MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ... ve Kalkandelen Köy Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Çaldıran Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.05.2012 gün ve 35/132 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzelkişiliği temsilcisi, nizalı taşınmazın davacı zilyetliğinde olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dosya içinde mevcut teknik bilirkişi raporunda K2 ile gösterilen 8668 m2, K3 ile gösterilen 2571 m2 ve Ç2 ile gösterilen 18644 m2 taşınmaz bölümlerinin davacı adına tesciline; D harfiyle gösterilen kısma ilişkin davanın dava dışı parsel dahilinde olduğu, T1 ve T2 ile gösterilen kısımlara ilişkin davanın ise taşlık niteliğinde olmaları nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ile davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı için zilyetlik koşullarının yanısıra taşınmazın da nitelik itibariyle zilyetlikle kazanıma uygun yerlerden olması gerekir. Mahallinde yapılan keşfe bağlı düzenlenen teknik bilirkişinin 05.05.2010 tarihli rapor ve krokisi ile zirai bilirkişinin 17.06.2010 tarihli raporunda; T1 ve T2 ile gösterilen alanların tarımsal faaliyete uygun olmadığı, taşlık niteliğinde bulunduğu, D harfiyle gösterilen taşınmaz bölümü bakımından ise 14 parsel aleyhine açılmış bir dava bulunmadığı saptandığına göre, davacı vekilinin yerinde bulunmayan hükmün redde ilişkin bölümüne dair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazlarına gelince; davacı taraf niza konusu taşınmaz bölümünün adına kayıtlı 55 parselin devamında ve zilyetliğinde olduğunu
bildirmiştir. 55 parselin kadastro tutanağında miras bırakanlarının ölümü üzerine davacı ve müşterekleri adına tespit edildiği belirtilmektedir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler nizalı taşınmazın babasından sonra davacıya verildiğini, davacı tanığı ise babasından davacıya geçtiğini bildirmiştir. Nizalı taşınmazın davacıya intikal şekli hususunda yeterince durulmamıştır.
Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre miras bırakan Abdulaziz Salazalp 1972 yılında ölmüş, geriye davacı ile dava dışı mirasçılar kalmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın davacı zilyetliğinde olduğu iddiasıyla dava açılmıştır. Davacı intikal şekli hususunda açıklama yapmamıştır. Davacının miras bırakanının ölüm tarihine göre TMK'nun 701 maddesi gereğince tereke elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın bulunmaktadır. TMK'nun 640 ve 702.maddeleri hükümlerine göre elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Yani tasarrufi işlemler tüm mirasçıların katılımıyla yapılabilir. Kural olarak, dava açmak da tasarrufi bir işlemdir. Miras bırakandan intikal ettiği iddiasıyla 3.kişilere karşı açılan davalarda, uyuşmazlık konusu taşınmazın taksim, bağış vb. şekilde mirasçılardan birine veya bir bölümüne bırakıldığının kanıtlanamaması halinde, mirasçılardan biri veya bir kısmı adına tescil isteyemeyeceğine ve dava dışı mirasçılar olması halinde tüm mirasçılar adına tescil istenilmediği için, dışarıda kalan mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci yoluyla da davanın yürütülmesi mümkün olmadığına göre işin esasına girilmeksizin davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekir. Ne var ki, somut olayda miras bırakandan kaldığı iddia olunan taşınmazın taksim edilip, edilmediği hususu üzerinde durulmamıştır. Mahkemece; dava şartı üzerinde durulması, uyuşmazlık konusu taşınmazın miras bırakandan intikalen davacıya bırakıldığı iddiasının doğrulanması halinde yargılamaya devamla iddia ve savunma doğrultusunda inceleme yapılarak davanın esası bakımından hüküm kurulması; dava konusu taşınmazın miras bırakanlarından intikalen davacıya kaldığının ispatlanamaması tüm mirasçılara ait bulunduğunun anlaşılması halinde ise dava yalnız davacı adına tescil istemiyle açıldığından, tüm mirasçılar adına tescil istenilmediğinden diğer mirasçıların davaya dahil edilmesi veya temsilci atanması suretiyle de dava şartının yerine getirilmesi mümkün olmadığına göre davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir.
Öte yandan; uyuşmazlık konusu taşınmazın tespit dışı bırakılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açılmıştır. Ancak teknik bilirkişinin 05.05.2010 tarihli rapor içeriğine göre nizalı taşınmazın mera olarak sınırlandırıldığı bildirilen 54 numaralı parsel kapsamında bulunup bulunmadığı hususunda tereddüt hasıl olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; uyuşmazlığın taşınmazın aynına yönelik olduğu gözönüne alınarak mahallinde keşif icrasıyla taraf tanıkları ve yerel bilirkişilerin HMK'nun 243-244.maddelerinde yazılı (HUMK'nun 258, 259) yöntemine uygun şekilde çağrılarak iddia ve savunma doğrultusunda dinlenilmesi, dava şartı üzerinde durulması, beyanlar arasında çelişki olduğu takdirde giderilmeye çalışılması, dava konusu taşınmazı gösterir ölçekli krokinin teknik bilirkişiye düzenletilmesi ve nizalı taşınmazın tespit dışı bırakılan yerlerden mi yoksa 54 numaralı parsel dahilinde mi olduğunun kesin olarak tespiti, mera olarak sınırlandırılan parsel dahilinde ise ilgili parsele ait tutanağın getirtilmesi ve davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının denetlenmesi, nizalı taşınmazın kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde ise tespit dışı bırakılma nedeninin belirlenmesi, tespit dışı
bırakılma nedenine göre gerektiği takdirde imar-ihya çalışmalarının yapılıp yapılmadığının tespiti, taşınmaz üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin süresi ve niteliğine ilişkin belirlemelerin denetlenmesi bakımından hava fotoğrafları ile uygulama yapılmasının düşünülmesi ve uyuşmazlığın niteliğine göre gerekli incelemeler yapıldıktan sonra tüm dosya kapsamı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesidir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün kabule ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 490,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy