MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tecil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.06.2012 gün ve 464/140 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, davacının 1989 yılında halasından satın aldığı ve halen kullanımında olan taşınmazın kadastro çalışmalarında 363 ada 2 parsel numarasıyla davalı adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak davalı üzerindeki kaydın iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., dava konusu taşınmazın öncesinde 363 ada 1 parselle bütün olarak tapuda ...ve ... adlı şahıslara aitken açılan dava sonucunda 130 payın kendisi adına 55 payın eşi adına ve kalan 55 payın ise davacı adına tesciline karar verildiğini, davacının 55/240 oranında hak sahibi olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu taşınmaz 363 ada 2 parsel sayılı taşınmazla birlikte 11.02.1994 tarih ve 1 sıra nolu tapu kaydı uyarınca davalı adına tespit edilmiş ve tutanağın itirazsız olarak kesinleşmesiyle tapuya tescil edilmiştir. Aynı tapu kaydına bağlı olarak tespit edilen 363 ada 1 parsel davalı ve eşi...adına kayıtlıdır. Dayanak 11.02.1994 tarih ve 1 sıra nolu tapu kaydına göre toplam 240 hisse olan taşınmazın 130 hissesi davalı ...'e 55 hissesi Nadiye Sevinç'e ve 55 hissesi de davacıya aittir. Mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 363 ada 1 ve 2 parsel olarak iki farklı parsel numarası almadan önce bir kısmının önceki kayıt maliklerinden ... tarafından davacıya satıldığını ve bu kısmın halen davacının zilyetliğinde bulunduğunu bildirmiş, keşif mahallinde dinlenen davalı ...'te bu beyanları kabul ederek dava konusu taşınmazdaki hisselerin belirlenerek
kendisine verilmesini istemiştir. Davacının iddiası tanık ve yerel bilirkişiler tarafından desteklendiği gibi davalı tarafından da kabul edilmiştir.
Davacı kadastro öncesi mevcut tapu kaydında taşınmazda pay sahibi ise de, dava dilekçesinin içeriği ve davacının yargılama aşamasındaki beyanlarından tapu kaydına dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmayıp zilyetliği dayalı olarak hak iddiasında bulunduğu anlaşılmaktadır. ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1991/1 Esas, 1992/288 sayılı dosyası şahıslar ile ... arasında görülen ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı tescil talebine ilişkindir. Açıkça görüldüğü üzere davanın tarafları ve hukuki sebebi aynı olmadığı gibi, esasen mahkemenin vermiş olduğu hüküm eldeki davanın davacısının aleyhine de olmadığından kesin hüküm şartlarının varlığından söz edilemez.
Bu halde Mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak dayanak tapunun uygulandığı 363 ada 1 ve 2 parsellerin toplam alanına göre 55/240 pay miktarını aşmayacak şekilde davacının fiilen kullanımında bulunan yerin tespiti ile bu yer bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.09. 2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.