MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.11.2010 gün ve 203/415 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, muristen intikal, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak dava konusu 49 ada 3 ile aynı ada 4 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeninin miras payı oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Varol, davacının kendilerine sürekli dava açtığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; HUMK'nun 237/2. maddesine göre “kaziyei muhkeme, mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin ve istinad olunan sebebin müttehit olması lazımdır.” Aynı şekilde HMK'nun 303/1. maddesine göre “…hükmün, diğer davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.”
Yerel Mahkemece kesin hüküm olarak değerlendirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/130 Esas 2008/144 Karar sayılı dosyasının 49 ada 3 ve aynı ada 4 parsel ile 267 ada 25 sayılı parseller hakkında açılan tapuda isim düzeltilmesi davası olduğu, söz konusu davanın ... ... tarafından Tapu Müdürlüğüne yöneltildiği, böylelikle davanın tarafları ile eldeki davanın tarafları aynı olmadığına göre ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/130 Esas 2008/144 Karar sayılı dosyasının eldeki dava bakımından
HMK'nun 303. maddesi (HUMK'nun 237.) gereğince kesin hüküm kabul edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, tapuda isim düzeltilmesine ilişkin verilen kararlar HMK'nun 388. maddesi gereğince maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, kesin hüküm olarak değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bundan ayrı, tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise belirlenecek mirasçılarına yöneltilerek açılır. Somut olayda, dava konusu 49 ada 3 ile aynı ada 4 sayılı parsellerin tapuda müşterek mülkiyet üzere ..., ..., ..., ..., ..., ... ... adına kayıtlı olduğu; ancak davanın kayıt maliklerinden ... ...'a yöneltilmediği görüldüğünden, davanın adı geçen kayıt malikine yöneltilmesi, yargılamaya geldiği taktirde savunma ve delillerinin tespiti, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Açıklanan nedenle, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan, dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarının ve Tapu Müdürlüğünün 04.10.2010 tarihli yazısının incelenmesinden anlaşılacağı üzere, dava konusu 49 ada 3 ve aynı ada 4 parsel sayılı taşınmazlar tevhiden 49 ada 13 parsel olup, tekrar ifraz neticesinde 49 ada 14, 15 ve 16 nolu parsellere ayrılmıştır. 49 ada 14 ve aynı ada 15 parsel sayılı taşınmazların dava dışı gerçek kişiler adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Hal böyle olunca, dava konusu anılan parseller bakımından, davada husumet yöneltilen davalıların bu parsellerde malik olmamaları, eş anlatımla pasif taraf sıfatları bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken yazılı gerekçeyle reddi isabetsiz olmuştur.
Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy