MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı ve değer artış payı alacağı davasının reddine dair .... Aile Mahkemesi'nden verilen 12.07.2012 gün ve 477/1072 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, tarafların 2006 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde 1074 ada 3 parsel üzerindeki 3 nolu bölüm ile ... Yapı Kooperatifi üyeliğinin devralındığını, dairenin alınması ve dekorasyonunda vekil edenin annesi tarafından verilen 6100 USD ve 1800 EURO'nun kullanıldığını, kooperatif arsasının alınmasında ise vekil edenin kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyalarının kullanıldığını açıklayarak, 48.000 TL katılma ve değer artış payı alacağının yasal faiziyle birlikte davalı taraftan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, gerek daire gerekse kooperatif üyeliğinin müşterek olarak alındığını, ödemelerin payları nispetinde yapıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların mal edinilmesine katkı yapma düşüncesi olmaksızın payları nispetinde ödemelerin yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 24.06.2006 tarihinde evlenmişler, 22.02.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 31.01.2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Evlenme tarihi dikkate alındığında, sözleşmeyle başka seçimlik bir mal rejimi tercih edilmediğinden eşler arasında yasal “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir (TMK. m. 202, 4722 sayılı K. m. 10 ). Söz konusu mal rejimi, boşanma davasının açıldığı 22.02.2010 tarihinde sona ermiştir (TMK'nun 225/son). Dava konusu 1074 ada 3 parsel üzerindeki 3 nolu bağımsız bölüm 20.04.2009 tarihinde satın alma yoluyla 1/2’şer oranında taraflar adına tescil edilmiş, ... Yapı Kooperatifindeki pay ise 27.12.2006 tarihinde 1/2’şer oranında davacı ve davalı tarafça devralınmıştır.
.//..
2012/11945-2013/5145 -2-
Mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi ulaşılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. HUMK'nun 75 ve 76. maddeleri (6100 sayılı HMK'nun m 25, 31 ve 33) hükmüne göre, davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddesini belirlemek hakime aittir. Hâkim, tarafların yargılama oturumlarında ve dilekçelerinde kullandıkları sözcükler ve nitelendirme ile bağlı değildir. Davacı vekili, aşamalardaki dilekçe ve beyanlarında; 3 nolu bağımsız bölümün alınması ve iç dekorasyonunun yapılmasında ortak birikimler kullanılmış ise de bunun dışında vekil edenin annesi tarafından verilen bir miktar dövizin de dairenin iç dekorasyonunda kullanıldığını, kooperatif payının alınması sırasında ise kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyalarının kullanıldığını bildirmiştir. Bu açıklamalara göre, her ne kadar bağımsız bölüm ve kooperatif payı taraflar adına müşterek olarak kayıtlı ise de gerek 3 nolu dairenin iyileştirilmesinde gerekse kooperatif payının alınmasında davacının kişisel malı niteliğindeki döviz ve ziynet eşyalarının kullanıldığı anlaşılmaktadır. Eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur (TMK. m. 227). Eşlerden birine ait edinilmiş mallar üzerinde, diğer eşin mülkiyet veya diğer bir ayni hak talebi söz konusu değildir. Yani katılma rejiminde; eşlere tanınan hak, ayni bir hak olmayıp, şahsi bir haktır. Sadece mal rejimi sona erdiğinde, eşlerin edinilmiş mallara ilişkin artık değerler üzerinde karşılıklı alacak hakkı vardır (TMK. m. 236).
Toplanan deliller, dosya kapsamı ve dava dilekçesindeki açıklamalara göre davacı vekilinin talebi 3 nolu daireye yapılan iyileştirme ve kooperatif payı üzerindeki değer artış payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması ve TMK'nun 227. maddesi hükümleri uyarınca; eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekir. Davacıya ait söz konusu ziynet eşyaları ile annesi tarafından verildiği bildirilen döviz geri ödendiği ileri sürülmediğine göre, TMK'nun 220/2. bendi gereğince davacının kişisel malı olup, bozdurulan altın parası ise, aynı maddenin 4. bendi uyarınca kişisel malların yerine geçen değer niteliğindedir. Mahkemece, davalı üzerindeki 1/2 pay dikkate alınarak, TMK'nun 227. maddesi uyarınca daire ve kooperatif hissesi üzerindeki değer artış payı alacağının hesabı için; öncelikle ziynet eşyalarının cins ve miktarı, verildiği tarihteki değeri, davacının annesi tarafından verilen dövizin miktar ve değeri ile dairenin bu tarihteki değerinin ayrı ayrı saptanması, davacının katkı yaptığı tarihteki değeri ile katkıda bulunduğu miktarın (altın parası + döviz karşılığı) toplamı gözetilerek davacı kadının yaptığı katkının, sözü edilen toplam değer içindeki oranının bulunması, bu oranın tasfiye tarihindeki sürüm değeri ile çarpılarak çıkacak miktarın değer artış payı alacağı olarak karar altına alınması (TMK.m. 227). TMK'nun 232 ve 235/1. maddelerine göre taşınmazın tasfiye anındaki sürüm değeri, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi olarak eldeki davanın karar tarihine en yakın tarih olarak kabul edilmesi, değer artış payı hesaplanıp taşınmazın tasfiye anında belirlenecek değerinden düşürüldükten sonra kalan bakımından TMK'nun 231 ve 236/1. madde ve fıkrası uyarınca davacının katılma alacağının saptanması,
.//..
2012/11945-2013/5145 -3-
dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmış olduğundan davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 08.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy