MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.05.2012 gün ve 132/62 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde kadastro çalışmaları sırasında 217 ada 5 sayılı parselin ... Belediyesi adına tespit ve tescil edildiğini 216 ada ile 218 ada arasında kalan vekil edenine ait olan taşınmazın bir bölümünün aynı çalışmalar esnasında köy boşluğu olarak bırakıldığını açıklayarak bu yerin vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye Başkanlığı'na dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevap da vermemiştir.
Dahili davalı Hazine temsilcisi ise davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, "davalı belediye adına kayıtlı 217 ada 5 parsel içerisinde işaretlenen ve teknik bilirkişinin 21.07.2010 havale tarihli raporuna ekli krokide C harfiyle gösterilen taşınmaz bölümü bakımından tapu kaydının iptali ile bu bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline aynı krokide D harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün davalı üzerinde bırakılmasına, yine teknik bilirkişinin 21.07.2010 havale tarihli raporuna ekli krokide A ve B harfleriyle işaretlenen taşınmaz bölümlerinin ise kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmesi üzerine hüküm krokide A ve B harfleriyle belirlenen ve kabulüne karar verilen bu taşınmaz bölümleri bakımından yalnızca dahili davalı hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece teknik bilirkişi ... ve ... 17.07.2010 tarihli raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 53,773 B harfiyle açıklanan 20,95 m2 yüzölçümünde taşınmazlar bakımından davacı yararına kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu A ve B ile krokide işaretlenen taşınmaz bölümleri dosya arasında bulunan orijinal pafta üzerinde yapılan incelemede 217 ada 3, 4, 5,12, 13, 14, 218 ada 1, 216 ada 10 ve 11 sayılı parseller arasında yol olarak bırakılan kısımda yer aldıkları orijinal pafta ile sabittir. Bu parseller arasında bırakılan yollar aynı zamanda diğer taşınmazlar ile yerleşim alanları arasında bulunan yollarla bağlantıyı sağladığı açıkça görülmektedir. Her iki taşınmaz bölümünün kabulüne karar verilmesi halinde, yollardan geçişe engel oluşturacağı gibi diğer taşınmazlar ile yerleşim arasında bulunan yollara geçişini de önleyecek bir durum oluşturacaktır. Böyle bir durumda kamu düzeni ilkesi ortaya çıkmaktadır. Bu ilkenin gözardı edilmesi düşünülemez. Bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş bulunması doğru değildir.Öte yandan taşınmazın bitişiğinde bulunan 217, ada 5 ve 217 ada 4 sayılı parsellerin tespitleri 01.06.2007 tarihinde yapılmış olup, dava konusu taşınmaz bölümlerininde bu tarihte paftasında yol olarak gösterildiğinin kabulü gerekir. Bu tarihten davanın açıldığı 13.07.2009 tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik süresi de henüz dolmamıştır. Çünkü kadastro tespitinin yapılmasıyla kadastrodan önceki zilyetlik kesintiye uğrar. Kadastro tespitinin yapıldığı tarihten itibaren böyle bir yerin kazanılabilmesi için yeniden yirmi yıllık kazanma süresinin dolması gerekir. Bu yönüyle de verilen karar yerinde değildir.
Saptanan bu olgular karşısında dahili davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde bulunmaktadır.Dahili davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6098 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yoluyla HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.