MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 06.07.2012 gün ve 229/853 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... dava dilekçesinde; davalı ile evli iken 23.03.2009 tarihinde boşandıklarını, 1979 yılında evlilik birliği içinde aldıkları 613 ada 31 parselin davalı adına kayıtlı iken 02.02.2000 tarihinde tapuda satış şeklinde gösterilmek suretiyle davalının ablası ...'ye devredildiğini, yine evlilik birliği içinde edinilen 474 ada 2 parseldeki dükkanın davalı adına kayıtlı bulunduğunu, vefat eden müşterek çocuklar tarafından banka kredisi ile edinilen ve yarı yarıya davalı ile birlikte kendisine intikal eden 2364 ada 3 parsel sayılı taşınmaz için bakım ve onarım gideri olarak 6.000,00 TL, çocukların mezarı için 5.900,00 TL harcama yaptığını ve vefat eden müşterek çocuk Serpil'in kredi kartı borcu için 3.850 TL ödeme yaptığını açıklayarak, taşınmazların tasfiyesine, 2364 ada 3 parsele ilişkin bakım ve onarımdan kaynaklanan katkı ve çocukların mezar ile kredi kartı harcamasından kaynaklanan harcamaların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı 28.12.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle ortak çocukların mezarı için 7.400,00 TL, ortak eve yapmış olduğu bakım ve onarım için 12.510,15 TL, kredi kartı ödemesi için 4.088,40 TL, ortak evin ilk 7 taksidinin kendisi tarafından ödenmesi nedeniyle 7.676,91 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 613 ada 31 parsel sayılı taşınmazın 22.02.1979 tarihinde davalı ile üçüncü kişi arasında yapılan ölünceye kadar bakım sözleşmesi sonucu davalı adına tescil edildiğini, davacının bu sözleşmenin tarafı olmadığını, 474 ada 2 parselde kayıtlı dükkanın davalının kişisel birikimi ile edinildiğini, ev hanımı olan davacının her iki taşınmazda da katkısı bulunmadığını, vefat eden ortak çocuklardan kalan taşınmazda davacı tarafından yapılan bakım ve onarım giderlerinin istenemeyeceğini bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 20.11.1972 tarihinde evlenmişler, 20.01.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 29.07.2010 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170.maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 20.01.2007 tarihine kadar 4722 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Dava dilekçesinin içeriği davacının talebi ve dava konusu taşımazların edinme tarihi olan 23.02.1979 ve 26.04.1993 tarihlerine göre davacının talebi 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallara yapılan katkı payı alacağı isteğine ilişkin olup TBK'nun genel hükümlerine göre çözümlenmesi gereken davadır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, davacının ev hanımı olup 474 ada 2 parselin edinme tarihinde herhangi bir geliri bulunmadığına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre 474 ada 2 parselde bulunan dükkan yönünden davacının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Davacının sair temyiz itirazlarına gelince, dava dilekçesi ve dosya kapsamından davacının müşterek çocukların mezarı için yapmış olduğu harcama, vefat eden çocuğa ait kredi kartı ödemesi ile müşterek çocuklardan intikal eden taşınmaz için yapmış olduğu giderlerden kaynaklanan isteği mal rejiminin tasfiyesi isteğine ilişkin olmayıp, Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine dayanan alacak davasıdır. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK'nun m.118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi'nde bakılacağını hükme bağlamıştır. Bu maddelerin kapsamı dışında kalan ve aile hukukundan kaynaklanmayan mal varlığına ilişkin davalara bakma görevi 6100 sayılı HMK'nun Geçici 1. maddesi uyarınca 1086 sayılı HUMK'nun 1 ve devamı maddelerine göre genel mahkemelere aittir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınacağından dava tarihindeki değere göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevine giren davaya Aile Mahkemesi'nde bakılıp yargılamaya devam ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan dava konusu 613 ada 31 parsel Üzeyir Yılmaz adına kayıtlı iken bu şahıs ile davalı arasında düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereğince davalı adına tescil edilmiştir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. Mahkemece davacının sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, davacı yargılama aşamasında bakma sözleşmesinin alacaklısı Üzeyir Yılmaz'ın bakımının kendisi tarafından yerine getirildiğini ileri sürmüş olmasına rağmen bu husus mahkemece araştırılmamıştır. Bu halde mahkemece ölünceye kadar bakma akdinin alacaklısı Üzeyir Yılmaz'ın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, davacı tarafından iddia edildiği şekilde bir hastalığı bulunuyor ise, bakımının kim tarafından ne şekilde gerçekleştirildiği hususlarının
açıklığa kavuşturulması, davacının iddia ettiği şekilde bir bakımının tespiti halinde, davacının taşınmazın edinilmesinde katkısının bulunduğunun kabulü ile tarafların toplam tasarruf miktarı içerisindeki katkı oranlarının bilimsel olarak belirlenmesi mümkün olmadığından TMK'nun 227. maddesinde yer alan hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ile 6098 sayılı TBK'nun 50. ve 51. maddelerinin kapsamları gözetilerek belirlenecek tazminat niteliğinde bir miktar paranın katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin davacıdan alınmasına 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy