MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.05.2012 gün ve 49/296 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği yaklaşık 40 m2 yüzölçümündeki taşlık olarak tespit dışı bırakılan taşınmazı imar ihya ettiğini, taşınmaz üzerinde uzun yıllardır zilyetliğinin mevcut olduğunu açıklayarak dava konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup taşlık vaziyette bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel Kişiliği, usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne; teknik bilirkişilerin 27/04/2011 tarihli rapor ve ekli krokide "A" harfi ile gösterilen 60592,14 m² yüzölçümündeki tapulama harici taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan yargılama hüküm kurmaya yeterli değildir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmaz, 1970 yılında taşlık vasfı ile tespit harici bırakılmıştır. böyle bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı kadastro kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür.
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Mahkemece, nizalı taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin tespiti bakımından hava fotoğrafı uygulaması
yapılmış ise de, incelenen 1985 tarihli hava fotoğrafı hüküm kurmak için elverişli değildir. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1977 – 1987 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması,...ve fotogrametri uzmanı mühendislerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, dava konusu taşınmazın daha önce açıklandığı gibi davacı tarafça emek ve para sarf edilerek imar ihya edilip edilmediği, imar ihyanın ne zaman başladığı, para ve emek sarfının ne şekilde yapıldığı, zilyetliğin nasıl devam ettiği, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, komşu taşınmazlara uygulanan tapu kayıt örnekleri ile vergi kaydı örneklerinin dava konusu taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye işaret ettirilmesinin sağlanması, hava fotoğrafları ile İl Kadastro Müdürlüğü'nden istenen paftaların 1977-1987 yılları arasında çekilen ve düzenlenen fotoğrafları ile paftalar olması gerektiğinin gözetilmesi, bunların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu, uzman bilirkişilerden Yargıtay ve tarafların denetimine açık, gerekçeli, karşılaştırmalı rapor istenmesi gerekmektedir. HUMK'nun 366. (HMK.m.290/2). maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilerek Mahkeme Hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, fotoğraflar üzerinde teknik bilirkişice yerin işaretlenmesi, ilana ilişkin gazete nüshasının dosyaya eklenmesi; ayrıca dosya içerisindeki ... bilirkişi raporundaki tespitler hüküm kurmaya yeterli nitelikte bulunmadığından Öğretim Üyesi seviyesinde ... Fakültesi Toprak Bölümünden 3 ... Mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor alınması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Bundan ayrı, davacının bildirdiği iki tanıktan birinin dinlendiği; davacı, dinlenmeyen tanığının dinlenmesinden vazgeçmediği halde, mahkemece de herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin bildirilen davacı tanığının dinlenmemesi bozma nedenidir.
Davalı ... vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy