MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İcra takibine itiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2096 Esas sayılı takip dosyasında ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.04.2011 gün, 2009/438 Esas ve 2011/134 Karar sayılı ilamı takip konusu yapılarak ilamda hükmedilen inkar tazminatı vekalet ücreti ve bunların faizleri talep edilmiştir. Borçlu vekili 19.04.2012 tarihinde icra emri tebliği üzerine yasal 7 günlük süre içerisinde 25.04.2012 tarihinde İcra Mahkemesi'ne başvurusunda dayanak ilamın menfi tespit ilamı olup talep edilen alacakların fer'i nitelikte olmaları nedeniyle ilam kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağını belirtip takibin iptalini istemiştir. Mahkemece istem reddedilmiş, hükmü borçlu vekili temyiz etmiştir.
İİK'nun 72. maddesinde “borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir” hükmüne yer verildikten sonra aynı maddenin 4. fıkrasında “dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde ihtiyati tedbir dolayısı ile alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar her halde % 40'tan aşağı tayin edilemez” 5. fıkrasında ise; “dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir...” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Kural olarak Mahkemeden ilam alan alacaklı bunun kesinleşmesini beklemeden icra takibine konu edebilir.
Mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere 1086 sayılı HUMK'nun 443/1. maddesi gereğince temyiz edilmiş olması da ilamın icrasını durduramaz.
Ancak bazı istisnai hallerde ilam kesinleşmedikçe takip konusu yapılamaz. Bu istisnai hallerin bir kısmı HUMK'nun 443/4. (HMK'nun 367/2) maddesinde diğer bir bölümü ise özel yasalarında gösterilmiştir.
Bu istisnai hükümlerden olan İİK'nun 72. maddesinin 4. ve 5. fıkraları menfii tespit ilamlarının kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağına ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Aynı zamanda borçlunun, borçlu olmadığını kanıtlamak için açtığı menfi (olumsuz) tespit davası sonunda alınan ilamın yargılama gideri ve tazminata ilişkin bölümleri davanın kabulü ya da reddine ilişkin bölümü ile bir bütündür. Bu kalemlerin kesinleşmesi ve infazı ancak bir bütün olarak ilamın kesinleşmesine bağlıdır. Dolayısı ile ilamın esas hakkındaki hükmü kesinleşmeden vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm bölümü ayrıca infaz ve icra takibine konu edilemez (HGK 05.10.2005 tarih, 2005/12 – 534 E., 2005/554 K.).
Somut olayda takip dayanağı ilam 19. Hukuk Dairesi'nin 04.10.2012 gün, 2012/8018 Esas ve 2012/14311 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme istemi reddedilerek kesinleştiğinden bu tarihten önce 18.04.2012 tarihinde başlatılan takibin iptali gerekir.
Mahkemece, istemin bu nedenlerle kabulüne karar verilmesi gerekirken HUMK'na (HMK) göre daha özel bir yasa olan İİK'nun ilgili maddelerinin uygulanması gerekliliği gözardı edilerek 1086 sayılı HUMK'nun 442/son cümlesinden bahisle karar düzeltme yolunun icrayı tehir etmeyeceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle ve İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.