MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Sınırlandırmanın iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki sınırlandırmanın iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.06.2012 gün ve 298/214 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, satın alma, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak dava konusu 136 ada 406 sayılı mera parselinde zilyetliğinde bulunan bölümün sınırlandırılmasının iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, taşınmazın mera niteliğinde olduğunu kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; ... Köyü'nde bulunan dava konusu 406 nolu parsel, 341663,75 m2 yüzölçümle 4342 saylı Mera Kanunu'nun 12.maddesine göre düzenlenen Komisyon Kararı Raporu ile mera niteliğiyle sınırlandırılmış, 19.12.2007 tarihinde özel siciline tescil edilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davada taraf teşkili sağlanmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, TMK'nun 713/1. maddesine dayalı tescil davalarında aynı Kanun'un 713/3. maddesinde yazılı olduğu üzere dava konusu taşınmaz ... Köyü sınırları içerisinde yer aldığından ve onların merası olarak sınırlandırıldığından, ... Köyü Tüzel Kişiliği'ne de husumet yöneltilmesi yasal zorunluluktur. Bu nedenle, öncelikle davada ... Köyü Tüzel Kişiliği'ne husumet yöneltilerek, varsa savunma ve delillerinin tespiti, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Anılan Yasa uyarınca taraf teşkili tamamlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması Yasaya aykırıdır.
Bunun yanında, uyuşmazlık dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olup-olmadığına ilişkin bulunup; kural olarak ve Yargıtay uygulaması gereğince yerel bilirkişi ve tanıkları meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasındaki kişilerden seçilir. Bu nedenle taraflara; tanıklarının merada yararı bulunmayan komşu köy halkı arasından belirleyip bildirmeleri konusunda süre ve imkan tanınması, taraf tanıklarının komşu köyler halkı arasından seçilerek dinlenilmesi, hava fotoğraflarından yararlanılması, komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının onaylı ve okunaklı suretleri ile varsa dayanak tapu ve vergi kayıtlarının getirtilerek mahallinde uygulanması gerekir.
Ne var ki, bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastro tespit tarihinden önceki yıllara ait ve en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için sınırlandırma çalışmalarının yapıldığı 2007 yılına göre 20 – 30 yıl öncesine ait (1977–1987 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden, getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftalar ve komşu parsellere ait tapu kayıtları ve hüküm dosyalarına ait teknik bilirkişi raporlarının keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1977-1987 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi olanaklıdır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, yapılacak iş; ... mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle sınırlandırmanın yapıldığı 2007 yılına göre 20-30 yıl öncesine ait (1977– 1987 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, dava konusu taşınmazlara komşu olan tapulama parsellerine ait tapulama tutanakları ve ekleriyle kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları, mera niteliği gözönünde tutularak taşınmazın sınırları içinde bulunduğu köye ait tahsisli ve kadim mera kayıtları ile haritalarının bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla hava fotoğraflarının keşifte uygulanması, taşınmazın hava fotoğraflarının çekildiği tarihe göre kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ya da hangi nitelikte bulunduğu konularında uzman bilirkişiden gerekçeli, denetime açık rapor alınması, tescili istenen taşınmaz bölümlerinin her iki hava fotoğrafları üzerinde işaretlenmesi, bundan ayrı kadim ve tahsisli mera-yaylak kayıt ve belgeleri ile haritalar ve komşu parsellere ilişkin tapu ve vergi kayıtlarının teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, komşu köyler halkı arasından seçilen yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, dava konusu taşınmazın kadim ve tahsisli mera kayıtları kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, şayet anılan kayıtlar kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde, bu taktirde kadim mera ve yaylak araştırmasının yapılması, dava konusu taşınmazın kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olup olmadığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri hususu üzerinde durulması, daha önce götürülmeyen başka uzman bilirkişi ... mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin
toprak yapısı birlikte incelenmek suretiyle dava konusu taşınmazın meradan açılan yerlerden bulunup bulunmadığının saptanması, uzman bilirkişiden gerekçeli, denetime açık ve komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı rapor istenmesi, 1977 ile 1987 tarihleri arasında çekilmiş hava fotoğrafları yok ise, ilgili kurumdan bunun gerekçesinin sorulması, taşınmazların niteliğinin kesin bir biçimde belirlenmesi, temyiz incelemesi sırasında gözönünde tutulmak üzere HUMK'nun 366.maddesi (6100 sayılı HMK'nun 290 m.) hükmü uyarınca dava konusu taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik resimlerinin çektirilerek dava konusu yerlerin resimler üzerinde işaretlenmesi, resimlerin mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.