MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve asli müdahil ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.06.2012 gün ve 153/256 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde, 121 ada 4, 122 ada 5, 124 ada 15, 125 ada 3, 128 ada 2, 129 ada 7, 157 ada 7, 187 ada 1 ve 188 ada 1 sayılı parsellerin ortak miras bırakan ... ...’dan kaldığı halde kadastro çalışmaları sırasında kardeşi ... ... ... adına tespit ve tescil edildiklerini, babasının sağlığında çocukları arasında herhangi bir paylaşım yapmadığını, kayıt malikine herhangi bir bağış ve satışında söz konusu olmadığını açıklayarak anılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
Asli müdahil davacı ... ise, 23.07.2009 tarihli dilekçesinde, 121 ada 4, 122 ada 5, 124 ada 15, 125 ada 3, 128 ada 3, 2, 129 ada 7, 157 ada 7, 187 ada 1 ve 188 ada 1 sayılı parsellerin davacı ...'in dava dilekçesinde belirttiği aynı gerekçeyle taşınmazların ortak miras bırakan babaları ...’dan kaldığını açıklayarak söz konusu parsellerin tapu kayıtlarının tespit ve tescillerinin iptali isteğinde bulunmuş, 16.07.2009 tarihli yargılama oturumunda ise tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazlardaki hissesi oranında adına kayıt ve tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar (kayıt malikinin mirasçıları) vekili, 16.07.2009 tarihli cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazların miras bırakan ... ...’dan vekil edenlerinin miras bırakanı ve muris ...’ın oğlu ... ... ... tarafından 29.10.1989 tarihli harici satış senedi ile satın alındığını, davacı ile asli müdahil davacıyla bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “ davacı ...’in davası bakımından; 121 ada 4, 122 ada 5, 124 ada 15, 125 ada 3, 128 ada 2, 129 ada 7, 157 ada 7, 187 ada 1 ve 188 ada 1 sayılı parsellerin kayıt maliki ... oğlu ... ... adına bulunan tam pay ve hisselerinin iptaline, taşınmazlar toplam 384 pay kabul edilerek, 112 payın davacı ..., 68 payın davalı ..., 51’er payın ise davalılar ..., ..., ..., ...
adlarına tapuya kayıt ve tesciline, asli müdahil davacı ...’in davası yönünden; 121 ada 4, 122 ada 5, 124 ada 15, 125 ada 3, 128 ada 2, 129 ada 7, 157 ada 7, 187 ada 1 ve 188 ada 1 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının kayıt maliki ... oğlu ... ... ... adına bulunan tüm pay ve hisselerinin iptaline, 112 payın asli müdahil davacı ..., 68 payın davalı ..., 51’er payın ise sırası ile ...., ..., ... ve ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline….. “ karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, gerek davacı ... ve gerekse asli müdahil davacı ... bakımından kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan miras payı oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar vekili her ne kadar vekil edenlerinin miras bırakanı ... oğlu ... ... ... tarafından 29.10.1989 tarihli “Gayrimenkul Zilyetlik Devir ve Satış Senedidir” başlıklı harici satış senediyle dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ...’dan satın aldığını ileri sürmüş ise de Adli ... Kurumu Başkanlığı, Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'nin 23.03.2012 tarih ve 2365 sayılı inceleme raporlarının 1 nolu bendine göre senetteki imzanın ... ...’ın el ürünü olup olmadığının tespit edilemediği anlaşılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ortak miras bırakan ... ...’ın kayıt maliki ... ... ...’ın yanında kaldığı ve satış senedinin düzenlendiği tarihten itibaren yaklaşık 2 ay sonra da öldüğü, imzanın kendisine ait olup olmadığının saptanamadığı, ağırlıklı beyanlara göre böyle bir satışın olup olmadığının bilinmediği yönünde olduğu, yerel Mahkeme'nin bu yöndeki görüşünün yerinde bulunduğu, taşınmazların ortak miras bırakan ... ...’dan kaldığı hususunda bir uyuşmazlığın bulunmadığı belirlenmiştir.
Gerek davacının ve gerekse asli müdahil davacının dava konusu yaptığı taşınmazlar arasında 187 ada 1 ve 188 ada 1 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının ½'şer oranında ... oğlu ... ... ... ve ... oğlu Hüseyin ... adlarına kayıtlı bulunduğu göz ardı edilerek asıl dava bakımından tüm parseller yönünden 384 payın kabul edilmesi doğru değildir. Bunun dışında asli müdahil davacının davasının kabulüne karar verilmiş ise de; pay dağılımının toplam hangi miktar (rakam) üzerinden yapıldığı hüküm fıkrasından ve gerekçeden anlaşılamamaktadır. Öte yandan, asli müdahil davacı 125 ada 3 sayılı parseli dava konusu yapmadığı halde bununda iptal ve tesciline karar verilmesi ve aynı pay kapsamında değerlendirilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Yine Asli Müdahil Davacı ... tarafından 125 ada 15 ve 128 ada 3 sayılı parseller dava konusu yapıldığı halde bunların tapu kayıtları getirtilip denetlenmemiştir.
Dosya arasında bulunan ve ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.04.1990 tarih, 1990/29 Esas – 1990/63 Karar sayılı veraset belgesinin karar tarihine göre oldukça eski olduğu, tüm mirasçıları kapsamadığı, aynı veraset belgesinde yer alan mirasçılardan bazılarının da öldükleri anlaşıldığından hak kaybının önlenmesi bakımından ortak miras bırakan ... ...’ın tüm mirasçılarını kapsayacak biçimde veraset belgesinin alınması için davacılara süre ve imkan tanınması, veraset belgesi alınıp dosyaya sunulduğunda taşınmazların bir kısmının tam pay olarak davalıların murisi ... ... ... bir kısmının ise paylı olarak davalıların murisi ... ... ... adına tapuda kayıtlı bulundukları gözetilerek mirasçıların gerçek ve doğru paylarının belirlenmesi ve bu konuda rapor sunulması için dosyanın bu işlerden anlayan Tapu Müdürüne ya da Kadastro Fen Elemanlarından birine tevdii edilerek hükme esas alınacak pay dağılımını gösterecek raporun alınması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. .//..
Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 13.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy