MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın önlenmesi
... ve ... ile ... ve ... aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.03.2012 gün ve 253/137 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı ... bizzat ve vekili Av...., karşı taraftan davacılar ... ve ... vekili Avukat... geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, “Atatürk Bulvarı Nürnberg Sitesi No:79 Pınarlı” adresinde bulunan villanın vekil edenleri tarafından 2.8.2004 günlü sözleşme ile davalı ...’dan satın ve zilyetliğinin devralındığını, diğer davalı ...’nin aynı evi daha önce diğer davalıdan satın aldığını öne sürerek çilingir vasıtasıyla eve girdiğini, işgal ettiğini açıklayarak, davalıların elatmasının önlenilmesine ve muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., dava konusu taşınmazın da üzerinde bulunduğu parsel üzerine 20 adet villa yaptırdığını, nizalı binayı önce diğer davalı ...’ye sattığını, ancak adı geçenin satış bedelinin cüzi kısmını ödediğini, kalan kısmı için icra takibi yaparak, haciz işlemi ile binayı geri aldığını, bilahare bir müddet bizzat kullanıp daha sonra da yurt dışında oturan ve yaz aylarını burada geçiren davacılara sattığını, davalı ...’nin villayı işgal ettiğini açıklamıştır.
Davalı ... vekili, dava konusu binanın bulunduğu taşınmazın ... adına kayıtlı olduğunu, vekil edeninin üzerine inşa edilen villayı davalı ...’den satın aldığını, icra takibi ve haciz işlemini takiben alacaklı-satıcı Bedri’nin enkaz bedelini alacağına mahsuben aldığı halde söküm işlemi yapmaksızın binayı danışıklı olarak davacılara devrettiğini, zilyetliğin vekil edeni tarafından sürdürüldüğünü ve ecrimisil ödendiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemenin, davanın reddine ilişkin ilk kararı, davacılar vekilinin temyizi sonunda Dairenin 28.10.2010 tarih 2010/2261 Esas 2010/5126 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme isteği de Dairenin 19.04.2011 tarih 2011/1666 Esas 2011/2319 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece dava konusu ... 590 parsel içinde kalan Nürnberg Sitesi 79/a numaralı ve teknik bilirkişinin 30.06.2009 tarihli rapora ekli krokisinde kırmızı renkle gösterilen villaya davalıların müdahalelerinin önlenmesine ve muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu binanın bulunduğu taşınmazın 590 parsel numarasıyla 23.08.1994 tarihinde hükmen ... adına tescil edildiği ve 6831 sayılı Yasa'nın Değişik 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu belirlenmiştir. Dairenin bozma ilamında, davacıların uyuşmazlık konusu binanın davalı ...’den satın ve zilyetliğin devralındığını, üzerindeki binanın satıcıları tarafından inşa edildiğini, davalı ...’nin haksız işgal ettiğini ileri sürerek ve satın almaya dayanarak elatmanın önlenilmesi ve anlaşmazlığın giderilmesini istedikleri, davalı ...’nin de davacılar tarafından ileri sürülen maddi vakıayı doğruladığı, diğer davalı ...’nin ise binayı daha önce diğer davalıdan satın aldığını, satış bedeli hususunda davalı ... ile anlaşmazlığa düşüldüğünü, korunması gereken zilyedin kendisi olduğunu açıklayarak davanın reddini savunduğu, buna göre uyuşmazlığın ...'ye ait taşınmaz mal üzerine izinsiz olarak, hafif yapı niteliğinde olmayan kalıcı nitelikteki yapıyı inşa edenden satın aldığını öne süren zilyetlerin, arsa maliki ...'den başka kimseler aleyhine açtıkları dava arkasında barındırdıkları bir hakka dayanmakta oldukları, HUMK'nun 8/II-3.madde ve fıkrasında yazılı zilyetliğin korunması davası olmadığı, temelinde bir hak davası olduğu açıklanmıştır. (Yargıtay HGK'nun 25.11.2009 tarih ve 2009/ 8-518 Esas, 573 Karar). Ayrıca toplanan deliller ve dosya içeriği, uyuşmazlık konusu binanın davalı ... tarafından ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine inşa edilerek, 02.08.2004 tarihli sözleşme ile davacılara satışla devredildiği, zeminle ilgili istek ileri sürülmediği ve ...'nin davada taraf sıfatı bulunmadığı nedenleriyle davacıların üstün hak sahibi olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği şeklinde kesin bozma sevk edilmiştir.
Gerçekten toplanan deliller incelendiğinde, ... adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine yapılan dava konusu villanın davalı ... tarafından inşa edildiği, 1.8.1996 tarihli satış sözleşmesi ile haricen diğer davalı ...’ye satılarak devredildiği, İnci tarafından ...’ye ecrimisil bedelinin de 01.01.1996-18.01.2002 arası ödendiği, anlaştıkları bedelin bir kısmının İnci tarafından ödenmediği nedeni ile ... tarafından İnci aleyhine icra takibi yapıldığı, İnci’nin takibe itiraz ettiği, ...’nin 22.12.2000 tarihinde açtığı dava sonunda ... 6.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07.11.2000 tarih 2000/1650 Esas 2002/1083 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, ... 2.İcra Dairesi'nin 2000/681 sayılı takip dosyasında davalı borçlunun borca itiraza yönelik itirazın iptaline, takibin aynen devamına, ayrıca borçlu davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verildiği görülmektedir. Bu karar sonrası 2000/6861 sayılı icra dosyasında villanın villa enkaz değeri itibariyle taşınır şeklinde açık artırmaya çıkartılmış, 25.02.2004 tarihinde alacağına mahsuben Bedri tarafından açık artırmada satın alınmış, her ne kadar teslime ilişkin ... İcra İflas Müdürlüğü'nün 2000/6861 esas sayılı dosyasında 20.04.2004 tarihli kararda mevcut villanın tamamının teslimi şeklindeki isteğin yasal olmadığından reddine karar verilmiş ise de aynı kararda villa ile ilgili kapılar ve pencereler dahil enkaz değerine dair tüm malların teslimi kararlaştırılmıştır. Sonrasında da 21.04.2004 tarihli Jandarma tutanağı ile ev boş hale getirilmiştir. ... tarafından ... aleyhine 22.06.2004 tarihli başvuru sonunda ... Valiliği İl İdare Kurulu 21.07.2004 tarihli kararında, 3091 sayılı Kanuna göre talepte bulunulmuşsa da 21.04.2004 tarihli tutanaktan itibaren villada ...’nin oturduğu, İnci’nin de bunu bildiği, taşınmazla ilgili Kadastro Mahkemesi'nin 2004/1 Esasında davanın devam ettiği açıklanarak talep reddedilmiştir. Bu tarihe kadar davacıların villa ile ilgili bir zilyetlikleri veya işlemler bulunmamakta ve zilyetliğin ...’de olduğu anlaşılmaktadır. 2.8.2004 tarihli zilyetliğin devri ve satış sözleşmesi ile ... tarafından dava konusu villa davacılar ... ve ...’a satılarak zilyetlik de devredilmiştir. ... tarafından villadan men edildiğini, villaya yönelik zilyetliğine vaki elatmanın önlenerek taşınmazın kendisine teslimi istekli olarak 21.07.2005 tarihinde ... aleyhine dava açılmış, ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 25.05.2006 tarih 2005/1114 Esas 2006/867 Karar sayılı ilamı ile dava tarihinden çok önce davacı tarafından fiilin ve failin bilindiği, bu hususta zabıtaya
davacı tarafından 02.05.2004 tarihinde müracaatta bulunulduğu, İl İdare Kurulu'na 22.06.2004'de şikayet yapıldığı, 21.07.2004 tarihinde şikayetinin reddedildiği, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesi ile talep reddedilmiş, temyiz edilmeden 24.07.2006'da kesinleşmiştir. 11.03.2006 tarihinde evin kapısının çilingirle açılarak İnci tarafından işgal edildiği iddiası ile gerek Bedri gerek alıcı davacılar tarafından İnci aleyhine 3091 sayılı Kanuna göre talepte bulunulmuş, ... Valiliği İl İdare Kurulu'nun 05.04.2006 tarihli kararı ile, önceki safahattan bahsedilerek İnci tarafından villanın kapı kilidinin çilingirle açılarak fuzuli işgalde bulunulduğu, villa içindeki işgalcilerin ise villa ile ilgileri olmayıp ...’nin misafirleri olduğu açıklanarak 3091 sayılı Kanuna göre fuzuli şagilin işgalinin önlenerek villanın eşyaları ile birlikte müştekiler ... ve ... vekiline teslimine karar verilmiştir. Bu kararın iptali için İnci tarafından mahkemeye talepte bulunulmuş ... 1.İdare Mahkemesi'nin 13.12.2006 tarih 2006/140 Esas 2006/2884 sayılı kararında davacı tarafından Sulh Hukuk Mahkemesi'ne 21.07.2005 tarihinde dava açıldığı, mahkemede dava varken İdare tarafından işlem yapılamayacağı gerekçesi ile işlem iptal edilmiştir. Bu iptal kararı üzerine de İnci tarafından villanın kendisine teslimi için İl İdare Kurulu'na başvuruda bulunulmuştur.
Safahatı ayrıntılı olarak açıklanan dava konusu villanın her ne kadar İl İdare Kurulu kararının İdare Mahkemesi tarafından iptali sebebiyle İnci’nin zilyetliğinde olduğu ve bunun dikkate alınması gerektiği iddia edilmekte ise de İdare Mahkemesi kararında geçen ve hükme esas alınan ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2005/1114 Esas 2006/867 Karar sayılı ilamı ... lehine sonuçlandığına ve İnci’nin villa üzerinde bir zilyetliği kalmadığına, Bedri tarafından da zilyetlik davacılar ... ve ...’a zilyetliğin devri ve satış suretiyle devredildiğine göre korunması gereken zilyetlikten kaynaklanan hakkın davacılara ait olduğu açıktır. Dairemizin kesin bozma ilamındaki açıklamalar ve toplanan deliller doğrultusunda korunması gereken zilyetlikten kaynaklanan hakkın davacılara ait olması karşısında yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davalı ...’nin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı ...'den alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı ... ve Çiğdem'e verilmesine taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 1.336,50 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4.811,40 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.