MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.05.2012 gün ve 1/59 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu 201 ada 34 parsel ve 199 ada 10 parsel nolu taşınmazların kendisine annesinden intikal ettiğini, kadastro sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; kadastro çalışmaları sırasında görev yapan tutanak bilirkişileri Yeter Çoban ve ...'in beyanları hükme esas alınarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitinden önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 996. maddeleri ile Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılmış, mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Mahkemenin bu görüşüne katılmak mümkün değildir. Şöyle ki; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; 09.07.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında nizalı 201 ada 34 parselin “bahçeli kargir ev” niteliği ile belgesizden, 199 ada 10 parselin, "tarla" niteliği ile belgesizden davalı adına tespit edilmiş, tutanakların itirazsız kesinleşmesi ile 11.12.2006 tarihinde tapuları oluşmuştur.
Zilyetlik maddi olaylardan olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. fıkrası uyarınca yerel bilirkişi ve tanık dâhil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. Ne var ki, genel Mahkemelerde görülen davalarda Hâkim tarafların gösterdikleri tanık ve delillerle bağlı olup onun dışında kendiliğinden tespit bilirkişisi ve tanık dinleyemez. Çünkü, genel mahkemelerde taraflarca hazırlama kuralı geçerlidir. 07.10.2011 tarihinde mahallinde yapılan keşifte, davacı vekilinin tanık listesinde yer alan ... ..., ... ..., ... ..., , davalı vekilinin tanık listesinde yer alan ... ... ve ... ..., mahkemenin yazısı gereğince Jandarma tarafından hazır edilen kadastro tutanak tanıkları ... ve yerel bilirkişiler ...'ün dinlendiği saptanmıştır. Keşif sırasında mahalli bilirkişiler, davalı ve davacı tanıkları ayrı ayrı ve aynı doğrultuda verdikleri beyanlarında, dava konusu taşınmazların davacıya annesinden intikal ettiğini, halen davacının zilyetliğinde
bulunduğunu beyan etmişlerdir. Ne var ki, davacı tarafından kadastro sırasında taşınmazların davalı adına tespit ettirildiğini beyan eden tutanak bilirkişileri Mahkemece tarafların talebi olmadığı halde, resen dinlenmiştir. Kadastro Yasası'nın 30. maddesine göre, “kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.” HMK'nun 25. maddesine göre, “Kanunla belirtilen durumlar dışında, Hakim, kendiliğinden delil toplayamaz.” Genel Mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde taraflarca talep edilmediği halde, tutanak bilirkişilerinin mahkemece keşif sırasında resen dinlenmesi ve hükme esas alınması yukarıda açıklanan yasa maddelerine aykırı olmuştur.
Hal böyle olunca; genel mahkemelerde görülen davalarda Hâkimin tarafların gösterdikleri tanık ve delillerle bağlı olup onun dışında kendiliğinden tespit bilirkişisi ve tanık dinleyemeyeceği nazara alındığında, dinlenen taraf tanıkları ve yerel bilirkişi beyanları doğrultusunda davacının davasını ispat ettiği anlaşıldığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy