MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali, tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım
Davacı-birleşen dosya davalısı ... ile davalı-birleşen dosya davacısı ... aralarındaki tapu iptali, tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.07.2012 gün ve 328/321 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-birleşen dosya davalısı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.12.2013 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ... bizzat ve vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın ... Köyü'nde 1970'li yıllarda yapılan kadastro çalışmaları neticesinde kadastro harici taşlık olarak tescil harici bırakıldığını, taşınmazı kadastro tespitinden sonra gerek davacı gerekse satın aldığı şahıs tarafından bağ çubukları ve meyve fidanları dikilerek kendi emek ve masrafı ile imar ihya ettiğini, taşınmazın taşlarını ayıkladığını, toprak çektiğini, bağ çubukları ve fidanları ektiğini ve üzerine bağ evi yaparak imar ve ihya ettiğini, bu şekilde yaklaşık 30-35 yılı aşkın kesintisiz ve nizasız olarak kullandığını,Hazinenin ise haksız şekilde adına idari yoldan tescil ettirdiğini açıklayarak ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, birleşen dosyada cevabında ise açıklamalarını tekrar ederek elatma koşullarının olmadığını, kal’in fahiş zarar doğuracağını, ...'nin iyiniyetli bulunmadığını açıklayarak aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve kal davasının reddini savunmuştur.
Davalı-birleşen dosyada davacı ... vekili, birleşen dosyada tapulu taşınmaza davalı Mehmet’in ev, bağ bahçe yaparak müdahale ettiğini açıklayarak elatmanın önlenmesine, kal’e karar verilmesini istemiş, asıl dava yönünden de kazanma koşullarının oluşmadığını, zilyetliğin 2001 yılına kadar başlangıç ve süresinin hava fotoğrafları ile belirlenmesi gerektiğini,taşınmazın davacının talebi ile idari yoldan ... adına tescil edildiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dosyada davanın reddine, Mahkeme dosyasında birleştirilen 2011/122 Esas, 2011/175 Karar sayılı dosyasının kabulü ile ... ili ... ilçesi ... Köyü ... mevki 893 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişinin 27.12.2011 tarihli rapor ve krokisinde sarı renkle belirtilen 775,26 m2’lik alanda davalının elatmasının önlenmesine, bilirkişi raporunda belirtilen 775,26 m2’lik alandaki ev ve müştemilatı bağ, çeşitli meyve fidanlarının kal'ine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
... Köyü'nde 1965 yılında yapılan kadastro çalışmalarında “taşlık” olarak tapulama harici bırakılan dava konusu taşınmaz, davacı ...’ın 05.09.2001 tarihli “... adına tapuya tescilinin yapılarak kendisine bedeli karşılığı satılmasını” isteyen dilekçesi üzerine tamamlanan işlemler neticesinde 12.05.2003 tarihinde 775,26 m2 miktarında ve evli bağ vasfıyla idari yoldan ... adına 893 parsel numarası ile tapuya tescil edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu taşınmazın taşlık iken taşların kırıldığı, üzerine kum getirilerek üzüm omcaları ve meyve ağaçları dikildiği, bu işlemin 1980’li yıllara kadar sürdüğünün ifade edildiğine, uzman ziraatçi bilirkişi raporunda ortalama % 10-12 eğimli, sığ üst toprak tabakasına sahip 4. sınıf kuru arazi niteliğinde, 20-25 yıllık bağ ile dağınık şekilde dikilmiş 20-30 yaş arası meyve ağaçları olduğunun açıklandığına, özellikle jeodezi ve fotoğrametri uzmanının 09.05.2012 tarihli gerekçeli raporunda 1975 yılında çekilen hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın genel olarak boş, doğal görünümünde tarımsal faaliyet yapılmamış bir yer olduğu, 893 parsel içinde A ile gösterilen iki katlı evin mevcut olmadığı, gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut bulunmadığı, 1992 tarihli hava fotoğrafında ise dava konusu yerin bağ olarak mevcut olduğu, 893 parsel içinde A ile gösterilen iki katlı evin ise mevcut olmadığı, gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut bulunmadığının tespit edildiğine, ... lehine ... adına idari yoldan tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlikle mülkiyet kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığına göre ...’ın tapu iptali ve tescil davasının reddi ile ... adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine ev ve müştemilat yapmak, bağ ve bahçe çubukları dikmek şeklindeki ...’ın elatmasının önlenmesi ve kal’e karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı-birleşen dosyada davalı ... vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün esasa dair bu bölümlerinin ONANMASINA,
Davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili, harç ve vekalet ücretinde dikkate alınan değerler ve vekalet ücretleri bakımından da hükmü temyiz etmiştir. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonunda alınan ... ve inşaat mühendisi bilirkişilerin 09.01.2012 tarihli raporlarına itibar edilerek asıl tapu iptali ve tescil davasında taşınmazın 04.03.2010 dava tarihi itibarıyla 17.830,98 TL zemin, 83.662,08 TL taşınmaz üzerindeki ev, duvar ve diğer müştemilat ile 900 TL bağ ve meyve ağaçları bedeli toplamı 102.393,06 TL dikkate alınmış, ... lehine bu değer üzerinden vekalet ücreti takdir edilmiştir. Birleşen dosyada ise 08.04.2011 dava tarihi itibarıyla 19.381,50 TL zemin, 90.300,72 TL taşınmaz üzerindeki ev, duvar ve diğer müştemilat ile 900 TL bağ ve meyve ağaçları bedeli toplamı 110.582,22 TL dikkate alınarak bakiye harcın ... tarafından tamamlanmasına hükmedilmiş ve ... lehine vekalet ücreti de bu değer üzerinden takdir edilmiştir. Asıl ve birleşen dosyalardaki iddiaların içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davaların taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK'nun 413 ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (04.03.1953 tarih 10/2 sayılı İ.B.....) ibaret olacağı kuşkusuzdur. Bu durumda birleşen dosya elatmanın önlenmesi ve kal isteğini içerdiğine göre elatılan yerin değeri yanında yıkımı istenen ev, duvar ve diğer muhdesat değerleri dikkate alınarak toplam 110.582,22 TL üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca birleşen dosyada davacı ... olup yasa gereği ...'nin harçtan muaf olması sebebiyle keşfen belirlenen dava değeri üzerinden harcın tamamlanmadığından söz edilemez. Bu açıdan bakiye harcın hükümle birlikte davada haksız çıkan ...’a yüklenmesi ve tamamlanmasına karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. ...'nin açtığı davada, davalı ... adına ortada bir kayıt bulunmadığından 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36/A maddesinin olayda uygulanamayacağında da tereddüt etmemek gerekir.
Ancak asıl davada istek zeminle ilgili tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğundan sadece arsa değeri olarak belirlenen 17.830,98 TL'nin dava değeri kabul edilerek bu değer üzerinden ... lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken hatalı şekilde üzerindeki ev, duvar ve diğer muhdesat değerlerinin de dikkate alınarak toplam değerleri üzerinden yazılı şekilde fazla vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosyada davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün asıl dosyadaki vekalet ücreti bakımından 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacı-birleşen dosya davalısından alınmasına, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy