MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki katılma alacağı, katılma payı alacağı, değer artış payı davasının reddine dair ... 14. Aile Mahkemesi'nden verilen 16.07.2012 gün ve 320/538 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1984 yılında evlenen davacı ve davalı arasındaki boşanma davasının devam ettiğini, davalının armatör olup dava dilekçesinde belirtilen 29 adet ticari şirket, 13 adet gemi ve 16 adeti davalı adına kalanı şirketler adına kayıtlı bulunan taşınmazların maliki olduğunu, davalıya ait banka hesaplarında para bulunduğunu, taraflar arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğunu açıklayarak, davalının mal varlığının bilirkişi vasıtasıyla tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 21.06.2012 havale tarihli dilekçesiyle, davalının tüm malvarlığının bilinmediğini, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz, gayrimenkul ve şirketlerin kendileri tarafından tespit edilebilen kısım olduğunu, davalının bunların dışında da malvarlığının bulunduğunu, davacı ile ... İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. arasında yapılan sözleşme gereğince, davacıya ait hisselerin satışından kaynaklanan toplam 1.121.094 Amerikan Doları'nın davalı tarafından ticari hayatında kullanıldığını, davacının katkısı ve davalıya ait malvarlığının ancak uzman bilirkişiler vasıtası ile tespit edilebileceğini bildirmiş ve katılma alacağı ile katkı payının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili; 1984 yılından beri davalı ile evli olan davacının bu süre içinde herhangi bir çalışması bulunmadığı, davaya konu edinilen malvarlığı 2002 yılı öncesinde edinilen ve bir kısmı miras yolu ile intikal eden kişisel mal olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 28.05.2012 tarihli tensibin 6. maddesi gereğince 21.06.2012 tarihinde davacı vekiline, davaya konu mal varlıkları ve her bir mal için ne kadar talepte bulunduğunu bildirmesi için iki haftalık süre verilip süresi içinde bildirim yapılmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; Tarafların 01.06.1981 tarihinde evlendiği ve aralarında boşanma davasının halen sürmekte olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki mal rejimi TMK 225/ 2. maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermekte olup, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının kullanımı boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesi şartıyla mümkündür.
Dava dilekçesinin içeriği ve 21.06.2012 tarihli açıklamaya göre, dava 4721 sayılı TMK.nun 202 ve devam maddeleri gereğince kabul edilen yasal mal rejimi olan edinilmiş
mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK.nun 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı ve TMK'nun 227.maddesi gereğince açılan değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir. Katılma alacağı davalarında, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri dikkate alınarak (TMK. m.235/1) katılma alacağı belirlenmelidir.
Gerek katılma alacağı gerekse de değer artış payı alacağı TMK 202 ve devamı maddelerinde düzenlenen yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacak davalarıdır. Adı geçen mal rejiminde ivazlı olarak edinilen mallarda yukarıda açıklandığı üzere eklenecek değerler ve denkleştirmeden sonra elde edilen artık değerin yarısı katılma alacağını ve kişisel maldan diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunulmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı, değer artış payı alacağını oluşturur. TMK'nun 6. maddesi kural olarak ispat yükünü davacıya yüklemiş olup, 6100 sayılı HMK'nun 119. maddesinde de davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıalar ile her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin dava dilekçesinde bulunması, aynı yasanın 194. maddesi ise tarafların dayandığı vakıaların ve delillerin somutlaştırılması gerektiğini düzenlemekte ise de, TMK'nın 222/son maddesi ''Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.'' hükmü ile genel kuraldan ayrılarak katılma alacağı yönünden ispat yükünü aksini iddia eden tarafa yüklemiştir. Her iki talebe ilişkin bu açıklamalar ışığında davacı vekilinin dava dilekçesi ve 21.06.2012 tarihli dilekçesinin incelenmesinde, davacının katılma alacağı ve değer artış payı isteğinde bulunduğu davalıya ait malvarlığını ad, ticari ünvan, ada ve parsel numarası vererek somutlaştırdığı, değer artış payı alacağına dayanak olarak satılan şirkete ait hisse senetleri ve satış bedelini bildirdiği saptanmıştır. Öyle ise, davacının katılma alacağına ilişkin davacı vekilinin, şirket adı, gemi adı ve taşınmazlara ait ada ve parsel numarasını bildirmesi, dilekçede sayılan taşınır, taşınmaz ve şirket hisselerine yapılan katkıdan kaynaklanan değer artış payı alacağına ilişkin olarak katkı yapılan hisse senedi satış bedellerini bildirmesi, HMK'nun zorunlu kıldığı vakıa ve delillerin somutlaştırılması için yeterlidir. Mahkemece, dava dilekçesinde açıkça bildirilen, şirket, gemi ve taşınmazlardan kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payına ilişkin taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan dava 6100 s. HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra 25.05.2012 tarihinde açılmıştır. Somut olayda usul bakamından HMK'nun uygulanacağına ve istek konusu yapılan malların miktar ve sayıları ile işin teknik yönü de gözetilmesi gerektiğine göre somut olayda belirsiz alacak davalarını öngören HMK'nun 107. maddesinin kapsamıda gözardı edilmemelidir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulünün ve, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy