MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tescil
... ile ... ve ... Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.02.2012 gün ve 341/27 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili kadastro çalışmaları sırasında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılan ve dava dilekçesinde mevki ile sınırlarını açıkladığı yaklaşık 60 dönümlük taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak vekil edeni adına tapuda kayıt ve tescilini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı ... ... Kişiliği bir savunma getirmemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle 18.03.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 56.945,42 m2'lik yerin davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava muristen intikal, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1, ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz dosya içinde bulunan 01.07.2010 tarihli ... Kadastro Müdürlüğü'nün 2141sayılı yazısından açıkça anlaşılacağı üzere 1976 yılında kesinleşen tapulama çalışmalarında 766 sayılı Yasa'nın 2. maddesi uyarınca tescil harici bırakılmıştır. Davacı tarafından aynı nedene dayalı olarak açılan ve yargılama sonucunda açılmamış sayılmasına karar verilen aynı mahkemenin 2006/164 Esas, 2008/88 Karar sayılı dosyasında yapılan keşif ve elde edilen ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre taşınmaz taşlık vasfı ile tescil harici bırakılmıştır. Kural olarak taşlık vasfındaki yerler Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılır. Böyle bir yerin zamanaşımı yoluyla kazanılması ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki koşullar altında imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmiş olması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar kazanma koşullarının geçmiş olması gerekir. Ne var ki açılmamış sayılmasına karar verilen dosyada dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar öncesi taşlık olan taşınmazın kim ya da kimler tarafından, hangi tarihte imar-ihyasına başlandığını,
imar-ihyanın bitirilip tarımsal zilyetliğin başladığı tarihi ile tespit tarihine kadar kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünü açıklamamış, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanmaya çalışılmış ise de dava konusu taşınmazın hava fotoğrafındaki niteliği belirtilmemiştir.
Bu halde Mahkemece yapılacak iş, mahallinde yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar, HMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı, aynı Kanun'un 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmeli, tescil davasının açıldığı 17.12.2009 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait ( 1979-1989 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları bulundukları yerden getirtilerek dosya arasına konulmalı, ... Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak çalışan 3 kişilik uzman Ziraat Mühendisi, Kadastro Fen Elemanı ve ... ve Fotoğrametri ... veya Harita Mühendisi'nden oluşacak uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla hava fotoğrafları keşifte uygulanmalı, öncelikle çekişme konusu taşınmazın yeri hava fotoğrafında gösterilmeli, daha sonra niteliğinin, kullanım süresinin ve ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve diğer bilirkişi sözleri uzman bilirkişilerin raporuyla denetlenmeli, taşınmazların imar-ihyasına başlandığı tarih ile üzerinde tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeye çalışılmalı, bundan sonra kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkinin HMK'nun 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, HMK'nun 290/2. maddesi gereğince birlikte keşfe götürülecek uzman bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilerek Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.