MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki ziyetliğin tespiti davasının reddine dair ... Aile Mahkemesi'den verilen 26.09.2012 gün ve 372/907 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde adres bilgilerini açıkladığı 1280 m2 ve 135 m2 yüzölçümlü arsaların vekil edeni ile davalı tarafından 1/2 paylı olarak satın alındığını, davalının muvazaalı olarak tapusu bulunmayan bu taşınmazların belediye kayıtları üzerine haciz koydurttuğunu, taşınmazlardan biri üzerindeki binanın vekil edeninin ailesinden kalan taşınmazların satışından elde edilen gelir ile yaptırıldığını, halen binada müvekkilinin oturduğunu, tarafların boşanmadıklarını ancak uzun yıllardır ayrı yaşadıklarını açıklayarak, taşınmazların ve üzerindeki binanın asli zilyetliğinin vekil edenine aidiyetine, vekil edeninin 1/2 payının belediye kayıtlarındaki malik hanesine tesciline (işlenmesine) karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 16.05.2008 havaleli dilekçesinde, ... 2. Noterliği'nin 17.01.1998 tarih ve 2135 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesi ile nizalı taşınmazın 399 m2'lik bölümünün davalı tarafından vekil edenine satıldığını tespit ettiklerinden, anılan bölümün tamamı ile birlikte, kalan yerlerin 1/2 payının vekil edeninin malik ve zilyet olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, davasını bu şekilde ıslah ettiğini açıklamıştır.
Davalı cevap dilekçesinde, davacının açtığı tespit davasının esasına bir itirazının bulunmadığını, dosyaya sunulan belgelerin doğru olduğunu, ancak taşınmazların bedelinin kendisi tarafından ödendiğini, binanın kendisi tarafından yapıldığını, taşınmaza birlikte zilyet olduklarını beyan etmiştir. Davalı vekili 16.07.2012 havale yazılı savunmasında, davanın reddi ile taşınmazın vekil edeni adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki davanın TMK'nun 225 ve 227. maddelerinde düzenlenen mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olduğu, ancak davanın görülebilmesinin ön şartı olan taraflar arasında kesinleşmiş ya da görülmekte olan boşanma davasının bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar vermiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
... Asliye Hukuk ve Aile Mahkemeleri'nce ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi üzerine;Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 16.12.2011 tarih, ... Esas ve 12369 Karar sayılı ilamı ile "....somut olayda davacı ile davalı arasında evlilik akti 1989 yılında
kurulmuştur. Dava konusu gayrimenkuller ise evlilik birliği içerisinde 1994 yılında iktisap edilmişlerdir. Davacı gayrimenkullerin ediniminde ve üzerindeki binada hakkı olduğunu bu nedenle belediye kayıtlarındaki malik hanesinin 1/2 hissesinin adına tescilini ve taşınmazların asli zilyetliklerinin kendisine aidiyetine karar verilmesini istemektedir. Taraflar arasında evlilik birliği devam etmektedir. Dava konusu ihtilafta TMK'nun 225. ve 227. maddelerinin de tartışılması gerektiğini" açıklayarak aile mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiştir. HMK'nun 23/2. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi sonradan davaya bakacak mahkemeyi bağlamakta ise de; davadaki isteğin nitelendirmesinde hataya düşüldüğü görülmektedir. Dava dilekçesinde, davaya konu 1280 m2 arsa ve ev ile 135 m² arsanın asli zilyetliğinin davacıya ait olduğunun tespitine ve 1/2 pay hususunda belediyedeki kayıtlara tescile karar verilmesi talep edilmiştir. Bu çerçevede araştırma ve inceleme yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak 1/2 pay bakımından zilyetliğin ya da mülkiyetin davacıya ait olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı nitelendirme ile hüküm kurulması doğru değildir. Tarafların dosya arasındaki bilgi ve belgeler ile nüfus kayıtlarına göre evli oldukları ve mal rejimi davasının görülebilirlik önkoşulunun gerçekleşmediği doğrudur. Ancak, isteğin mal rejimi ile ilgisi olmayıp, tamamen taşınmaz üzerindeki mülkiyetin tespitine ilişkin bulunduğu açıktır. Dava dilekçesi ve beyanlar bu yöndedir.
Öte yandan; dosya arasında bulunan 1850 ada 4 parsele ait kadastro tutanağının incelenmesinden; 3402 sayılı Kanunun ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında, anılan parselin 6831 sayılı kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ancak eldeki dava nedeniyle fiili kullanıcısı veya kullanıcılarının Mahkemesi'nce tespit edilmesi gerektiğinin açıklandığı saptanmıştır. Bu durumda nizalı taşınmazın 1850 ada 4 parsel olduğunun belirlenmesi halinde, kullanım kadastrosu bakımından da durumun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy