MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... (Kapatılan) Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.05.2012 gün ve 137/66 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde; ... İlçesi ... Köyü Höyük mevkiinde bulunan ve 20-25 yıldır nizasız ve fasılasız olarak zilyet olduğu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazının kadastro çalışmaları sırasında 114 ada 8 parsel sayılı taşınmaz olarak ... adına tespit ve tapuya tescil edildiğini açıklayarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde; taşınmazın ham toprak vasfında olduğunu, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini, davanın haksız ve yersiz olarak açıldığını açıklayarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Mahkemece davacının davasını ispat edemediği benimsenerek davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin bu görüşü dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Yargılama sırasında aktif dava açma ehliyeti üzerinde durulmamıştır.Davacı dava dilekçesinde taşınmazın kendisine ait olduğunu açıklayarak taşınmazın kendi adına tapuya tescil edilmesini istemiş ise de keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler, tespit bilirkişisi ve davacı tanıkları taşınmazın öncesi itibariyle davacının babası ... ’a ait olduğunu, ... ’ın 25-30 yıl kadar önce vefatıyla taşınmazın davacıya intikal ettiğini beyan etmişler, ancak ne şekilde davacıya geçtiğini açıklamamışlardır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacının babası ölmüş olup, terekesi TMK’nun 701. ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabiidir.
Bu nedenle öncelikle davacının babasına ait veraset belgesini alıp dosyaya sunması için kendine süre ve imkan tanınması, dava konusu taşınmazın davacının babasından satış, bağış veya terekenin paylaşımı yoluyla geçip geçmediğini yeniden yapılacak keşifte
dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, şayet bu yollardan biriyle davacıya intikal etmiş ise, davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin giderilmesi zorunludur. Dava konusu parselin, satış, bağış veya terekenin paylaşımı yoluyla davacıya intikal etmediğinin saptanması halinde ise; terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının üçüncü kişi durumunda bulunan ...'ye karşı tek başına aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından ve davacı da sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan davanın bu sebeple reddine karar verilmelidir. Çünkü; TMK’nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Muris ... ’in terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğuna ve davada bir tasarrufi işlem niteliğinde bulunduğuna, tasarrufi işlemlerde de oybirliği arandığına göre tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları zorunludur.Uyuşmazlık konusu 114 ada 8 parsel sayılı taşınmaz 16.10.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ham toprak vasfıyla ... adına tespit edilmiş, tespitin 10.01.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine davalı adına tapu kaydı oluşmuştur. 14.05.2012 tarihinde yapılan keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklar davacının babası ... ’ın 25-30 yıl kadar önce vefat ettiğini, taşınmazın öncesinin ... ’a ait olduğunu beyan etmişlerdir. TMK’nun 996. maddesi hükümleri gözetilerek davacının babası ... ’ın zilyetlik süresiyle ölüm tarihiyle kadastro tespit tarihi göz önünde bulundurularak zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı usulüne uygun olarak araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; HMK’nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince Mahkemece belirlenen yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarının davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, gelmedikleri takdirde zabıta yoluyla keşif yerinde hazır bulundurulmaları (HMK. m. 245) uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın satış, bağış veya terekenin paylaşımı yoluyla davacının babasından davacıya geçip geçmediği, davacının tek mirasçı olup olmadığı, davacının babasının zilyetlik süresiyle davacının eklemeli zilyetlik süresinin tespit tarihine kadar 20 yılı geçip geçmediği, yukarıda açıklandığı şekilde davacının babasının veraset belgesiyle belirlenecek ölüm tarihinden tespit tarihine kadar zilyetlikle iktisap süresi olan 20 yıllık sürenin dolup dolmadığı, davacı ile davacının babasının zilyetliklerinin ne şekilde sürdüğü ne zaman başladığı açıklığa kavuşturularak saptanması, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy