MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.06.2012 gün ve 189/246 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... beldesi 148 ada 8, 10 ve 23 parsel sayılı taşınmaz ile 149 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalı ile müşterek murisleri olan babası ... ’den kaldığı halde kadastro çalışmaları sırasında müstakilen davalı adına tespit edilerek tapuya tescil edildiğini açıklayarak taşınmazların tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde; kadastro çalışmalarının gıyabında yapıldığını, babası ... ...’den kendilerine intikal eden taşınmazların tüm kardeşler üzerine tescil edilmesi gerekirken usulsüz işlem yapıldığını, ... ...’den kalan gayrimenkullerin tüm kardeşlerinin üzerine yazılması gerektiğini açıklamıştır. 31.05.2012 tarihli dilekçesinde ise ...'de oturması sebebiyle kadastro işlemlerinin haberi olmadan, yokluğunda yapıldığını, kadastro sırasında davacının taşınmazların bulunduğu yerde oturduğunu, haberdar olmasına rağmen kadastro işlemlerine itiraz etmediğini açıklayarak davanın görev, yetki ve husumet yönünden reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilerek uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris ... ... mirasçıları adına hisseleri oranında tapu kütüğüne kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik muristen intikal hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 996 maddeleri ile 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, taleple bağlılık ilkesi de ihlal edilmiştir. HMK'nun 26. maddesine göre “Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” Davacı dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini
talep etmiş olduğu halde mahkemece, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile tüm ... ... mirasçıları adına hisseleri oranında tapu kütüğüne kayıt ve tesciline karar verilmesi yukarıda açıklanan Yasa maddesi ile “taleple bağlılık ilkesine” aykırı olmuştur.
Dava mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olup, davacı tüm mirascılar adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuş olsa bile yine istek sadece davacının miras payına yönelik olduğu kabul edilerek yalnızca miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmelidir. Diğer mirasçıların kendi payları için kayıt maliki mirasçı ya da mirasçılara konu dava açmak hakları saklıdır.
Uyuşmazlık konusu taşınmazlar 11.03.2010 tarihinde kadastro sebebiyle davalı adına tescil edilmiş, dava konusu taşınmazların kadastro tutanakları ile komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri ve bu parsellere kadastro çalışmaları sırasında uygulanan tapu kayıt ile vergi kayıtları celp edilmeden hüküm kurulmuştur. Davacı, 09.12.2011 tarihinde yapılan keşif sırasında tanıklarından Cemal Karadirek’in hazır olduğunu, diğer tanığının yurt dışında olduğunu bu nedenle dinlenmesinden vazgeçtiğini beyan etmiştir. İlçe Jandarma Komutanlığının 08.11.2010 tarihli yazısının ekinde bulunan bilirkişi isim listesinde üç yerel bilirkişi ismi bildirildiği ve HMK’nun 196. maddesi (HUMK'nun 307. maddesi) anlamında bir vazgeçme olmadığı halde yerel bilirkişilerden ... ... ve ... ... dinlenmeden hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı gibi keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi Bahdiyar ...’nin kimliğinin tespit edilmemesi ve usulüne uygun olarak yeminin yaptırılmaması da doğru olmamıştır. Tanıklar hakkındaki hükümler aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. Bu nedenle HMK'nun 254 (HUMK'nun m. 260) maddesi gereğince tanıklar gibi dinleme sırasında öncelikle yerel bilirkişiden adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığını veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, beyanlarına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur, HMK'nun 271. maddesi gereğince bu maddede belirtilen şekilde yemini yaptırılır, ondan sonra bilirkişinin beyanına tespitine geçilir. Mahkemece, bilirkişinin kimliği tespit edilerek yemini yaptırılmadan dinlenmesi az önce açıklanan Yasa maddelerine aykırı olmuştur.
Öte yandan, 11.05.2011 tarihli ara kararı ile mahallinde keşif yapılmasına karar verilmiş, keşif giderleri ile yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının celbi için gerekli giderler ile yerel bilirkişi ve tanık ücretlerinin ödenmesi için karşı tarafa kesin süre verilmemiş, davacının davetiye giderlerini yatırmaması sebebiyle yerel bilirkişi ve tanıklara usulüne uygun olarak keşif gün ve saatini bildirir tebligat yapılamamış, keşif sırasında davacı tarafından hazır edilen yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenerek hüküm kurulmuş olması da doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; uyuşmazlık konusu 148 ada 8, 10, 23 ve 149 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağı örnekleri ile bu parsellere komşu 148 ada 6, 7, 9, 11, 15, 16, 19, 24 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar ile 149 ada 6, 8 ve 9 nolu parsellere ait kadastro tutanağı örneklerinin ve bu taşınmazlara kadastro çalışmaları sırasında uygulanan tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte bulundukları Tapu Sicil Müdürlükleri'nden, vergi kayıtlarının ise bulundukları Özel İdare Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243 ve 244. maddeleri uyarınca davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, aynı Kanun'un 259. maddesi uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, keşif gideri ile yerel bilirkişi ve tanık ücretleri ile
davetiye giderlerini yatırması için davacı tarafa kesin süre verilmesi, ara kararına uyulmadığı takdirde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesi, ara kararına uyulması halinde ise yerel bilirkişi ve tanıklara keşif gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmesi, yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenirken usulüne uygun olarak kimlik tespitleri yapılarak yeminlerinin yaptırılması ve bu hususun keşif tutanağına yazılması, ondan sonra taşınmazların davacıların ortak murisleri olan babaları ... ...’den kalıp kalmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, nizalı taşınmazlara ve komşu taşınmazlara kadastro çalışmaları sırasında uygulanan tapu kayıtları ile vergi kayıtlarının yerel bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla teknik bilirkişinin de yardımıyla uyuşmazlık konusu taşınmazlara uygulanması, komşu parsellere uygulanan kayıt ve belgelerin ise uyuşmazlık konusu taşınmazların yönünü ne olarak gösterdikleri üzerinde durulması, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, taleple bağlılık ilkesi de göz önünde tutularak bir karar verilmesi olduğu halde yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 133,65 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy