.....
... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .......verilen 30.05.2012 gün ve 772/402 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, 199 ada 49 ve 201 ada 2 sayılı parsellerin kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edildiklerini, 40 yılı aşkın bir süreden beri tasarruf ettiğini, aralıksız ve çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet olduğunu açıklayarak, dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının ölmüş olması nedeniyle mirasçılarının davacı sıfatıyla yer aldıkları ve davayı kendilerinin yürüttükleri belirlenmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı ...’ın mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı ve mirasçıları yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taşınmazların bulunduğu bölgede 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca.......Komisyonu'nca çalışmalar yaptığı ve taşınmazların meradan açıldığı gerekçesiyle Hazine adına belirlemelerin yapıldığı saptanmıştır. Mahkemece, kadim ve tahsisli mera üzerinde durulmamış bu konuda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. 199 ada 49 sayılı parsel Hazine'ye ait 07.04.1967 tarih 178, 201 ada 2 sayılı parsel ise aynı tarih 86 sıra nolu tapu kayıtlarına dayalı olarak 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edildikleri saptanmıştır. Dosya arasında bulunan belirtmelik tutanakları ile tablendikatif belgelerine göre, 199 ada 49 sayılı parselin belirtmelik numarası 1220, tablendikatif numarası ise 371, 201 ada 2 sayılı kadastro parselinin ise belirtmelik numarası 1332 ve tablendikatif numası da
.......
381 olduğu belirtmelik tutanaklarının açıklama kısmında diğer parsellerin tamamının ibaresiyle başlayan taşınmazların meradan açmak suretiyle işgalcileri tarafından kullanıldığı açıklanmıştır. 4753 sayılı Kanun hükümleri gereğince,.......adına belirleme yaptıktan ve tapuya tescil edildikten sonra oluşan tapu kayıtlarının sicilinin oluştuğu tarihten (tapu kayıtlarının oluştuğu 07.04.1967) geriye doğru 20 yıllık kazanma süresinin olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Taşınmazlar 07.04.1967 tarihinden itibaren tapuda kayıtlı yerlerden olduğundan, bu tür taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik hukuken herhangi bir değer taşımaz ve işgalcisine herhangi bir hak bahşetmez. Bu nedenle, taşınmazların tapuya bağlandığı tarihten itibaren taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik hesaba katılmaz.
O halde Mahkemece yapılacak iş; taşınmazların bulunduğu köye ait tahsisli ve kadim meraya ait tapu, vergi ve buna ilişkin harita ve belgelerin İl, İlçe Özel İdare Müdürlükleri ile Kadastro ve Tapu Müdürlükleri'nden istenmesi, getirtilerek dosya arasına konulması, 4753 sayılı.....yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen mera paftalarının.......getirtilerek dosya ile birleştirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilmesi, HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince, davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmazlara ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, yukarıda açıklandığı biçimde getirtilecek olan tahsisli ve kadim mera kayıtları, haritaları ile ..... düzenlenen mera paftaları teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, dava konusu parsellerin tahsisli ve kadim mera kayıtları kapsamında kalıp kalmadığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, tahsisli ve kadim mera kayıtları ile paftaları kapsamında kalmadığının saptanması halinde bu taktirde kadim mera araştırılmasının yapılması, komşu köylerden Mahkemece belirlenen yerel bilirkişiler ile tarafların komşu köylerden seçerek bildirdikleri tanıklardan dava konusu parsellerin meradan açılan yerlerden olup olmadığı yönünde bilgilerine başvurulması, bu konuda kendilerine sorular yöneltilerek durumun açıklığa kavuşturulması, kadim meradan açılan yerlerden olmadığının tespit edilmesi halinde davacıların zilyetliğin başlangıç tarihi olan 1947 tarihinden önce söz konusu taşınmazları kullanıp kullanmadıkları, kültür arazisi olarak kullanmış iseler ne şekilde tasarruf ettikleri konularında yerel bilirkişi ve tanıkların açıklayıcı beyanlarına başvurulması, zilyetlik süresinin tapu kayıtlarının oluştuğu 04.07.1967 tarihinden geriye doğru hesaplanması, ondan sonra oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 25.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy