşmuşsa harita ve krokisinin bulunacağı kuşkusuzdur. Harita veya kroki fenni sıhhate uygun değil ve uygulanma kabiliyeti yoksa bu kez tapu kaydına itibar edileceği sınırlarının yöntemine uygun biçimde uygulanması zorunludur. Hal böyle olunca davalıların tutunduğu tapu kaydının ve varsa yazılı dayanağının merciinden tüm tedavülleri ve dayanak belgeleri ile getirtilmesi, mahallinde öncelikle haritasının mümkün olmadığında tapusunun teknik ve yerel bilirkişiler huzuruyla zemine uygulanması, taraf tanıklarından zilyetlikle ilgili bilgiler alınması, tüm bu bilgi, belge ve belirlemelerin, keşfi izlemeye infazı sağlamaya elverişli ölçekli kroki ve rapora yansıttırılması gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu biçimde karar verilmesi isabetsizdir
Davacının Hazine'nin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy