MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile ..., dahili davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.05.2012 gün ve 255/426 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili, davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği, dahili davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, muristen intikal, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal nedenlerine dayanarak davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği adına kayıtlı 116 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile söz konusu parselin önünde bulunan yol olarak tespit harici bırakılan yerin dava konusu parselle birlikte vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi, dava konusu parselin köyün ortak kullandığı harman yeri olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, dava konusu yolun zilyetlikle kazanılamayacağını, tespit tarihi itibariyle üzerinde ekili dikili birşey bulunmadığını, kazanma koşulları oluşmadığını, 116/20 parsel bakımından da davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne; 116 ada, 20 Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacılar adına tesbit ve tesciline, dava konusu yol olarak gösterilen bilirkişi...'ın 14.03.2012 tarihli raporunda pembe ile gösterdiği 362,923 m²lik kısmın tesbitinin iptali ile davacılar adına tesbit ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı ... vekili, davalı ... temsilcisi tarafından esasa ilişkin olarak; davacılar vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisinin dava konusu 116 ada 20 parsel sayılı taşınmaz hakkında köyün ortak olarak kullandığı harman yeri niteliğinde olduğu savunmasına göre bu yerden yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından yerel bilirkişilerin Mahkemece belirlenmesi, aynı şekilde tarafların da bu yerden yararı bulunmayan komşu köyleri halkı arasından yaşlı tanıklarını bildirmeleri konusunda kendilerine süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 253 254 ve 259, maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, HMK’nun 261.maddesi gereğince yerel bilirkişi ve tanıkların ayrı ayrı dinlenilmeleri, beyanlar arasında aykırılık bulunduğu taktirde aynı madde gereğince yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, dava konusu yerin kim
tarafından hangi vasıfla kullanıldığı hususunun yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmesi, bu konuda ayrıça zirai bilirkişiden gerekçeli ve denetime açık rapor istenilmesi, davacıların taşınmaz üzerinde aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunup bulunmadığının yine yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle tespit edilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Kadastro çalışmalarında yol olarak tespit dışı bırakılan taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacıların miras bırakanı adına kayıtlı nizasız 116 ada 12 parselin kadastro tespiti 21.07.2006 tarihinde yapılmıştır. Eldeki dava harcı alınarak 04.03.2011 tarihinde açılmıştır. Tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten sonraki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılması halinde, kural olarak taşınmaz üzerinde zilyetliğin kurulduğu tarihten itibaren kazanma süresi ve koşullarının başlatılması ve diğer şartların varlığı halinde davanın kabul edilebilmesi için tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine kadar en az 20 yıllık sürenin geçmiş olması gerekir. Tespit öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tescil davalarında ise, tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılan davalarda, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin kazanma bakımından nazara alınacağı kuşkusuzdur. Hukuk Genel Kurulu'nun 27.02.2002 gün, 2002/8-141 Esas, 2002/132 Karar sayılı hükmünde de belirtildiği gibi, tespit dışı bırakma tarihi, bitişik ya da komşu parsellere ilişkin kadastro tutanağının düzenlendiği tarihtir. Davaya konu paftasında yol olarak gösterilen ve teknik bilirkişinin 14.03.2012 tarihli raporunda belirtilen 362,923 m2 yüzölçümündeki yer için tespit öncesi iddialar bakımından makul süre geçmiş, tespit sonrası sebep için 20 yıllık süre dolmamıştır. Bu kısma ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davalı ... vekili ile davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davacılar vekilinin vekalet ücreti bakımından temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacılara ve davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği'ne iadesine 27.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy